Yenilenebilir Enerji
Milpes’ten tasarımı ve yazılımı yerli invertör
Enerji Günlüğü’den Mahmut Dayıoğlu’nun özel haberine göre Enerji arz güvenliği ve buna bağlı olarak enerji bağımsızlığı sadece Türkiye’nin değil, tüm ülkelerin öncelikli meselelerinden biri. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın açıkladığı stratejik planlar, YEKA projeleri ve durmaksızın süregiden enerji diplomasisi bu önceliğin bir ispatı. Enerji ana başlığı altında en çok gündeme gelen alt başlıklar ise sürdürülebilirlik, yenilenebilir kaynaklar ve enerjide yerlilik olarak dikkat çekiyor.
Bir ülkenin kendi enerji kaynaklarını kendi geliştirdiği ekipmanlarla üretmesi de stratejik öneme sahip. Bu yerlilik bir yandan dışa bağımlılığı ortadan kaldırırken, diğer yandan da milli kaynakların ve servetin yurtiçinde kalmasını sağlıyor.
Son dönemde kurulumları artan yenilenebilir enerji santrallerinde de devletin getirdiği önemli yerlilik şartları var. Örneğin Enerji Bakanlığı’nın açıkladığı YEKA şartnamelerinde tekliflerin en az yüzde 75 yerlilik oranına sahip olmaları gerekiyor. Bu şartlar, Çin mallarının egemenliğindeki ekipman pazarında yerli girişimlerin de filizlenmesini sağlıyor.
Bu girişimlerden biri de Ankara merkezli Milpes Elektronik. Şirket, 1995 yılında kurulan ve sektörde enerji altyapısına yönelik alıp yerine getirdiği taahhüt işleriyle tanınan Ayduran Elektrik’in bir kolu.
Sektörde artan güneş enerjisi santral yatırımlarını takip ederek güç elektroniği alanında bir fırsat görüp bu alana yatırım yapan Milpes, tamamen yerli malzeme, işçilik ve yazılım kullanarak kendi invertörlerini üretmeye başlamış. Milpes Elektronik Yönetim Kurulu Başkanı Bilal Ayduran, Enerji Günlüğü’nün sorularını cevapladı:
Ayduran Elektrik ve Milpes Elektronik ne iş yapar bize anlatır mısınız?
Ayduran Enerji 1995 yılında kuruldu. Biz enerji alanında faaliyet gösteriyoruz. Daha çok elektrik altyapı taahhüt işleri, dağıtım ve iletim sektörü altyapısında tesis işleri yapıyoruz. 2010 yılında biri Artvin’de biri Antalya’da 2 hidroelektrik santral yatırımımız oldu. Böylece enerji sektörünün diğer bir koluna da girmiş olduk. 2023 yılı itibariyle kurduğumuz Milpes Elektronik adlı şirketimizle de güç elektroniği alanında yer almak istedik.
Taahhüt işi yapan bir firma neden üretime girmek ister?
Taahhütte belli bir süre iş yaptıktan sonra başka bir alana kaymanız gerekiyor. Baktığınız zaman Türkiye’deki taahhüt şirketlerinin hepsinin bir değişim geçirdiğini görürsünüz. Solar invertör kısmında böyle bir fırsat görünce şirket olarak buna yatırım yapmak istedik.
Bu yöndeki kararınızdan sonra nasıl ilerlediniz?
Milpes Elektronik 2023 yılında kuruldu. Güç elektroniği alanında başladık ama şu an özellikle ilgilendiğimiz konu solar invertör üretimi. Buna da deneyimli Ar-Ge ekibimizle birlikte yola çıkarak başladık. Ekibin özellikle solar invertör konusunda yaklaşık 6-7 yıllık tecrübe ve bilgi birikimi var. Bir Ar-Ge laboratuvarı kurduk. Burada ilk ürünümüzü tasarlamaya başladık. İnvertörlerin tasarımından yazılımına kadar her şeyi yerli kaynaklarla yapıldı. Tamamen kendi üretimimiz. Herhangi bir dışa bağımlılığımız yok bu konuda. Şu anda 25 kW ve 33 kW’de iki ürünün tasarımı bitti, testlerini de başarıyla geçti, Aralık ayında üretime başladık.
