Sektörel
Enerjinin 2025-2027 dönemi yol haritası belirlendi
Orta Vadeli Program’a göre yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi artırılarak enerjide ithal kaynaklara bağımlılığın azaltılması çalışmaları kapsamında yerli ürün kullanım şartı içerecek şekilde YEKA projeleri geliştirilecek ve deniz üstü rüzgâr enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütülecek.
Türkiye ekonomisinin 3 yıllık hedef ve politikalarının yer aldığı Orta Vadeli Program’ın (OVP) onaylanmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, 5 Eylül tarihinde Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığınca hazırlanan ve 2025-2027 dönemini kapsayan OVP ile temel ekonomik büyüklükler ve hedefler belirlendi.
Programda yer alan temel politika alanları, ‘Yeşil ve dijital ekonomiye geçişe yönelik teknolojik dönüşümün sağlanması, Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesinin geliştirilmesi, Makroekonomik ve finansal istikrarın kalıcı hale getirilmesi, Kamu mali reformlarının hayata geçirilmesi, Beşeri sermayenin güçlendirilmesi, İş ve yatırım ortamının iyileştirilmeye devam edilmesi, İşgücü piyasasının etkinleştirilmesi ve Ekonomide kayıt dışılığın azaltılması’ başlıklarını içeriyor.
OVP kapsamında belirlenen hedefler arasında enerji sektörüyle ilgili önemli başlıklar da yer aldı. Buna göre programda yeşil dönüşüm, enerji verimliliği, sıfır atık uygulamaları, Ulusal Döngüsel Ekonomi Eylem Planı, özel sektör yatırımları, kritik madenler gibi başlıklar öne çıktı.
OVP’DE ENERJİ BAŞLIKLARI
Orta Vadeli Program’da enerji piyasası ile ilgili politikalara özel vurgu yapıldı.
Bu kapsamda program döneminde özel sektör yatırımlarının tamamlayıcısı olan kamu altyapı yatırım harcamalarının gözden geçirme programları vasıtasıyla etkinleştirilmesi sağlanarak yenilenebilir enerji, sulama ve sürdürülebilir ulaştırma altyapısının güçlendirilmesine önem verilecek.
Türkiye’yi bölgesinde yüksek teknoloji üretim merkezi haline getirecek büyük ölçekli yatırımlar, proje bazlı özelleştirilmiş mekanizmalar ve cazip destek paketleri hazırlanarak yarı iletkenler, e-mobilite, yeşil enerji, ileri imalat, sağlıklı yaşam, haberleşme ve uzay teknolojileri ile yenilikçi dijital teknolojiler gibi yeni gelişen öncelikli teknoloji alanlarını kapsayan HIT-30 programıyla firmalar desteklenecek.
SANAYİDE ENERJİ TEMELLİ YAPISAL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI HIZ KAZANACAK
Sanayide yapısal dönüşüm çalışmaları kapsamında sürdürülebilir büyüme için yeşil dönüşüm sürecinin hızlandırılmasına yönelik politikalar hayata geçirilerek uluslararası düzenlemelere uyum güçlendirilecek, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve enerji verimliliği artırılacak.
İklim değişikliğiyle ilgili uygulamaları bütüncül bir biçimde ele alan temel mevzuat hazırlıkları tamamlanarak uygulamaya konulacak.
Sera gazı emisyonlarının azaltımı ve iklim değişikliğine uyum hedefleri ile taahhütleri içeren İkinci Ulusal Katkı Beyanı hazırlık çalışmaları ile 2053 Uzun Dönemli İklim Değişikliği Stratejisi tamamlanacak.
Yeşil dönüşüm sürecinde rekabet gücünü korumak, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasının (SKDM) etkilerini en aza indirmek ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi desteklemek amacıyla sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik karbon fiyatlandırma mekanizması tesis edilecek.
Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) ve SKDM sektörlere etkileri değerlendirilecek, AB düzenlemelerinden etkilenecek sektörler için düşük karbonlu sektörel yol haritaları tamamlanacak.
