Yenilenebilir Enerji
Sürdürülebilir Finans Forumu’nda Türkiye’nin Yeşil Dönüşümü İçin Yatırım Fırsatları Ele Alındı
İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) ile UN Global Compact Türkiye’nin iş birliğiyle Sürdürülebilir Finans Forumu’nun 11’incisi, 11 Aralık’ta İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Finans sektöründe sürdürülebilirlik uygulamalarının ekonomi, çevre ve toplum üzerindeki etkilerinin değerlendirildiği Forum’un bu yılki teması “İklim ve Kalkınma Hedeflerine Uyumlu Finans” oldu.
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Sayın Osman Çelik’in açılış konuşmasıyla başlayan Forum’da; iklim ve kalkınma hedeflerine uyumlu yatırım akışları, geçiş finansmanı, sosyal etki yatırımları, karbon piyasaları, yeşil tahviller ve dijitalleşme konuları değerlendirildi.
İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) ile UN Global Compact Türkiye’nin iş birliğiyledüzenlenenSürdürüleb
Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, QNB Türkiye, Şekerbank, Türkiye İş Bankası ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın ana sponsorluğunda ve İstanbul Finans Merkezi ev sahipliğindegerçekleştirilen Forum, 2013’ten bu yana finans sektöründe sürdürülebilirlik uygulamalarının ekonomi, çevre ve toplum üzerindeki etkilerinin tartışıldığı en kapsamlı platformlardan biri olmayı sürdürüyor.
Açılış Konuşmalarında Ortak Mesaj: “Dönüşümün Temeli Sürdürülebilir Finans”
Forum;
- Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik,
- UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Kayabaşı,
- SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel’inaçılışkonuşmalarıyla başladı.
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik yaptığı konuşmada, Türkiye’nin adil ve kapsayıcı bir yeşil finans ekosistemine sahip olması için yürütülen çalışmaları aktararak, şunları söyledi: “
“Küresel finansal mimari, iklim dostu yatırımları önceleyen yeni bir döneme girdi. Türkiye de bu dönüşümün aktif bir parçası. Uluslararası finans kuruluşlarıyla yakın iş birliği içinde, ülkemizin kalkınma önceliklerine hizmet eden finans modellerini hayata geçiriyoruz. Bu yıl uluslararası finansal kuruluşlardan sağlanan dış finansman tutarı 15 milyar doları aştı. Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, sulama modernizasyonu, iklime dayanıklı tarım, düşük karbonlu ulaşım ve şehirlerin iklim risklerine karşı güçlendirilmesi gibi alanlarda projeleri destekliyoruz. Yayınladığımız Sürdürülebilir Finansman Çerçeve Dokümanı ile özel sektörün dönüşümüne de rehberlik ediyoruz. Ayrıca Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planımızla, 2053 net sıfır emisyon hedefimiz doğrultusunda adil, kapsayıcı ve yenilikçi bir yeşil finans ekosistemi inşa ediyoruz.”
UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Kayabaşı, konuşmasında “Sermayenin hızını ve yönünü doğru belirlemek, iklim eylemine yönelik hedeflerin başarısı için kritik. Mevcut gidişatla ilgili hiçbir şey yapmasaydık, bugün dünya 4 derecenin üzerinde bir ısınma patikasında olacaktı. Yani Paris Anlaşması işliyor ama yeterince hızlı değil. Geçici bir aşım neredeyse kaçınılmaz; fakat aşımın derinliği ve süresini bugünkü kararlar belirleyecek. Yıllık 1,3 trilyon dolar iklim finansmanı hedefine ulaşmak için bugünkü seviyenin en az beş katına çıkılması gerekiyor. Artık eksik olan tek şey, cesur finansal kararlar. Türkiye’nin COP31 Başkanlığı ve ev sahipliği ile Avustralya’nın müzakerelere liderlik edeceği iş birliği modeli; adil ve kapsayıcı bir iklim diplomasisi için önemli bir fırsat. Ancak beklentiler büyük ve bunların merkezinde karbon yoğun sektörlerin dönüşümünü destekleyecek güçlü politika ve finansman mekanizmalarının devreye girmesi yer alıyor” ifadelerini kullandı.
SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel yaptığı konuşmada, sürdürülebilir finansın dönüşümdeki rolünü vurgulayarak şunları söyledi: “Türkiye sürdürülebilirlik yolculuğunda somut adımlar atan ülkeler arasında ön sıralarda yer alıyor. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları ve Yeşil Taksonomi ile sürdürülebilirlik raporlamasında, finansal piyasalarda ve iklim politikalarında bütüncül bir çerçeveye kavuştuk. Unutmayalım ki, finans olmadan dönüşüm olmaz. Dönüşüm olmadan kalkınma olmaz. Ve kalkınma sürdürülebilir olmadıkça geleceğimiz olmaz. Bu nedenle iklim ve kalkınma hedeflerine uyumlu bir ekonomik sistem inşa edilebilmesi için, finans sektörünün karbonsuzlaşma, enerji verimliliği ve sürdürülebilir yatırımlar alanındaki rolünün güçlenmesi gerekiyor. Türkiye’nin 2026 yılında COP31’e ev sahipliği yapacak olması ayrıca ülkemizde bu alandaki çalışmalara ivme kazandıracaktır. Bu forumun, yeni iş birliklerini ve sürdürülebilir finansın gelecekteki fırsatlarını şekillendirmek için önemli bir platform sunduğuna inanıyorum.”
Panellerde Geçiş Finansmanı, SKA Yatırımları ve Karbon Piyasaları Ele Alındı
Bu yılki Forum programında, sürdürülebilir finansman alanındaki kritik başlıklara odaklanan iki ana panel düzenlendi.
1. Panel — “Geçişin Finansmanı: Riskten Fırsata Dönüşüm”
Forum kapsamında “Geçişin Finansmanı: Riskten Fırsata Dönüşüm” başlığıyla düzenlenen panelde, TKYB, QNB Türkiye, Şekerbank, İş Bankası ve IFC’nin üst düzey temsilcileri konuşmacı olarak yer aldı. Panelde finansmanın yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği odağında kullanımı, teknolojinin emisyon azaltımına katkısı, bankaların KOBİ gibi küçük ölçekli şirketlere yol arkadaşlığı yapmasının önemi başlıkları ele alındı.
TKYB, Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Etki Lideri Seçil Yıldız konuşmasında,
Türkiye’nin Net Sıfır hedeflerine ulaşabilmesi için enerji, sanayi, binalar ve ulaştırma gibi yüksek emisyonlu sektörlerde kapsamlı ve iyi yapılandırılmış dönüşümlere öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı. Yıldız, Yeşil Taksonomi ve Emisyon Ticaret Sistemi ile bankacılıkta ölçülebilir etki göstergelerinin önem kazandığını; TKYB’nin proje ve portföy bazlı sera gazı emisyon hesaplamaları ile sonuç odaklı etki ölçüm metodolojilerini uyguladığını belirtti. Ayrıca kamu-özel iş birliklerinin geçiş finansmanında ortak standartlar ve risk paylaşımı yoluyla etkiyi ölçeklendireceğini ifade etti
QNB Türkiye, Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı, Uluslararası Bankacılık & Hazine Satış Yönetici Direktörü Yeliz Ataay Arıkök, “Türkiye’nin Net Sıfır 2053 hedefi, bankacılık sektörünün rolünü kökten değiştiriyor. Bu dönüşümde bankalar, artık yalnızca finansman sağlayan değil; sanayiden KOBİ’lere tüm ekonominin karbonsuzlaşma sürecinin temel ortakları haline geliyor. QNB Türkiye olarak biz de geçiş finansmanını, iklim risklerini azaltan, rekabet gücünü artıran ve yeni iş fırsatları yaratan stratejik bir kaldıraç olarak görüyoruz. 2050 net sıfır hedefimiz ve uluslararası iş birliklerimizle, yüksek emisyonlu sektörlerin ve KOBİ’lerin adil, planlı ve ölçülebilir dönüşümünü desteklemeye kararlıyız. 2026 yılının Kasım ayında Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’nin, geçiş finansmanında önemli bir dönüm noktası haline gelmesini ümit ediyoruz” dedi.