Seri üretim mi olacak sipariş bazlı mı üretim yapacaksınız?
Sektörde daha çok proje bazlı çalışıldığı için tabii ki sipariş bazlı üretim bizim önceliğimiz olacak. Belli bir miktar stok yapılır mutlaka ama daha çok sipariş bazlı gideceğiz.
Farklı ürünler de gelecek mi?
Az önce de söylediğim gibi, bu iki üründe üretime Aralık ayında başladık. Ar-Ge çalışmaları da devam ediyor, çünkü bu iki ürünle sınırlı kalmayacağız. Özellikle 50 kW ve 125 kW ürünlerimizi de 2025 yılı içinde çıkarmayı planlıyoruz. Üretimlerimiz bunlarla devam edecek.
25 kW ve 33 kW dediniz, bunların diğer özelliklerinden söz edebilir misiniz?
Bu ürünler çatıda veya arazide kullanılabilir. Öyle bir ayrım yok. Ama arazi GES’ler daha yüksek güçlerde olduğu için 100 kW bir tane yerine 33’ten 3 adet kullanmanız gerekir. Orada bir fayda-maliyet analizi yapılması gerekiyor. Onun için bu güçler daha çok küçük arazi GES’leri veya çatı tipi GES’ler için uygun. Ama 50 ve 125 kW’lık invertörler çıktığında onlar arazi GES’lere daha uygun olacak.
Bu işe karar verdikten sonra ne tür zorluklarla karşılaştınız? İşler nasıl ilerledi?
Bu işlerin Ar-Ge kısmı hep zordur. Ama bizim en çok zorlandığımız kısım tasarım oldu. O aşama çok zaman alıyor. Bir yatırım yapıyorsunuz, finansman bulmanız, koymanız gerekiyor. Türkiye’de yatırım ortamında faizler çok yükseldi. Dolayısıyla biz bunu hep özsermayeden yapmak durumunda kaldık. Uygun krediler, destekler olmadı. Şu ana kadar tamamen özkaynaklarla finanse ettiğimiz bir proje.
TÜBİTAK veya üniversitelerden herhangi bir destek aldınız mı?
TÜBİTAK’tan Ar-Ge desteği aldık. Projemiz desteğe uygun görüldü. Şu anda bitmek üzere olan bir destek programındayız. Bunun dışında yatırım teşvik belgesi aldık. Farklı başvurularımız da var ama şu ana kadar alabildiklerimiz bunlar.
Bu alanda çok rekabet var. Yabancı markaların yanında başka yerli girişimler de varken, yatırımcılar neden sizinkini tercih etsin ki?
Önce yerlilik kavramını bir tartışmak lazım. İnvertör üreten yerli şirketler olduğunu biliyoruz. Bir sürü firma farklı komponentlerde de “yerli üretim yapıyoruz” diyor ama bunların ne kadarının tasarımı, yazılımı kendilerine ait, orası tartışılır. Peki bizi niye tercih etsinler? Öncelikle, bütün tasarım ve yazılım ile uzaktan izleme sisteminin kendimize ait olduğu için kimseye bağımlı olmadığımızı söyleyeyim. Dolayısıyla kullanıcılara, kendilerine yönelik çözümler de sunabiliyoruz. Bir sıkıntı, sorun çıktığı zaman anında müdahale edebiliyoruz, hemen değiştirebiliyoruz. Başka birinden izin almamız veya başka bir tasarımı incelememiz gerekmiyor.
Yerli ürün kullanımı teşvik edildiği için şu anda işin önü açık görünüyor, peki daha ilerisi için neler öngörüyorsunuz?