Karbon vergisi niteliği taşıyan vergiler gözden geçirilecek ve tamamlayıcı karbon vergisi dâhil karbon fiyatlandırma araçlarının kalkınma ve yatırım ortamı üzerinde yol açacağı ekonomik ve sosyal etkiler analiz edilecek.
Yeşil dönüşüme katkı sağlayacak Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı uygulamaya konulacak.
Avrupa Birliği taksonomisi başta olmak üzere uluslararası taksonomi örnekleriyle uyumlu ve Türkiye’nin ihtiyaçlarını gözeten Ulusal Yeşil Taksonominin oluşturulmasına yönelik mevzuat çalışmaları tamamlanacak.
Sürdürülebilir ekonomi dönüşümünde gerçeğe ve ihtiyaca uygun bilgi sağlayan finansal piyasa ortamı oluşturmayı teminen işletmeler tarafından kurumsal sürdürülebilirlik raporları hazırlanabilmesine yönelik standartlar ve uzman havuzu oluşturulacak.
Ulaşımda Net Sıfır Emisyon Stratejisi ve Eylem Planı hazırlanarak uygulamaya konulacak.
Yeşil Mutabakat Eylem Planı kapsamında, ulaşımda emisyon azaltımı ve sürdürülebilirliğin sağlanması, bağlantısallığın artırılması konularında projeler hayata geçirilecektir.
Lojistik sektöründe yüksek kapasiteli şarj istasyonları ulusal planı ortaya konulacak.
Elektrikli araçların yaygınlaştırılması amacıyla şarj istasyon ağı geliştirilecek özellikle yerli elektrikli araçların kullanımı desteklenecek.
Yeşil dönüşüme yönelik eğitim ve danışmanlık hizmetleri desteklenecek.
Türkiye’nin ısı potansiyelinin değerlendirilmesi ve atık ısının kullanılabilmesi için ısı arzına yönelik gerekli mevzuat düzenlemesi yapılacak.
Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi artırılarak enerjide ithal kaynaklara bağımlılık azaltılarak yerli ürün kullanım şartı içerecek şekilde YEKA projeleri geliştirilecek ve deniz üstü rüzgâr enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütülecek.
Enerji yoğun sektörler öncelikli olmak üzere rekabetçilik ve yerli üretim dikkate alınarak enerji verimliliğini artıran projeler desteklenecek.
Yenilenebilir enerji kullanım oranı ve enerji verimliliği yüksek yeşil binalar ile bunlara yönelik Ulusal Yeşil Sertifika Sistemi yaygınlaştırılacak.
Hidrojen değer zinciri içerisinde yer alan teknoloji alanlarında teknoloji sağlayıcısı konumuna ulaşılmasına yönelik Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri desteklenecek.
Ulusal Döngüsel Ekonomi Eylem Planı hayata geçirilecek, ulusal geri kazanım oranları yükseltilecek ve endüstriyel simbiyoz uygulamaları özendirilecek.
İmalat sanayiinde eko-tasarım ve sürdürülebilir ürünlere ilişkin mevzuat takip edilerek karbon ayak izi ve diğer çevresel göstergelerin hesaplanması, izlenmesi için mevzuat geliştirilecek, ihtiyaç duyulacak dijital altyapı desteklenecek.
Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla uyumlu ve düşük karbonlu üretimi amaçlayan yatırımlar Yeşil Dönüşüm Destek Programı kapsamında desteklenecek.
Sıfır atık uygulamaları yaygınlaştırılacak.
ÖZEL SEKTÖR YATIRIMLARININ ÖNÜ AÇILACAK
Kamu altyapı yatırımlarının etkinleştirilmesi kapsamında yatırımlar özel sektör yatırımlarının önünü açacak şekilde uygulanarak Endüstri Bölgeleri, Organize Sanayi Bölgeleri, Küçük Sanayi Siteleri; hammaddeye erişim, lojistik, enerji, demiryolu ve liman bağlantısı tedarik zincirine uygun, çevre ve afet boyutu açısından sürdürülebilir şekilde oluşturulacak.
