Sektörel
Hazar-Karadeniz-AB koridorunda Türkiye’nin rolü ne?
Azerbaycan’ın yenilenebilir enerji kaynaklarındaki gelişimine dair Gas & Power’a konuşan Azerbaycan Enerji Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Ajansı Direktörü Cavid Abdullayev yeşil hidrojen üretimi ve ihracatında Ankara’yla iş birliği yapılabileceğini belirtti. Abdullayev, 5 GW’lık yeşil enerji potansiyeli bulunan Nahçıvan’dan Türkiye’ye 1 GW’lık elektrik ihracatı yapılmasını hedeflediklerini anlattı.
Bakü Enerji Haftası kapsamında Gas & Power’a konuşan Azerbaycan Enerji Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Ajansı Direktörü Cavid Abdullayev, Bakü’nün yenilenebilir enerji ajandasını, uluslararası iş birliklerini ve Türkiye’nin Hazar- Karadeniz-AB koridorundaki özel önemine değindi.
Azerbaycan’ın offshore/ onshore rüzgar ve güneş enerjisi potansiyelinden bahseder misiniz?
Azerbaycan yenilenebilir enerji kaynakları potansiyeli yüksek ülkelerden biri. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Zengilan, Cebrayıl, Gubadlı ve Fuzuli ilçeleri güneş enerjisi açısından yüksek potansiyele sahip. Araştırmalar sonucunda Hızı, Abşeron, Laçin ve Kelbecer’in dağlık kesimlerinde de olumlu rüzgar potansiyelinin olduğu belirlendi. Ön değerlendirmelere göre kurtarılan bölgeler, hidroelektrik de dahil olmak üzere güneş ve rüzgar enerjisi açısından zengin bir potansiyele sahip. Şimdi bu potansiyelin verimli kullanılması için kapsamlı tedbirler hayata geçiriliyor.
Ülkemizin yenilenebilir enerji kaynaklarının teknik potansiyeli karada 135 GW, denizde 157 GW. Yenilenebilir enerji kaynaklarının ekonomik potansiyeli de 27 GW. Ekonomik potansiyelin rüzgar enerjisi için 3 bin MW, güneş enerjisi için 23 bin MW, biyoenerji potansiyeli için 380 MW ve dağ nehirleri potansiyeli için de 520 MW olduğu tahmin ediliyor.
Bu arada güneş enerjisi kurulu gücünün 281,9 MW, rüzgar enerjisi kapasitesinin 66,4 MW olduğunu belirtmek isterim. Ülkemizde yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu gücü bin 1748,6 MW ve bu, elektrik gücünün yüzde 20,86’sını oluşturuyor. 2030 yılına kadar yenilenebilir enerjiye dayalı kurulu gücün ülkenin toplam enerji dengesi içindeki payının en az yüzde 30 olması hedefleniyor.
Azerbaycan rüzgar ve güneş enerjisi alanında hangi ülke ve şirketlerle iş birliği kuruyor?
Azerbaycan yeşil enerji kullanımının geliştirilmesi konusunda birçok ülke ve çeşitli yerel-uluslararası şirketle iş birliği yapıyor. Bunlar arasında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan, İngiltere, Türkiye, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA), Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Asya Kalkınma Bankası (ADB) var. 2020’den beri Masdar, ACWA Power, BP, Fortescue Future, CGGC of China, Total, Nobel Enerji, A-Z Czech ve Baltech’le güneş ve rüzgar enerjisi projeleri için iş birliği içerisindeyiz.
Hazar Denizi ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) bölgesinin en büyük güneş enerjisi santrali (GES) olan 230 MW’lık Karadağ GES, 26 Ekim 2023 tarihinde BAE şirketi Masdar’ın iş birliğiyle işletmeye açıldı. Santral, 262 milyon dolar tutarında yabancı yatırımla inşa edildi. Yıllık 500 milyon kWh elektrik üretilecek ve 110 milyon metreküp doğal gaz tasarrufu sağlanacak. Aynı zamanda karbon emisyonları 200 bin ton azaltılacak. 550 hektar alanı kaplayan santrale 570 bin adet güneş paneli yerleştirildi. Bu santralin şebekeye bağlanması için de 330 kV’lık bir trafo merkezi inşa edildi.