Enerji bakanlığının açıkladığı strateji planlarına göre, 2030 ve 2050 enerji yatırımı hedeflerinde büyük çoğunluğun GES yatırımı olduğunu görüyoruz. GES yatırımı olduğu sürece invertör ihtiyacı bitmeyecek. Biz invertör ihtiyacının önümüzdeki senelerde daha da büyüyeceğini düşünüyoruz. Bizim en önemli motivasyonumuz da bu zaten.
Yerlilik konusunda görüşleriniz nedir?
Yerlilik kavramı biraz tartışmalı. Yurtdışından parçaları getirip, burada birleştirip “Biz yerliyiz” diye ortaya çıkan da var. Dolayısıyla bizi korkutan şeylerden biri Avrupa Birliği ve ABD’nin yaptırımları nedeniyle Çinli firmaların Türkiye’ye gelip yerliymiş gibi üretim yapmaları ve bu ürünleri satmaları. Başka alanlarda bunu yapan firmalar var. Bu da devletin verdiği teşviği baltalayan bir uygulama oluyor.
Yani devlet gerçek yerlileri korumalı diyorsunuz…
Şu anda otomotivde, elektrikli otomobillerde de aynı şeyi konuşuyoruz. Güneş panelinde de aynı şeyler oldu ve engelleme getirildi. Hücre üretimi yapılması gerekiyor. Ama bundan önce serbestti, iki yıl boyunca herkes her şeyi sattı. Bir sabah kalktığımızda farklı bir yönetmelikle karşılaşabiliriz. Enerji piyasasında yatırımcıları korkutan en büyük sıkıntılardan biri bu. Bu nedenle pek çok şirket Türkiye yerine Avrupa’da, Balkanlar’da, İtalya’da yatırım yapmaya çalışıyor. Bir yatırım yapıyorsunuz, bunun geri dönüşünü hesap ediyorsunuz. Siz yatırıma başladıktan sonra bir de bakıyorsunuz yeni bir karar veriliyor. Yatırımınızın dönüşü 3 sene ise birdenbire 6 sene oluyor. Ya da 6 sene ise 1 seneye düşüyor. Şansa kalmış…
Kaynak: Mehmet DAYIOĞLU – Enerji Günlüğü
Yenilenebilir Enerji
TÜRKİYE’NİN ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNDE 80 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM HAMLESİ
Türkiye, güneş ve rüzgârda kurulu gücünü 2035’e kadar 120 bin megavata çıkarmayı hedeflerken, bu dönüşüm için 80 milyar dolarlık yatırım öngörülüyor. Enerji yatırımlarının hız kazandığı bu dönemde sektörün önemli buluşma platformlarından EIF Enerji Kongresi ve Fuarı, 5–7 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde sektörün yerli ve yabancı temsilcilerini bir araya getirecek. 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmanın katılımıyla düzenlenecek EIF 2026’da, 30 binin üzerinde ziyaretçi hedefleniyor. Enerji depolama sistemleri ve Tarım GES uygulamalarının öne çıkacağı organizasyon; yatırımcıları, teknoloji üreticilerini, enerji şirketlerini ve karar vericileri aynı platformda buluşturacak.
ENERJİ SEKTÖRÜNÜN GÜNDEMİ ANTALYA’DA ELE ALINACAK
Enerji sektöründe yatırımların yönü; artan elektrik talebi, enerji arz güvenliği, şebeke esnekliği ve yeni teknolojilerle birlikte yeniden şekilleniyor. EIF 2026, üç gün boyunca sektörün güncel yatırım ve teknoloji gündemini Antalya’ya taşıyacak.
Fuar kapsamında gerçekleştirilecek oturumlar, B2B görüşmeler ve iş toplantılarıyla yeni ticari bağlantıların ve yatırım iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. 2025 yılında İngiltere, Almanya, Çin, İsviçre, Kosova ve Avusturya başta olmak üzere 25 ülkeden ticari heyeti ağırlayan EIF, 2026’da uluslararası katılımını daha da genişletmeye hazırlanıyor. Bu yıl Yurt dışından 32 farklı alım heyetinin Antalya’da sektör temsilcileriyle bir araya gelmesi planlanırken, birebir görüşmelerle Türk enerji sektörünün uluslararası pazarlardaki ticari temaslarının güçlendirilmesi hedefleniyor.