Tarımda verimliliğin ve üretimin artırılması çalışmaları kapsamında tarım sektöründe, sanayi sektörüyle etkileşim içerisinde, verimlilik artışlarıyla büyümenin sürdürülebilirliği desteklenecek.
Jeotermal kaynakların yanı sıra, rüzgâr, güneş ve biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının da kullanılacağı Organize Tarım Bölgelerinin sayısı artırılacak.
KRİTİK MADEN VE MİNERALLERE YÖNELİK İŞ BİRLİKLERİ ARTIRILACAK
İthalat bağımlılığının azaltılması çalışmaları kapsamında kritik maden ve minerallerin arzını ve arz güvenliğini sağlamaya yönelik uluslararası doğrudan yatırımlar alanında Türk Devletleri Teşkilatı ile (TDT) iş birlikleri geliştirilecek.
Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) maden yatırımları ile ülkemizin ithal bağımlılığının azaltılmasına ve dış ticaret dengesi ile cari işlemler açığının iyileştirilmesine katkı sağlanacak.
Petrol, doğal gaz ve maden kaynaklarına yönelik yurt içi ve yurt dışında arama ve üretim çalışmaları artırılarak rezervlerin katma değeri yüksek şekilde ekonomiye kazandırılması sağlanacak.
Tüm tabii kaynak yönetim sistemlerinin birbiriyle uyumlu bir kurumsal yapılanmaya kavuşturulmasını teminen bu faaliyetlerin tek elden yönetilmesine yönelik gerekli düzenlemeler yapılacak.
Maden arama faaliyetleri mevzuatta kamu yararına faaliyet olarak tanımlanarak madenlerin arama ve işletilmesinin türlerine, niteliklerine ve sürdürülebilirlik ilkelerine göre detaylı olarak ele alındığı yatırım güvencesini artıracak yeni bir temel düzenleme hazırlanacak.
Nükleer enerji elektrik üretim portföyüne dâhil edilecek, nükleer kapasitenin artırılmasına yönelik yeni proje ve teknolojiler geliştirilecek ve nükleer santrallerde kullanılan ekipmanların yerlilik oranları artırılacak.
İthalata bağımlılığı azaltmaya ve arz güvenliğini temin etmeye yönelik Türkiye Kritik ve Stratejik Hammaddeler Stratejisi hazırlanacak.
İhracatta yurt içi katma değerin ve çıktı ürünün teknolojik seviyesini artırmak üzere Dâhilde İşleme Rejiminin öncelikli hedef ürün ve sektör kapsamına ilişkin düzenleme yapılacak.
Sektörel
Enerjide Verimli Büyüme, Türkiye İçin Stratejik Bir Fırsat!
Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Direktörü Bora Şekip Güray, 5–11 Ocak Enerji Verimliliği Haftası kapsamında yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin enerji alanında daha verimli bir büyüme sağlamasının, enerji arz güvenliği, ithalatın azaltılması, rekabetçi bir enerji sistemi ve sürdürülebilir enerji dönüşümü hedefleri için büyük bir stratejik fırsat sunduğunu vurguladı. Güray, artan enerji talebinin daha verimli ve katma değeri yüksek çözümlerle yönetilmesinin kritik önem taşıdığını belirtti.
“Daha Verimli Bir Enerji Sistemi Enerji Arz Güvenliğini Güçlendirecek”
Bora Şekip Güray, 2025 yılında IICEC tarafından yayınlanan “Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü” raporunun bulgularına dikkat çekti. Rapora göre, verimli bir enerji sisteminin gelişimi, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesinde ve emisyonların azaltılmasında önemli rol oynayacak. Güray, “Verimli Büyüme Senaryosu”nda fayda-maliyet oranının dört buçuk gibi çarpıcı bir rakam olduğunu belirtti: her 1 milyar dolarlık enerji verimliliği yatırımı, fosil yakıt ithalatında ve emisyonlarda azalma ile birlikte 4,5 milyar dolarlık tasarruf sağlayabilir.