Şekerbank, Sürdürülebilir Finansman Grup Başkanı Aslıhan Gemici ise yaptığı konuşmada; “Şekerbank olarak, KOBİ’lerin, çiftçilerin ve özellikle yerel ekonominin dönüşümünde finansmanın erişilebilir ve kapsayıcı olmasının belirleyici olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle finansmanı, üretim modellerini dönüştüren; verimlilik, iklim riski dayanıklılığı ve sosyal etki yaratan bir ortaklık aracı olarak ele alıyoruz. Uluslararası Finans Kuruluşlarından sağladığımız uzun vadeli yurtdışı kaynağın önemli bölümünü ise sürdürülebilir tarım ve KOBİ’lerin finansmanı, enerji verimliliği, sürdürülebilir tarım, kadın girişimciliği ve bölgesel kalkınma odaklı çözümlere aktararak, reel sektörün yeşil dönüşüm yolculuğunda uzun vadeli bir iş ortağı olmayı sürdürüyoruz. Geçiş finansmanı yaklaşımının, dönüşüm planı olan işletmeleri desteklemek açısından önemli bir fırsat sunduğunu düşünüyoruz. İklim ve kalkınma hedeflerine uyumlu bir ekonominin ancak finansal kurumların ortak çabası, bilgi paylaşımı ve aynı hedefe yönelik birlikte öğrenmeyle mümkün olacağına inanıyor; bu forumu sektörün geleceğine yönelik güçlü bir diyalog zemini olarak görüyoruz” dedi.
Türkiye İş Bankası, Sürdürülebilirlik Stratejisi ve Yönetişimi Birim Müdürü Derya Sargın Malkoç, “Regülasyonlar bizim için salt bir ‘uyum’ konusu değil; iş modelimizi geleceğe hazırlayan, veri kalitemizi ve yatırımcı güvenini artıran stratejik bir hızlandırıcı olarak rol oynuyor” sözlerini kullandı.
2. Panel — “SKA Yatırımları: Amaçtan Etkiye”
“SKA Yatırımları: Amaçtan Etkiye” başlıklı ikinci panelde ise TSKB, Arçelik, Enerjisa ve EBRD temsilcileri, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmada finansmanın rolü üzerine değerlendirmelerde bulundu.
TSKB Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Meral Murathan konuşmasında, “Mevcut küresel eğilimler dikkate alındığında, 2030 yılı için belirlenmiş SKA’lara 2050 yılında dahi tamamıyla ulaşılması mümkün görünmüyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) gelişmekte olan ülkelerdeki SKA yatırım açığının 2030 yılına kadar yıllık 4 trilyon ABD dolarına ulaşacağını tahmin ediyor. Her ne kadar finansman açığı SKA’lara ulaşamamada kritik bir sebep olsa da finansmanın da tek başına yeterli olmayacağını, bu ivmeyi yalnızca bankalarla değil özel sektör, kamu ve STK’ları da dahil ederek çok paydaşlı ve çok boyutlu bir şekilde ele almamız gerektiğini düşünüyorum” ifadelerine yer verdi.
Panelde ayrıca reel sektörden Arçelik Küresel Finans ve Kurumsal Risk Yönetimi Direktörü Mine Şule Yazgan ve Enerjisa Enerji, Hazine, Risk, Yatırımcı İlişkileri ve Vergi Direktör Cem Gökmen Gökkaya ile EBRD, Türkiye Finansal Kurumlar Direktör Yardımcısı Oksana Yavorskaya, özel sektördeki SKA yatırımlarına farklı bir perspektiften baktı.
Sinan Canan’dan İlham Veren Konuşma: “Dayanıklılığın Kalbinde İnsan Var”
Forumun en çok ilgi gören bölümlerinden biri ise Prof. Dr. Sinan Canan’ın gerçekleştirdiği “Zihinsel Anti-Kırılganlık, Kurumsal Dayanıklılık: Sürdürülebilirlikte İnsan Faktörü” başlıklı konuşma oldu.
Canan, finansal ve teknolojik dönüşümün ötesine geçerek kurumların ve bireylerin insani dayanıklılığına odaklanan yaklaşımıyla tüm salonun dikkatini topladı. Sürdürülebilirlik politikalarının insan davranışı, psikoloji ve kurum kültürünü içermesi gerektiğini vurgularken şirketlerin değişim baskısı altında anti-kırılgan yapılara dönüşmesinin ve belirsizlik dönemlerinde dayanıklılığı artırmanın yolunun insani kapasiteyi güçlendirmekten geçtiğini ifade etti.