KARBON PİYASALARI VE YEŞİL DÖNÜŞÜM EIF 2026’DA GÜNDEMDE
Enerji dönüşümünün yanı sıra karbon piyasaları ve sürdürülebilirlik başlıkları da EIF 2026’nın önemli gündem alanlarından birini oluşturacak. EIF Karbon Piyasaları Kongresi, karbon piyasalarının gelişimi, Türkiye’nin emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), karbon kredileri, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları sektörün gündemine taşıyacak. Karbon piyasalarının yalnızca çevresel hedefler açısından değil, şirketlerin rekabetçiliği, yatırım kararları ve uluslararası ticaret açısından da giderek daha stratejik hale gelmesiyle birlikte kongrenin; kamu, özel sektör, yatırımcılar ve finans dünyası arasında bilgi ve iş birliği zemini oluşturması hedefleniyor. EIF’in karbon piyasaları odağı, enerji dönüşümü ile ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik arasındaki bağlantıyı güçlendiren önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.
20 YILLIK BİRİKİMİMİZİ YENİ İŞ BİRLİKLERİNE TAŞIYACAĞIZ
Organizasyona ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan EIF Yönetim Kurulu Başkanı M. Murat Dilek: “EIF’i ilk kez düzenlediğimiz günden bugüne enerji sektöründeki büyük dönüşüme yakından tanıklık ettik. Bu süreçte sektörün değişen gündemini, yeni teknolojileri, yatırımcıları ve karar vericileri aynı platformda buluşturduk. Bu yıl Antalya’da 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firma ve 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz. Enerji depolama ve Tarım GES başta olmak üzere sektörün önümüzdeki dönem yatırım kararlarını şekillendirecek başlıkları gündeme taşıyacağız. 20 yıllık birikimimizi yeni yatırımlar ve uluslararası iş birlikleriyle ileriye taşımak istiyoruz.”
30 BİN METREKAREDE YAKLAŞIK 200 FİRMA
30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmanın katılımıyla gerçekleşecek EIF 2026’nın, 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Organizasyon; enerji şirketlerinin yanı sıra yatırımcıları, finans kuruluşlarını, teknoloji sağlayıcılarını, mühendislik şirketlerini ve sektör profesyonellerini bir araya getirecek.
Fuarın öne çıkan gündemlerinden birini enerji depolama sistemleri ve Tarım GES uygulamaları oluşturacak. Enerji arz güvenliği ve şebeke esnekliği açısından önemi artan depolama yatırımları ile tarımsal üretimde enerji kullanımına yönelik yeni modeller, sektör temsilcilerinin gündeminde olacak.
ULUSLARARASI ENERJİ BULUŞMASI ANTALYA’DA
Antalya’nın uluslararası ulaşım ağı ve Akdeniz havzasındaki konumu, organizasyonun uluslararası katılım hedefini de destekleyecek. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışından sektör temsilcilerinin katılımının hedeflendiği EIF 2026’da, B2B görüşmeler aracılığıyla şirketler ve yatırımcılar arasında doğrudan ticari temas kurulacak.
EIF 2026 Enerji Kongresi ve Fuarı, 5–7 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek.
Yenilenebilir Enerji
Eksim Holding’den 40. Yılına Özel Mücellit Sergisi
Yenilenebilir enerji, elektrik dağıtım ve gıda başta olmak üzere farklı alanlarda faaliyet gösteren Eksim Holding, kuruluşunun 40. yılını ‘Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’yle kutluyor. Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen sergi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla ziyarete açıldı. Sergi kapsamında düzenlenen açılış töreninin sonunda Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Cumhurbaşkanı’na, Kanuni Sultan Süleyman için hazırlanan yaklaşık 500 yıllık el yazması kitap hediye edildi.