4 Haziran’da Masdar şirketi iş birliğiyle 445 MW’lık Bilasuvar, 315 MW’lık Neftchala GES’leri ve 240 MW’lık Abşeron-Karadağ RES’inin de temelleri atıldı. Bu projeler sayesinde yıllık 2 milyar 305 milyon kWh elektrik üretilecek ve bununla da 496 milyon metreküp doğal gaz tasarrufu sağlanacak. Ayrıca 1 milyon tona yakın karbon salımının engellenmesi ve yeni istihdam olanakları yaratılması da bu tesislerin çevresel-sosyal faydaları arasında.
Ek olarak ACWA Power’la 240 MW’lık Khizi-Absheron RES ve BP’yle Cebrayil ilçesindeki 240 MW’lık Shafaq GES inşaatı çalışmalarımız devam ediyor. Ayrıca 100 MW’lık Gobustan GES de yeşil enerji potansiyelimizin artmasına katkı sunacak.
Altını çizmek lazım ki Nahçıvan’ın yenilenebilir enerji alanında Türkiye’yle iş birliği çerçevesinde özel avantajları bulunuyor. Nahçıvan’ın yeşil enerji potansiyeli 5 GW olarak tahmin ediliyor. Azerbaycan ve Türkiye, yenilenebilir kaynaklardan üretilen enerjinin Nahçıvan üzerinden transferine ilişkin -Baltech’in iş birliğinde- belgeler imzaladı. Nahçıvan’da oluşturulacak yeşil enerji kapasitesiyle Türkiye’ye 1 GW’lık elektrik ihracatı yapılması hedefleniyor.
Küresel olarak offshore rüzgar enerjisi yatırımları ciddi oranda artmaya başladı. Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerle bu konuda iş birliği planlarınız var mı?
Azerbaycan offshore rüzgar enerjisi projelerinin geliştirilmesi için Masdar’la 2 GW, ACWA Power’la 1,5 GW, Fotescue Future’la 12 GW’lık iş birliği anlaşmaları imzaladı. Hazar Denizi’nin Azerbaycan sektöründe rüzgar enerjisi projelerinin uygulanması için su alanlarının belirlenmesine yönelik çalışmalar yapıyoruz.
Enerji tedariğinde yeni bir aşamaya girdik. Denizdeki rüzgar potansiyelinin kullanılması ve üretilen elektriğin Gürcistan üzerinden Avrupa’ya taşınması konusunda önemli çalışmalar yapıyoruz. Bu bakımdan üretilen enerjinin iletimi de ayrı bir önem taşıyor. 17 Aralık 2022’de imzalanan “Azerbaycan, Gürcistan, Romanya ve Macaristan Hükümetleri arasında Yeşil Enerjinin Geliştirilmesi ve İletimi Alanında Stratejik Ortaklık Anlaşması” yeşil enerjinin geliştirilmesine yönelik fırsatları genişletiyor.
Geçtiğimiz ay Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan’ın enerji sistemlerinin birbirine bağlanmasına ilişkin bir iş birliği mutabakat zaptının imzalandığını da belirtmekte fayda var. Bu mutabakat zaptı, Azerbaycan’daki yeşil enerji üretiminin Avrupa’ya ihracatı, sistemlerin birbirine entegre edilmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının verimli kullanımı gibi ortak hedeflerimizin uygulanmasını teşvik edecek.
Avrupa’nın 2030 yılına kadar 15 milyon ton yeşil hidrojen ithal etme hedefi var. En önemli pazarlardan biri de Türkiye. Bu kapsamda Bakü ve Ankara arasında bir iş birliği olabilir mi?
Hidrojen üretimi ve kullanımı Azerbaycan’ın temel önceliklerinden biri. Hidrojen üretimi ve kullanımının yanı sıra ihracat fırsatlarının değerlendirilmesine yönelik çalışmalar da ülkemizin sosyoekonomik kalkınma stratejisi çerçevesinde yürütülüyor.