Etkinliğin sonunda ise kapanış konuşmasını Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı İbrahim Ömer Gönül gerçekleştirdi. Gönül, konuşmasında şu mesajları verdi: “Sürdürülebilir finansman araçları, ekonomilerin istikrarı ve şirketlerin sağlıklı finansal sonuçlar alması açısından önemli bir role sahip. Bugüne kadar 600 milyar liranın üzerinde yeşil ve sürdürülebilir temalı borçlanma araçları ihracı gerçekleştirildi. Dijitalleşme, sürdürülebilir finansı şeffaflık ve erişilebilir veri yönetimi açısından pozitif etkiliyor. Biz de sermaye piyasalarının daha güvenilir, şeffaf ve tabana yayılan bir alan olması için dijitalleşme çalışmalarımıza hız veriyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz Sürdürülebilir Finans Forumu’nun, Türkiye’nin yeşil dönüşüm sürecinde farkındalığı ve iş birliğini daha da güçlendireceğine inanıyorum.”
Yenilenebilir Enerji
Rüzgar Enerjisinde Türkiye’de İlk Üçte!
Türkiye’nin dört bir yanındaki yenilenebilir enerji yatırımlarıyla yeşil dönüşüme katkı sağlayan Eksim Enerji, 2025 yılında 488,5 MW’lık ek artışla toplamda 1.186,5 MW’lık kurulu güce ulaştı.
Şirket, yine yıl içerisinde portföyüne kazandırdığı güneş enerjisinin yanında rüzgar enerjisi santrallerinde ise toplam 42 yeni türbini devreye aldı. Eksim Enerji, yaptığı yatırımlarla rüzgar enerjisinde Türkiye’de ilk üç arasına girmeyi başardı.
Yenilenebilir enerji yatırımlarıyla Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine büyük katkı sağlayan Eksim Enerji, 2025 yılı içerisinde tamamladığı GES ve RES projeleriyle 488,5 MW’lik ek kurulu güç artışı gerçekleştirerek rüzgar enerjisinde Türkiye’de ilk üçte yer alıyor. Toplamda 1.186,5 MW’lik güce erişen şirket, yıl içinde Geyve RES, Yozgat RES ve Skole RES projelerinin ardından Karaman’daki yeni rüzgar santralini de devreye aldı.
“11 sahada aynı anda ilerledik”
2025 yılında Yozgat, Karaman ve Ukrayna Skole RES’i aynı anda inşa ederek ulaşılması zor bir başarıya imza attıklarını belirten Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay şunları söyledi:
“Rüzgarın gücünü ardımıza alarak 11 ayrı sahada aynı anda ilerledik. Viranşehir GES, Geyve RES, Yozgat RES ve Skole RES projelerimizi tamamlamakla birlikte yıl içinde inşasına başladığımız Silivri RES’te 109 MW, Karaman RES tesisimizde 56 MW kurulu güce yükseldik. Susurluk, Ovacık, Tokat, Hasanbeyli RES’teki kapasite artışlarımızla birlikte, şu anda yurt içi ve yurt dışı toplam 1,1 GW’yi aşmış durumdayız. Bu sayede, ülkemizde rüzgar enerjisinde ilk üçe yükselmenin mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.
Yenilenebilir enerji yatırımlarını ülke genelinde dengeli biçimde yaymaya ve özellikle rüzgar enerjisi alanındaki güçlerini artırmaya devam etiklerini söyleyen Akbay, “Rüzgar enerjisi, yaşam döngüsü boyunca çok düşük karbon ayak iziyle çevresel etkisi en düşük enerji üretim kaynaklardan biri olarak portföyümüzde özel bir yere sahip. Aynı zamanda olgunluk seviyesi yüksek teknolojisi sayesinde, benzer büyük ölçekli üretim tesislerine kıyasla daha kısa sürede güvenle devreye alınabiliyor. Sürdürülebilirlik hedeflerimizi, sahaya girdiğimiz andan itibaren hızlı şekilde hayata geçirebiliyoruz” diye konuştu.
960 hanenin yıllık elektrik ihtiyacı, yenilenebilir enerjiden karşıladı
İşletme sürecine katılan yeni santrallerle enerji üretimini artıran Eksim Enerji Grubu, 2025 yılında rüzgar kalitesinin önceki yıllara oranla düşük seyretmesine rağmen bir önceki yıla kıyasla %21 artış göstererek 2,3 milyar kWh elektrik üretti. Böylece yaklaşık 960 bin hanenin elektrik ihtiyacını temiz enerjiden karşılayarak 1,4 milyon ton karbon salımının önüne geçmiş oldu.