2053 Yılına Kadar %21 Daha Az Enerji Tüketimi ile Aynı Ekonomik Çıktı Mümkün
“Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü Raporu”ndaki bulgulara göre, 2053 yılına kadar Verimli Büyüme Senaryosu, Baz Senaryo ile aynı ekonomik çıktıyı %21 daha az enerji tüketimiyle sağlayabiliyor. Güray, bu durumun Türkiye’nin kişi başına enerji tüketimi yüksek ve enerji yoğunluğu düşük olan bazı OECD ülkeleriyle arasındaki farkı daha hızlı kapatmasına olanak tanıyacağını belirtti. Ayrıca Verimli Büyüme Senaryosu’nda emisyonların daha erken bir vadede tepe noktasına ulaşması, iklim değişikliği ile mücadele hedeflerine de önemli bir katkı sağlayacak.
Finansmanı Artırmak ve Çeşitlendirmek Önemli
Güray, Türkiye’nin son yıllarda ekonominin enerji yoğunluğunda azaltım performansı ile OECD ülkeleri arasında öne çıktığını, ancak bu olumlu performansın sürdürülebilmesi için gelişim alanlarının bulunduğunu ifade etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve Eylem Planı’nın önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Güray, 2030 yılına kadar enerji verimliliğine 20,2 milyar dolar yatırım hedeflendiğini vurguladı. Bu bağlamda, sanayi başta olmak üzere enerji tüketicisi sektörlerde artan farkındalık ile enerji verimliliği yatırımlarına daha fazla ve çeşitli finansman çekebilmek için yeni modeller ve iş birlikleri geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Enerjide En Yüksek Talep Binalarda Isıtma ve Soğutmadan Kaynaklanıyor
Güray, Türkiye’nin enerji talebinin beşte birinin binalarda ısıtma ve soğutma amaçlı kullanımdan kaynaklandığını belirtti. Bunu, %18’er pay ile enerji-yoğun sanayi sektörleri ve karayolu ulaşımı takip ediyor. Karayolu yük taşımacılığı ve binalarda elektrikli ev aletleri ve aydınlatma amaçlı kullanımlar da eklendiğinde talebin yaklaşık %70’i bu beş alandan kaynaklanıyor. Güray, özellikle eski konut binalarında, eski taşıtlarda ve sanayinin yapısında önemli verimlilik potansiyeli olduğunu sözlerine ekledi.
Artan Elektrik Enerjisi Talebinin Verimli Yönetimi Kritik Önem Taşıyor
Enerji sisteminde elektrik enerjisinin payındaki büyümenin çarpıcı trendler arasında yer aldığını vurgulayan Güray, elektrik enerjisinin nihai enerji talebindeki payının önümüzdeki 25-30 yıl içinde %50’ye ulaşabileceğini öngördüklerini belirtti. Artan ve çeşitlenen elektrik talebinin hem güvenli hem de verimli olarak karşılanması gerektiğinin altını çizen Güray, veri analitiği ve dijitalleşmenin sunduğu olanakların enerjide daha verimli büyüme için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.
Sektörel
2025’te petrol ve doğal gaz üretimi arttı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “2025’te yerli petrol ve doğal gaz üretiminde önemli bir hamle yaptık. 2026’da yerli kaynaklarımızı daha etkin kullanacağız” dedi.
2024’te yıllık 38 milyon varil olan yurt içi petrol üretimi, 2025 yılında yüzde 26 artış ile 47,9 milyon varile ulaştı. Doğal gazda da 2024’te yıllık 2,3 milyar metreküplük Türkiye geneli üretim, 2025’te yüzde 39 artarak 3,2 milyar metreküpe çıktı.
ENERJİ FATURASINI DÜŞÜRÜYOR
Enerjide dışa bağımlılığı azaltma noktasında yerli petrol ve doğal gaz üretimi büyük önem taşıyor. Özellikle Gabar’daki petrol, Karadeniz’deki doğal gaz üretimi, Türkiye’nin enerji faturasının azaltılmasında katkı sağlıyor. Bu sahaların yanı sıra yeni keşiflerin de devreye girmesiyle petrol ve doğal gaz üretimi giderek artıyor.