2022’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Birliği’yle (AB) Enerjide Stratejik Ortaklığa İlişkin Mutabakat Zaptı’nı imzalamıştı. Bu mutabakat zaptında AB ülkelerine doğal gaz ihracatının artırılmasının yanı sıra hidrojen kullanımı olanaklarının araştırılması da yer alıyor. Güney Gaz Koridoru üç ana boru hattından oluşuyor ve bu, Hazar Denizi’nin Azerbaycan sektöründe üretilen doğal gazın Gürcistan, Türkiye, İtalya ve daha sonra Avrupa’daki diğer noktalara taşınmasına olanak sağlıyor. Bu boru hattıyla ticari ve hukuki bazı zorlukların üstesinden gelinirse, hidrojen içeren karışık gazın Avrupa’ya tedariki için geniş fırsatlar doğabilir.
Ek olarak, EBRD’nin yaptığı çalışma sonucunda Azerbaycan’ın hidrojen üretiminin AB ülkeleriyle karşılaştırıldığında “rekabetçi” bir konumda olduğu belirlendi. Bu şu anlama geliyor: Ülkemizde hem yeşil hem de mavi hidrojen üretiminin gelişimine yönelik umut var. Ancak mavi hidrojen üretimi sırasında karbonun yakalanması ve depolanması gibi konular kapsamlı bir araştırma gerektiriyor.
Şu anda ülkemiz ve AB arasında bir yeşil enerji koridoru geliştiriliyor. Bu girişim, Azerbaycan’da üretilen yenilenebilir enerjinin Avrupa’ya taşınmasını amaçlıyor. Ayrıca ülkemizi Kazakistan ve Özbekistan’a bağlayan yeşil enerji koridorunun oluşturulmasına yönelik bir başka proje daha hayata geçiriliyor, bu girişimde de ekolojik olarak temiz hidrojen hayati bir rol oynuyor. Azerbaycan bu Hazar-Karadeniz-AB koridoru sayesinde AB için güvenilir bir yeşil hidrojen tedarikçisi haline gelecek. Enerji Bakanlığı’mız, hidrojen üretimine ilişkin kavramsal-stratejik belge taslağının hazırlıklarına başladı. Belgenin ev sahipliğimizde düzenlenecek COP29’da açıklanması planlanıyor.
“Azerbaycan, Gürcistan, Romanya ve Macaristan Hükümetleri arasında Yeşil Enerjinin Geliştirilmesi ve İletimi Alanında Stratejik Ortaklık Anlaşması”, Karadeniz’in Hazar Denizi’ne bağlanmasına katkıda bulunacak. Bu hat, Gürcistan’ı ve Güney Kafkasya’nın tamamını Romanya’ya bağlayacak ve yeşil enerjinin Avrupa’ya ihraç edilmesine olanak tanıyacak, karşılıklı sürdürülebilirliği güçlendirecek. Ayrıca Azerbaycan, Özbekistan ve Kazakistan arasında Orta Asya’daki elektriğin Azerbaycan toprakları üzerinden Avrupa’ya ihracı konusunda da bir ortak tebliğ kabul edildi.
Belirtilen bu gaz koridorları üzerinden Azerbaycan’dan Türkiye’ye yeşil hidrojen ihracatı ve üretiminin mümkün olduğu söylenebilir. Bu aynı zamanda Avrupa’nın yeşil hidrojen ithalatı hedefine de katkıda bulunabilir. Bu bağlamda ülkelerimiz arasındaki iş birliği kapsamlı bir şekilde ele alınabilir.
Sektörel
Enerjide Verimli Büyüme, Türkiye İçin Stratejik Bir Fırsat!
Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Direktörü Bora Şekip Güray, 5–11 Ocak Enerji Verimliliği Haftası kapsamında yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin enerji alanında daha verimli bir büyüme sağlamasının, enerji arz güvenliği, ithalatın azaltılması, rekabetçi bir enerji sistemi ve sürdürülebilir enerji dönüşümü hedefleri için büyük bir stratejik fırsat sunduğunu vurguladı. Güray, artan enerji talebinin daha verimli ve katma değeri yüksek çözümlerle yönetilmesinin kritik önem taşıdığını belirtti.