1986’dan bu yana Türkiye’nin stratejik sektörlerinde 20’yi aşkın iştiraki ve yaklaşık 10 bin çalışanıyla yatırımlarını sürdüren Eksim Holding, kuruluşunun 40. yılını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla İstanbul’da düzenlenen özel bir programla kutladı. Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli’nin ev sahipliğinde Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve İstanbul Valisi Davut Gül’ün yanı sıra üst düzey davetliler katıldı.
Etkinlik kapsamında Eksim Holding’in 40. yılına ithafen restore edilen 40 nadir eseri ve şifa bekleyen nadir eserleri bir araya getiren ‘Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıldı. Açılış anısına Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yaklaşık 500 yıllık el yazması kitap hediye edildi.
Cumhurbaşkanı’na takdim edilen hediye, Kanuni Sultan Süleyman için hazırlanmış, yaklaşık 500 yıllık el yazması bir eser olma özelliği taşıyor. Müellifi hayatta iken istinsah edilmiş ve günümüze ulaştığı tespit edilen en eski nüsha olan kitapta, Ebû Eyyûb el-Ensârî’den rivayet edilen hadisler yer alıyor. Abdullah Tivnikli İSAR Vakfı’nda mücellit Muharrem Kalenci tarafından restore edilerek günümüze kazandırılan eser, “Ebû Eyyûb el-Ensâr’î’nin hadislerinden cihana yayılan güzel kokulu esintiler” adını taşıyor.
“Şifa Bekleyen Eserleri Hayata Kazandırıyoruz”
Eksim Holding’in 40 yıl boyunca enerji, elektrik dağıtımı, gıda ve farklı alanlarda yatırım yaparak binlerce insana istihdam sağladığının altını çizen Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli şunları söyledi:
“Ülkemize karşı sorumluluğumuzun yalnızca yatırım yapmak ve üretmekten ibaret olmadığına inanıyoruz. Kültürümüze, tarihimize ve bize emanet edilen eserlere sahip çıkmayı da sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Bugün açılışını yaptığımız Sergi de bu anlayışımızın en somut göstergesi. Abdullah Tivnikli İSAR Vakfımız bünyesinde oluşturduğumuz yaklaşık 50 bin eserlik kütüphanemizde, çok kıymetli nadir eserler bulunuyor. Bu eserleri yalnızca muhafaza etmekle yetinmiyor, şifa bekleyen eserleri de kurduğumuz mücellithanede yeniden hayata kazandırıyoruz. Bugüne kadar binden fazla eserin restorasyonunu tamamlamış durumdayız.”
“Geçmişten Devraldığımız Emanetleri Gelecek Nesillere Ulaştırıyoruz”
‘Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’ kapsamında Eksim Holding’in 40. yılına atfen, restore edilen kitaplar arasından seçilen 40 nadir eserin sergilendiğini belirten Tivnikli,
“Sergiyi ziyaret eden sanatseverler, yalnızca özel koleksiyonumuzu görmekle kalmayacak, aynı zamanda cilt sanatının nasıl yapıldığını da tüm yönleriyle deneyimleme şansına sahip olacak. Sergimizi “Kitaba Vefa” olarak adlandırıyoruz çünkü kitapların yalnızca kâğıt ve mürekkepten ibaret olmadığına inanıyoruz. Kitapların ilim, hafıza ve emanet içerdiğini düşünüyoruz. Bizlere düşen de geçmişten devraldığımız emanetleri koruyarak gelecek nesillere ulaştırmak” dedi.
40. Yıla Özel 40 Nadir Eser
Açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan Kitaba Vefa Sergisi’nde yer alan 40 özel eser, Abdullah Tivnikli Vakfı bünyesinde olan ve 50 bin nadide eserlik kütüphaneye sahip İstanbul Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde mücellit Muharrem Kalenci tarafından yürütülen koruma ve restorasyon çalışmaları arasından seçildi. Eserler, farklı dönemlerden, coğrafyalardan ve düşünce dünyalarından günümüze ulaşan nadir örneklerden oluşuyor.