135 BİN VARİLLİK REKOR
2025 yılında yurt içindeki toplam petrol üretimi 47,9 milyon varil olarak gerçekleşti. 2024’te 38 milyon varil olan yurt için petrol üretiminin yüzde 26’lık artışı dikkat çekti. Günlük ham petrol üretimi 135 bin 671 varil ile 25 Nisan 2025’te yıllık bazda rekor seviyeye ulaştı.
10,2 MİLYON METREKÜP İLE ZİRVE
Doğal gazda 2024 yılında yıllık 2,3 milyar metreküp olan toplam yurt içi üretim, 2025’te 3,2 milyar metreküpe çıktı. Doğal gazdaki yıllık artış, yüzde 39 olarak kayıtlara geçti. 21 Nisan 2025’te Türkiye geneli günlük doğal gaz üretimi, 10,2 milyon metreküp ile zirve yaptı.
ENERJİ FATURASI
Petrol ve doğal gaz üretimindeki artış trendini yorumlayan Bakan Bayraktar, ülke olarak her yıl 60-70 milyar dolar enerji faturası ödediklerini söyledi. Bayraktar, Türkiye’nin enerjisinin üçte ikisini ithal ettiğini ifade ederek enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için yerli üretimin önemine dikkat çekti.
YENİ KEŞİFLER
2025 yılında yerli petrol ve doğal gaz üretiminde önemli bir hamle yaptıklarını kaydeden Bayraktar, “Bu yıl ile birlikte arama ve üretim faaliyetlerimize hız vereceğiz. Karadeniz’deki doğal gaz üretimimizi iki katına çıkaracağız. Diyarbakır’da gerçekleştireceğimiz yatay sondaj yönteminin Türkiye petrolcülüğünde oyun değiştirici etkisi olacak. Hem denizlerde hem de kara alanlarından sondaj faaliyetlerimiz artacak. İnşallah 2026 daha büyük keşiflere gideceğimiz bir yıl olacak.” dedi.
Sektörel
Rota Portföy Goldfinch Sanayi ve Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu Kuruldu
Rota Portföy ve Goldfinc Golfinch Global Capital işbirliği ile kurulanRota Portföy Goldfinch Sanayi ve Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, düzenlenen lansman etkinliği ile basına ve etkinliğe yoğun ilgi gösteren iş ve finans dünyası temsilcilerine anlatıldı.
Goldfinch Global Capital Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka ile Rota Portföy Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Eraslan lansman etkinliği öncesinde bir grup gazeteci ile bir araya geldiler.
Burada yaptığı açıklamada, Goldfinch Global Capital’i bir alternatif varlık yönetimi şirketi olarak kurduklarını belirten Dr. Tamer Saka, şirketin resmi kuruluşunun 2025 yılı başı olduğunu söyledi.
Saka şöyle konuştu: “Goldfinch Global Capital olarak hedefimiz 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık bir varlık yönetimi seviyesine çıkmak. Alternatif varlık yönetimi işinin bir parçası olarak da farklı alanlarda fonlar kuracağız. Bunlar vasıtasıyla şirket kendisine bir yatırım portföyü oluşturacak. Bu amaçla ilk fonumuzu biz Rota Portföy şirketi ile beraber bugün lansmanını yaptığımız fonumuzu kurduk. Bu fonun ilk hedefi 100 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmak.”
Dr. Tamer Saka bu fonun, üretim ve üretim teknolojileri alanında yatırımlar yapacağını kaydederek, “Dünyadaki ve ülkemizdeki, sanayi dönüşüm ihtiyacını karşılamak üzere orta büyüklükteki şirketlere global ölçekte büyüme imkanları sağlayacak yatırımlar yapmayı hedefliyoruz” dedi.
Yatırım yapacakları şirketleri “ileri teknoloji kullanan üretim şirketleri ve/veya bu üretim şirketlerine teknoloji sağlayan firmalar” olarak tanımlayan Saka, Fonun yüzde 85’i Türkiye’de yüzde 15’i yurtdışında yatırım yapacak şekilde planlama yaptıklarını vurguladı.