“Daha Verimli Bir Enerji Sistemi Enerji Arz Güvenliğini Güçlendirecek”
Bora Şekip Güray, 2025 yılında IICEC tarafından yayınlanan “Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü” raporunun bulgularına dikkat çekti. Rapora göre, verimli bir enerji sisteminin gelişimi, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesinde ve emisyonların azaltılmasında önemli rol oynayacak. Güray, “Verimli Büyüme Senaryosu”nda fayda-maliyet oranının dört buçuk gibi çarpıcı bir rakam olduğunu belirtti: her 1 milyar dolarlık enerji verimliliği yatırımı, fosil yakıt ithalatında ve emisyonlarda azalma ile birlikte 4,5 milyar dolarlık tasarruf sağlayabilir.
2053 Yılına Kadar %21 Daha Az Enerji Tüketimi ile Aynı Ekonomik Çıktı Mümkün
“Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü Raporu”ndaki bulgulara göre, 2053 yılına kadar Verimli Büyüme Senaryosu, Baz Senaryo ile aynı ekonomik çıktıyı %21 daha az enerji tüketimiyle sağlayabiliyor. Güray, bu durumun Türkiye’nin kişi başına enerji tüketimi yüksek ve enerji yoğunluğu düşük olan bazı OECD ülkeleriyle arasındaki farkı daha hızlı kapatmasına olanak tanıyacağını belirtti. Ayrıca Verimli Büyüme Senaryosu’nda emisyonların daha erken bir vadede tepe noktasına ulaşması, iklim değişikliği ile mücadele hedeflerine de önemli bir katkı sağlayacak.
Finansmanı Artırmak ve Çeşitlendirmek Önemli
Güray, Türkiye’nin son yıllarda ekonominin enerji yoğunluğunda azaltım performansı ile OECD ülkeleri arasında öne çıktığını, ancak bu olumlu performansın sürdürülebilmesi için gelişim alanlarının bulunduğunu ifade etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve Eylem Planı’nın önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Güray, 2030 yılına kadar enerji verimliliğine 20,2 milyar dolar yatırım hedeflendiğini vurguladı. Bu bağlamda, sanayi başta olmak üzere enerji tüketicisi sektörlerde artan farkındalık ile enerji verimliliği yatırımlarına daha fazla ve çeşitli finansman çekebilmek için yeni modeller ve iş birlikleri geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Enerjide En Yüksek Talep Binalarda Isıtma ve Soğutmadan Kaynaklanıyor
Güray, Türkiye’nin enerji talebinin beşte birinin binalarda ısıtma ve soğutma amaçlı kullanımdan kaynaklandığını belirtti. Bunu, %18’er pay ile enerji-yoğun sanayi sektörleri ve karayolu ulaşımı takip ediyor. Karayolu yük taşımacılığı ve binalarda elektrikli ev aletleri ve aydınlatma amaçlı kullanımlar da eklendiğinde talebin yaklaşık %70’i bu beş alandan kaynaklanıyor. Güray, özellikle eski konut binalarında, eski taşıtlarda ve sanayinin yapısında önemli verimlilik potansiyeli olduğunu sözlerine ekledi.
Artan Elektrik Enerjisi Talebinin Verimli Yönetimi Kritik Önem Taşıyor
Enerji sisteminde elektrik enerjisinin payındaki büyümenin çarpıcı trendler arasında yer aldığını vurgulayan Güray, elektrik enerjisinin nihai enerji talebindeki payının önümüzdeki 25-30 yıl içinde %50’ye ulaşabileceğini öngördüklerini belirtti. Artan ve çeşitlenen elektrik talebinin hem güvenli hem de verimli olarak karşılanması gerektiğinin altını çizen Güray, veri analitiği ve dijitalleşmenin sunduğu olanakların enerjide daha verimli büyüme için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.
Sektörel
2025’te petrol ve doğal gaz üretimi arttı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “2025’te yerli petrol ve doğal gaz üretiminde önemli bir hamle yaptık. 2026’da yerli kaynaklarımızı daha etkin kullanacağız” dedi.
2024’te yıllık 38 milyon varil olan yurt içi petrol üretimi, 2025 yılında yüzde 26 artış ile 47,9 milyon varile ulaştı. Doğal gazda da 2024’te yıllık 2,3 milyar metreküplük Türkiye geneli üretim, 2025’te yüzde 39 artarak 3,2 milyar metreküpe çıktı.