Yenilenebilir Enerji
Cengiz Enerji, 2025’te dengeli üretim yaklaşımıyla büyümesini sürdürdü
Toplam 5.744 MW’lik kurulu gücüyle Türkiye’nin önde gelen enerji şirketleri arasında yer alan Cengiz Enerji, 2025 yılında enerji arz güvenliğini odağına alan dengeli üretim modeli ve yatırımlarıyla faaliyetlerini sürdürdü. Şirket, baz yük kapasitesi ile yenilebilir enerji kaynaklarını aynı sistem içinde etkin biçimde yöneten entegre yapısıyla, enerji sisteminin sürekliliğine katkı sağlamaya devam etti.
Enerji sektöründe arz ile talebin anlık olarak dengelenmesini gerektiren yapı, 2025 yılında daha da kritik hale geldi. Bu dönemde Cengiz Enerji, termik santrallerin sağladığı baz yük kapasitesi ile hidroelektrik, rüzgar ve güneş enerjisini entegre bir üretim yaklaşımıyla yönetti. Şirketin yenilenebilir enerji portföyü; 2.290 MW hidroelektrik, 828 MW güneş ve 156 MW rüzgar olmak üzere toplam 3.274 MW kurulu güce ulaştı. Yurt dışında ise Özbekistan’daki 480 MW kurulu güce sahip doğal gaz santrali, portföyün dengeli yapısını tamamlayan önemli unsurlar arasında yer aldı.
ÜRETİMDEN DAĞITIMA UZANAN ENTEGRE YAKLAŞIM
Cengiz Enerji, 2025 yılında elektrik dağıtım alanındaki faaliyetleriyle de Türkiye’nin enerji altyapısına katkı sağlamayı sürdürdü. Şirket; Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ), Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. (AEDAŞ), Meram Elektrik Dağıtım A.Ş. (MEDAŞ) ve Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. (ÇEDAŞ) aracılığıyla, İstanbul Avrupa Yakası başta olmak üzere 13 ilde yaklaşık 20 milyon kişiye elektrik arzının sürekliliğini sağlamaya devam etti. Türkiye toplam elektrik tüketiminin yaklaşık %30’unu kapsayan bu dağıtım portföyü kapsamında, Cengiz Enerji yıllık yaklaşık 54 milyar kWh elektrik dağıtımı gerçekleştiriyor.
2025’TE YATIRIM ODAĞI DENGELİ VE ÖNGÖRÜLEBİLİR BÜYÜME OLDU
2025 yılı, Cengiz Enerji açısından büyüme stratejisinin kontrollü, öngörülebilir ve uzun vadeli bir bakış açısıyla desteklendiği bir dönem oldu. Şirketin planlama ve izin süreçleri devam eden toplam yeni kurulu gücü 1.160 MW seviyesinde bulunuyor. Bu kapasitenin 550 MW’ı Özbekistan’da hayata geçirilecek doğal gaz santrali yatırımından, 610 MW’ı ise Türkiye’de ağırlıklı olarak yenilenebilir ve depolamalı santral projelerinden oluşuyor. İzin ve ÇED süreçleri doğrultusunda ilerleyen projelerin bir bölümünün 2026 yılında devreye alınması hedefleniyor. Rüzgar enerjisinde ise Şirket, Türkiye’nin en büyük rüzgar türbinlerinden biri olan 7,2 MW’lık kapasiteli yeni nesil türbin yatırımıyla, kapasite artışının yanı sıra üretim verimliliği artırmaya yönelik çalışmalarını 2025 yılı boyunca sürdürdü. Bu yatırımlar, Cengiz Enerji’nin kurulu gücünü büyütmesinin ötesinde, uzun vadeli arz güvenliği ve sistem esnekliği hedeflerini de destekliyor.