Sergi kapsamında Muhyiddin İbnü’l-Arabi’nin 500 yıllık el yazması Fususü’l-Hikem’i, Şeyh Galib’in el yazması Divanı, Müellifi Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri olan Muhammed Şerif Erzurumi tarafından istinsah edilen yaklaşık 200 yıllık el yazması Marifetname’si, Yazıcıoğlu Muhammed Efendi’nin el yazması Muhammediye’si yer alıyor.
Sergide ayrıca Seyyid Muhammed Reşid el-Karamani’nin tezhipleriyle süslenen 200 yıllık el yazması Mushaf-ı Şerif’i, İbn Haldun’un Mukaddime’sinin yanı sıra Taş baskı bir Mushaf-ı Şerif’i gibi kültürel hafıza açısından büyük değer taşıyan eserler sanatseverlerle buluşuyor. Sergide yer alan eserlerin her biri, yalnızca içerdiği metinlerle değil; cildi, kâğıdı, yazısı, malzemesi, onarım izleri ve günümüze ulaşmasını sağlayan restorasyon çalışmalarıyla da serginin ana hikâyesini anlatıyor.
Kültürel mirasın korunmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunmayı amaçlayan Sergi, 13 Eylül tarihine kadar Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyaret edilebilecek.
Yenilenebilir Enerji
Akfen Yenilenebilir Enerji Yaklaşık 700 Bin Hanenin Yıllık İhtiyacına Eşdeğer Temiz Enerji Üretti
Akfen Yenilenebilir Enerji, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansı ile iklim kaynaklı risk ve fırsatlara yönelik yaklaşımını ortaya koyan 2025 TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayınladı.
Akfen Yenilenebilir Enerji’nin 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’na göre, şirketin 2025 yılında gerçekleştirdiği 1.645,9 GWh’lik yenilenebilir elektrik üretimi, açıklanan verilere göre hane başı yıllık elektrik tüketimi esas alındığında, yaklaşık 700 bin hanenin yıllık elektrik ihtiyacına eşdeğer bir üretim seviyesine karşılık geldi.
Söz konusu üretim, şirketin yenilenebilir enerji alanındaki büyüklüğünü somutlaştırırken, yaklaşık 700 bin hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacına karşılık gelen üretim ölçeğiyle Türkiye’nin düşük karbonlu enerji dönüşümüne sağladığı katkıyı da ortaya koydu.
Akfen Yenilenebilir Enerji, sürdürülebilirlik yaklaşımını iklim değişikliğine karşı dayanıklı ve çeşitlendirilmiş bir yenilenebilir enerji portföyü oluşturma hedefi doğrultusunda sürdürürken, 2025 yılına ilişkin çevresel, sosyal ve yönetişim performansını 2025 TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu ile paydaşlarının bilgisine sundu.
Şirketin Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nın TSRS S1 ve TSRS S2 hükümleri doğrultusunda hazırlanan ilk raporu; sürdürülebilirlikle ve iklimle ilişkili risk ve fırsatları yönetişim, strateji, risk yönetimi, metrikler ve hedefler çerçevesinde ele alıyor.
Raporda, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin düşük karbonlu enerji dönüşümüne katkısının yanı sıra operasyonel dayanıklılık, kaynak verimliliği, yeni teknolojiler, çalışanlar, toplumsal etki ve biyoçeşitlilik alanlarındaki çalışmaları da yer alıyor.
KURULU GÜÇ 887 MW SEVİYESİNE ULAŞTI
Akfen Yenilenebilir Enerji’nin 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’na göre, şirketin 2025 yılında gerçekleştirdiği 1.645,9 GWh’lik yenilenebilir elektrik üretimi, açıklanan verilere göre hane başı yıllık elektrik tüketimi esas alındığında yaklaşık 700 bin hanenin yıllık elektrik ihtiyacına eşdeğer bir üretim seviyesine karşılık geldi.