ENERJİ FATURASINI DÜŞÜRÜYOR
Enerjide dışa bağımlılığı azaltma noktasında yerli petrol ve doğal gaz üretimi büyük önem taşıyor. Özellikle Gabar’daki petrol, Karadeniz’deki doğal gaz üretimi, Türkiye’nin enerji faturasının azaltılmasında katkı sağlıyor. Bu sahaların yanı sıra yeni keşiflerin de devreye girmesiyle petrol ve doğal gaz üretimi giderek artıyor.
135 BİN VARİLLİK REKOR
2025 yılında yurt içindeki toplam petrol üretimi 47,9 milyon varil olarak gerçekleşti. 2024’te 38 milyon varil olan yurt için petrol üretiminin yüzde 26’lık artışı dikkat çekti. Günlük ham petrol üretimi 135 bin 671 varil ile 25 Nisan 2025’te yıllık bazda rekor seviyeye ulaştı.
10,2 MİLYON METREKÜP İLE ZİRVE
Doğal gazda 2024 yılında yıllık 2,3 milyar metreküp olan toplam yurt içi üretim, 2025’te 3,2 milyar metreküpe çıktı. Doğal gazdaki yıllık artış, yüzde 39 olarak kayıtlara geçti. 21 Nisan 2025’te Türkiye geneli günlük doğal gaz üretimi, 10,2 milyon metreküp ile zirve yaptı.
ENERJİ FATURASI
Petrol ve doğal gaz üretimindeki artış trendini yorumlayan Bakan Bayraktar, ülke olarak her yıl 60-70 milyar dolar enerji faturası ödediklerini söyledi. Bayraktar, Türkiye’nin enerjisinin üçte ikisini ithal ettiğini ifade ederek enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için yerli üretimin önemine dikkat çekti.
YENİ KEŞİFLER
2025 yılında yerli petrol ve doğal gaz üretiminde önemli bir hamle yaptıklarını kaydeden Bayraktar, “Bu yıl ile birlikte arama ve üretim faaliyetlerimize hız vereceğiz. Karadeniz’deki doğal gaz üretimimizi iki katına çıkaracağız. Diyarbakır’da gerçekleştireceğimiz yatay sondaj yönteminin Türkiye petrolcülüğünde oyun değiştirici etkisi olacak. Hem denizlerde hem de kara alanlarından sondaj faaliyetlerimiz artacak. İnşallah 2026 daha büyük keşiflere gideceğimiz bir yıl olacak.” dedi.
Sektörel
Rota Portföy Goldfinch Sanayi ve Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu Kuruldu
Rota Portföy ve Goldfinc Golfinch Global Capital işbirliği ile kurulanRota Portföy Goldfinch Sanayi ve Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, düzenlenen lansman etkinliği ile basına ve etkinliğe yoğun ilgi gösteren iş ve finans dünyası temsilcilerine anlatıldı.
Goldfinch Global Capital Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka ile Rota Portföy Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Eraslan lansman etkinliği öncesinde bir grup gazeteci ile bir araya geldiler.
Burada yaptığı açıklamada, Goldfinch Global Capital’i bir alternatif varlık yönetimi şirketi olarak kurduklarını belirten Dr. Tamer Saka, şirketin resmi kuruluşunun 2025 yılı başı olduğunu söyledi.
Saka şöyle konuştu: “Goldfinch Global Capital olarak hedefimiz 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık bir varlık yönetimi seviyesine çıkmak. Alternatif varlık yönetimi işinin bir parçası olarak da farklı alanlarda fonlar kuracağız. Bunlar vasıtasıyla şirket kendisine bir yatırım portföyü oluşturacak. Bu amaçla ilk fonumuzu biz Rota Portföy şirketi ile beraber bugün lansmanını yaptığımız fonumuzu kurduk. Bu fonun ilk hedefi 100 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmak.”
Dr. Tamer Saka bu fonun, üretim ve üretim teknolojileri alanında yatırımlar yapacağını kaydederek, “Dünyadaki ve ülkemizdeki, sanayi dönüşüm ihtiyacını karşılamak üzere orta büyüklükteki şirketlere global ölçekte büyüme imkanları sağlayacak yatırımlar yapmayı hedefliyoruz” dedi.