HİBRİT VE DEPOLAMA ADIMLARI STRATEJİK ÖNCELİK HALİNE GELDİ
Yenilenebilir enerji üretiminin doğası gereği değişken bir karaktere sahip olması, 2025 yılında sistem dengesi ve arz sürekliliğini enerji sektörünün ana gündem maddeleri arasına taşıdı. Cengiz Enerji bu çerçevede, portföy dayanıklılığını artırmaya yönelik hibrit ve depolama yatırımlarına odaklandı. Türkiye’nin ilk hibrit santralini hayata geçiren şirket, Aşağı Kaleköy’de 500 MW hidroelektrik kapasiteye ek olarak 80 MW güneş enerjisiyle hibrit üretimini sürdürdü. Depolamalı santral yatırımlarına yönelik ön lisans süreçleri tamamlanırken, izin aşamalarının ardından projelerin kademeli olarak devreye alınması hedefleniyor. Depolamalı santraller için önümüzdeki 10 yıllık ihtiyacı kapsayan 34 bin MW’lık ulusal kapasite çerçevesi, Cengiz Enerji’nin yatırım planlamasında dikkate aldığı temel referanslardan biri olarak yıl boyunca yakından izlendi.
YURT DIŞI YATIRIMLARDA ORTA ASYA VE TÜRK CUMHURİYETLERİ ODAKTA
Cengiz Enerji’nin yurt dışı portföyünde Özbekistan, 2025 yılında da öncelikli konumunu korudu. Mevcut santraller ve devam eden yatırımlar, ülkenin enerji arz güvenliğine katkı sağlarken, şirketin uluslararası büyüme stratejisinin de temel yapı taşlarını oluşturuyor. Cengiz Enerji, Orta Asya ve Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere farklı coğrafyalarda, regülasyonlara uyumlu, sürdürülebilir ve uzun vadeli yatırım fırsatlarını yakından takip etmeyi sürdürüyor.
Bu kapsamda Cengiz Enerji, 2025 yılında Orta Doğu’da da stratejik bir adım attı. Şirketin de yer aldığı uluslararası konsorsiyum ile Suriye Enerji Bakanlığı arasında imzalanan anlaşma doğrultusunda, toplam 5.000 MW kurulu güce ulaşması hedeflenen doğal gaz ve güneş enerjisi santrallerine yönelik projelerde uygulama aşamasına geçildi. Söz konusu yatırımın, bölgenin enerji arz güvenliğini güçlendirmesi ve uzun vadeli ekonomik toparlanmaya katkı sağlaması hedefleniyor.
GELECEĞİM MÜHENDİSLERİNE YATIRIM
Cengiz Enerji, 2025 yılında enerji altyapısına yönelik yatırımlarının yanı sıra sektörün geleceğini şekillendirecek nitelikli insan kaynağına yönelik çalışmalarını da güçlendirdi. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Ankara Şubesi iş birliğiyle ReAktör mentorluk programını hayata geçirdi. Üniversite–sanayi iş birliğinin somut bir örneği olarak tasarlanan program, genç mühendislerin teorik bilgilerini gerçek üretim ortamında uygulamalı olarak deneyimlemelerini ve enerji sektörüne daha donanımlı şekilde hazırlanmalarını hedefliyor. Proje kapsamında, Ankara’daki 11 üniversitenin elektrik-elektronik mühendisliği öğrencilerine yönelik mentorluk, saha deneyimi ve teknik tesis ziyaretlerinin 2026 yılında da sürdürülmesi planlanıyor.
“ENERJİ YATIRIMLARINDA KALICI DEĞER, DOĞRU PORTFÖY MİMARİSİYLE MÜMKÜN”
Cengiz Enerji CEO’su Ahmet Türkoğlu 2025 yılına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Enerji yatırımlarında kalıcı değer üretmenin yolu, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken yarının sistemini de bugünden doğru şekilde planlamaktan geçiyor. 2025 yılında odağımız; baz yük kapasitesi ile yenilenebilir kaynakları dengeli biçimde bir araya getiren, arz güvenliğini önceleyen ve uzun vadeli öngörülebilirlik sağlayan bir portföy mimarisi oluşturmak oldu. Hibrit projelerimizle sistem esnekliğini desteklerken, depolama alanında ise teknik, idari ve planlama çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Aynı zamanda dijitalleşme ve yapay zeka destekli uygulamalarla üretimden dağıtıma kadar tüm süreçlerde verimliliği ve karar alma hızını artırmaya odaklanıyoruz. Enerji sektöründe rekabet avantajının, yalnızca kurulu güçten değil; veriyi doğru okuyabilen, sistemi doğru planlayabilen ve operasyonel disiplini güçlü yapılardan geçtiğine inanıyoruz. 2026 ve sonrasında da Türkiye’de ve faaliyet gösterdiğimiz coğrafyalarda, regülasyonlara uyumlu, sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve uzun vadeli değer üreten projelerle yolumuza devam edeceğiz.”