RÜZGÂR VE HİBRİT ÜRETİMDE YÜZDE 14,7 BÜYÜME
2025 yılında hidroelektrik üretimi hidrolojik koşulların etkisiyle bir önceki yıla göre yüzde 21,5 azalırken, güneş santrallerinin üretimi ise bir önceki yıla yakın bir seviyede kaldı, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin çeşitlendirilmiş üretim portföyü toplam üretimin artmasını destekledi. Şirketin rüzgâr ve hibrit üretim portföyünden elde ettiği elektrik üretimi 2025 yılında 1.099,6 GWh’ye ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 14,7 arttı. Rüzgâr ve hibrit GES yatırımlarının toplam kurulu güç içerisindeki payı da yaklaşık yüzde 60 seviyesine ulaştı.
Bu gelişim, yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine dayanan portföy yapısının değişken iklim ve üretim koşullarına karşı sağladığı operasyonel dayanıklılığı ortaya koydu.
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORLAMASINDA TSRS DÖNEMİ
2025 yılı, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin sürdürülebilirlik raporlaması açısından da yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Şirket, ilk kez Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları doğrultusunda hazırladığı raporunda sürdürülebilirlik ve iklim kaynaklı risk ve fırsatları daha bütüncül bir çerçevede değerlendirdi.
TSRS kapsamında ilk uygulama döneminde açıklanması zorunlu olmamasına rağmen şirket, 2025 yılı Kapsam 3 sera gazı emisyonlarını gönüllü olarak hesaplayarak raporladı. Raporda yer alan seçili çevresel, sosyal ve yönetişim göstergeleri için ayrıca bağımsız sınırlı güvence denetimi gerçekleştirildi.
YEREL PAYDAŞLARA YÖNELİK SOSYAL ETKİ ÇALIŞMALARI
Raporun sosyal etki başlıkları arasında Akfen Yenilenebilir Enerji finansörlüğünde, TİKAV koordinasyonunda yürütülen “Önlem Al, Güvende Kal” projesi de yer aldı. Proje kapsamında 2025 yılında Türkiye’nin 28 farklı lokasyonunda gerçekleştirilen çalışmalarla yaklaşık 3 bin kişiye afetlere hazırlık ve afet yönetimi konularında ulaşıldı.
Akfen Yenilenebilir Enerji ayrıca santrallerinin bulunduğu bölgelerde altyapı, sosyal ihtiyaçlar ve güvenlik gibi alanlarda yerel paydaşlara destek sağlamaya devam etti.
BİYOÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR SÜRDÜ
Çevresel çalışmalar kapsamında biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik izleme faaliyetlerine 2025 yılında da devam edildi. RES ve EDT projeleri kapsamında flora-fauna ve yarasa izleme çalışmaları gerçekleştirilirken ekolojik raporlamalar istatistiki veriler elde edebilme adına devam ettirildi.
Ayrıca santral çalışanlarının santral çevresinde karşılaştıkları canlı veya ölü hayvanlara ilişkin gözlemlerini dijital ortamda bildirebilmelerine yönelik uygulama da biyoçeşitlilik izleme çalışmalarının bir parçası olarak kullanıldı.
Akfen Yenilenebilir Enerji, önümüzdeki dönemde de yenilenebilir enerji portföyünü güçlendirmeyi, rüzgâr ve güneş kaynaklı büyüme fırsatlarını değerlendirmeyi, elektrik depolama ve yeni teknolojiler alanındaki çalışmalarını ilerletmeyi hedefliyor. Bunun yanı sıra Sürdürülebilirliği iş modelinin ve kurumsal karar alma süreçlerinin merkezinde konumlandıran Akfen Yenilenebilir Enerji, Türkiye’nin düşük karbonlu enerji dönüşümüne katkı sağlamayı ve tüm paydaşları için uzun vadeli, dayanıklı ve sürdürülebilir değer yaratmayı sürdürüyor.