Dr. Tamer Saka şunları söyledi:
“Yatırımlarımızı ileri malzeme üzerinde çalışan, ileri teknoloji sahibi olan, elektronik, sağlık tarım ve teknoloji alanında faaliyet gösteren firmalara odaklamayı düşünüyoruz.
Bu fon ile tabii ki ticari bir faaliyet yürüteceğiz ama aynı zamanda Türkiye’nin sanayi dönüşüm potansiyelinde ortaya çıkacak güzel örneklere yatırım yapmayı planlıyoruz. Türkiye’de özellikle orta pazardaki şirketlerde teknolojiye çok hızlı bir adaptasyon gözlemliyoruz. Ancak bu şirketlerinde yönetim gibi, insan kaynakları gibi, finansmana erişim gibi konularda sıkıntıları oluyor. Belli bir eşiğe geldikten sonra büyümekte zorlanıyorlar. İşte biz bu fonu yönetirken, şirketlerin önünü açacak, onları destekleyecek her türlü yönetsel desteği veren ve gerekli finansal desteği sağlayan bir anlayışla hareket edeceğiz. Amacımız, ileri teknoloji alanında sanayi şirketlerimizin gerçek potansiyelini kamuoyuna göstermek.”
Rota Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Eraslan, girişim sermayesi alanındaki bu ölçeğe dikkat çekerek şunları söyledi: “Rota Portföy olarak girişim sermayesi alanında seçici ve disiplinli bir büyüme stratejisi izliyoruz. Bugün yönettiğimiz 28 girişim sermayesi yatırım fonu ve 14,4 milyar TL’yi aşan büyüklük, bu alandaki kurumsal kapasitemizin somut bir göstergesi. Goldfinch GSYF ile sanayi ve teknoloji ekseninde, uzun vadeli değer yaratma potansiyeli yüksek şirketlere odaklanıyoruz.”
Rakamlarla Girişim Sermayesi Fonları
Küresel ölçekte regüle edilmiş yatırım fonlarının toplam büyüklüğü 73,9 trilyon ABD dolarına, özel sermaye ve girişim sermayesi fonlarının toplam hacmi ise yaklaşık 12 trilyon ABD dolarına ulaşmış durumda. Bu tablo, private equity ve venture capital fonlarının küresel yatırım ekosisteminde artık ana akım bir rol üstlendiğini gösteriyor.
Türkiye’de de girişim sermayesi ekosistemi hızla derinleşiyor. Portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilen toplam varlık büyüklüğü yaklaşık 273 milyar ABD doları seviyesine ulaşırken; 47 portföy yönetim şirketi tarafından yönetilen 388 GSYF’nin toplam büyüklüğü 384 milyar TL’yi aşıyor. Bu fonlara 13.812 yatırımcı ortak olurken, 255 milyar TL doğrudan şirket ortaklıklarına yönlendirilmiş durumda.
-
Yenilenebilir Enerji3 hafta önceBorusan EnBW Enerji’nin, kız öğrencileri yenilenebilir enerji sektörüne hazırladığı Yeşil Yaka projesinde yeni dönem başladı
-
PETROL3 hafta önceShell Türkiye, 16. Yol Emniyeti Konferansı’nda Dijital Dönüşüm ve Artan Riskler Öne Çıktı
-
PETROL4 gün önceShell Gençlik Sosyal Yatırım Programı İLERİDE’ye Başvurular İçin Geri Sayım Başladı
-
PETROL4 hafta önceShell, Müşteri Memnuniyetinde; Türkiye’nin İlk 3 Şirketinden Biri, Sektörünün Lideri
-
Sektörel4 hafta önceRota Portföy Goldfinch Sanayi ve Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu Kuruldu
-
ELEKTRİK3 hafta önceGÜRİŞ’TEN UKRAYNA’NIN GELECEĞİNE YATIRIM
-
Sektörel1 hafta önce2025’te petrol ve doğal gaz üretimi arttı
-
Elektrikli Araçlar1 hafta önce2025 Türkiye İhracat Raporu: Otomotiv Zirvede, Savunma Sanayii Rekor Artışta!