Güneş Enerjisi
Bossa’dan Konya’ya 255 Milyon Liralık Dev Enerji Yatırımı: 10 MW’lık GES Kuruluyor
Bossa Ticaret ve San. İşletmeleri Türk A.Ş., enerji maliyetlerini düşürmek ve karbon ayak izini azaltmak amacıyla Konya’da dev bir Güneş Enerji Santrali (GES) kurmaya hazırlanıyor. 255 milyon lirayı aşan yatırım bedeliyle dikkat çeken proje, ileri teknoloji güneş takip sistemleriyle donatılacak.
KONYA – Bossa Ticaret, Konya İli, Selçuklu İlçesi, Sızma Selçuklu Mahallesi sınırları içerisinde modern bir Güneş Enerji Santrali projesi için düğmeye bastı. Toplam 10,1 MWe – 11,1 MWm kurulu güce sahip olacak santral, bölgenin yenilenebilir enerji potansiyelini en üst seviyeye çıkarmayı hedefliyor.
Tek Eksende Güneşi Takip Eden İleri Teknoloji
Yaklaşık 10 hektarlık (9,82 ha) geniş bir arazi üzerine inşa edilecek olan santralde, verimliliği maksimize etmek için Monokristal Tek Eksende Güneşi Takip Eden Fotovoltaik Sistemler kullanılacak. Bu sistemler sayesinde paneller, gün boyunca güneşin konumuna göre hareket ederek maksimum enerji üretimi sağlayacak.
Projenin teknik donanımı şu şekilde planlandı:
-
Panel Sayısı: 18.197 adet (Her biri 610 Watt gücünde)
-
İnverter Sayısı: 31 adet (Her biri 330 kW kapasiteli DC/AC dönüştürücü)
-
Bağlantı Noktası: Selçuklu TM (Orta Gerilim seviyesinden şebekeye bağlantı)
Yılda 27,3 Milyon kWh Elektrik Üretilecek
Bossa’nın Konya yatırımı, sadece kapasitesiyle değil, üretim potansiyeliyle de öne çıkıyor. Santralin yılda yaklaşık 27,3 milyon kW (kWh) elektrik üretmesi bekleniyor. Üretilen bu yeşil enerji, tekstil devinin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşılarken, şebeke yükünü de hafifletecek.
Bölge İstihdamına Katkı ve 30 Yıllık Proje Ömrü
Ekonomik değeri 255 milyon TL’yi aşan projenin inşaat safhasında 20 personelin, işletme aşamasında ise 3 uzmanın görev yapması planlanıyor. Santralin ekonomik ömrü ise 30 yıl olarak öngörülüyor. Çevresel etki değerlendirme süreçleri tamamlanan projenin, kısa sürede inşaat çalışmalarının başlaması bekleniyor.
Bossa’nın Yeşil Enerji Vizyonu
Bu yatırım, Bossa Ticaret’in sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda attığı en somut adımlardan biri olarak görülüyor. Konya’nın güneşlenme süresi avantajını kullanan şirket, fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltarak global tekstil pazarındaki rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.
Enerji Postası
-
PETROL2 hafta önceShell Gençlik Sosyal Yatırım Programı İLERİDE’ye Başvurular İçin Geri Sayım Başladı
-
Sektörel3 hafta önce2025’te petrol ve doğal gaz üretimi arttı
-
Elektrikli Araçlar3 hafta önce2025 Türkiye İhracat Raporu: Otomotiv Zirvede, Savunma Sanayii Rekor Artışta!
-
PETROL3 hafta önceTPAO ve ExxonMobil’den Dev İş Birliği: Denizlerde Yeni Petrol ve Doğal Gaz Keşifleri İçin İmzalar Atıldı
-
Rüzgar Enerjisi3 hafta önce2035 Hedeflerine ‘Süper İzin’ Desteği: Rüzgar ve Güneşte Hibrit Dönemi Başlıyor!
-
Sektörel3 hafta önceEnerjide Verimli Büyüme, Türkiye İçin Stratejik Bir Fırsat!
-
PETROL3 hafta önceShell & Turcas’ta Dev Atama: Oğuz Uçanlar CEO Oldu, Emre Turanlı Global Yönetime Geçti!
-
Rüzgar Enerjisi3 hafta önceRönesans Yenilenebilir Enerji ‘Gökçedağ RES’i satın aldı