Yatırım yapacakları şirketleri “ileri teknoloji kullanan üretim şirketleri ve/veya bu üretim şirketlerine teknoloji sağlayan firmalar” olarak tanımlayan Saka, Fonun yüzde 85’i Türkiye’de yüzde 15’i yurtdışında yatırım yapacak şekilde planlama yaptıklarını vurguladı.
Dr. Tamer Saka şunları söyledi:
“Yatırımlarımızı ileri malzeme üzerinde çalışan, ileri teknoloji sahibi olan, elektronik, sağlık tarım ve teknoloji alanında faaliyet gösteren firmalara odaklamayı düşünüyoruz.
Bu fon ile tabii ki ticari bir faaliyet yürüteceğiz ama aynı zamanda Türkiye’nin sanayi dönüşüm potansiyelinde ortaya çıkacak güzel örneklere yatırım yapmayı planlıyoruz. Türkiye’de özellikle orta pazardaki şirketlerde teknolojiye çok hızlı bir adaptasyon gözlemliyoruz. Ancak bu şirketlerinde yönetim gibi, insan kaynakları gibi, finansmana erişim gibi konularda sıkıntıları oluyor. Belli bir eşiğe geldikten sonra büyümekte zorlanıyorlar. İşte biz bu fonu yönetirken, şirketlerin önünü açacak, onları destekleyecek her türlü yönetsel desteği veren ve gerekli finansal desteği sağlayan bir anlayışla hareket edeceğiz. Amacımız, ileri teknoloji alanında sanayi şirketlerimizin gerçek potansiyelini kamuoyuna göstermek.”
Rota Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Eraslan, girişim sermayesi alanındaki bu ölçeğe dikkat çekerek şunları söyledi: “Rota Portföy olarak girişim sermayesi alanında seçici ve disiplinli bir büyüme stratejisi izliyoruz. Bugün yönettiğimiz 28 girişim sermayesi yatırım fonu ve 14,4 milyar TL’yi aşan büyüklük, bu alandaki kurumsal kapasitemizin somut bir göstergesi. Goldfinch GSYF ile sanayi ve teknoloji ekseninde, uzun vadeli değer yaratma potansiyeli yüksek şirketlere odaklanıyoruz.”
Rakamlarla Girişim Sermayesi Fonları
Küresel ölçekte regüle edilmiş yatırım fonlarının toplam büyüklüğü 73,9 trilyon ABD dolarına, özel sermaye ve girişim sermayesi fonlarının toplam hacmi ise yaklaşık 12 trilyon ABD dolarına ulaşmış durumda. Bu tablo, private equity ve venture capital fonlarının küresel yatırım ekosisteminde artık ana akım bir rol üstlendiğini gösteriyor.
Türkiye’de de girişim sermayesi ekosistemi hızla derinleşiyor. Portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilen toplam varlık büyüklüğü yaklaşık 273 milyar ABD doları seviyesine ulaşırken; 47 portföy yönetim şirketi tarafından yönetilen 388 GSYF’nin toplam büyüklüğü 384 milyar TL’yi aşıyor. Bu fonlara 13.812 yatırımcı ortak olurken, 255 milyar TL doğrudan şirket ortaklıklarına yönlendirilmiş durumda.
-
Yenilenebilir Enerji4 hafta önceBorusan EnBW Enerji’nin, kız öğrencileri yenilenebilir enerji sektörüne hazırladığı Yeşil Yaka projesinde yeni dönem başladı
-
PETROL4 hafta önceShell Türkiye, 16. Yol Emniyeti Konferansı’nda Dijital Dönüşüm ve Artan Riskler Öne Çıktı
-
PETROL6 gün önceShell Gençlik Sosyal Yatırım Programı İLERİDE’ye Başvurular İçin Geri Sayım Başladı
-
ELEKTRİK4 hafta önceGÜRİŞ’TEN UKRAYNA’NIN GELECEĞİNE YATIRIM
-
Sektörel1 hafta önce2025’te petrol ve doğal gaz üretimi arttı
-
Rüzgar Enerjisi1 hafta önce2035 Hedeflerine ‘Süper İzin’ Desteği: Rüzgar ve Güneşte Hibrit Dönemi Başlıyor!
-
Elektrikli Araçlar1 hafta önce2025 Türkiye İhracat Raporu: Otomotiv Zirvede, Savunma Sanayii Rekor Artışta!
-
PETROL1 hafta önceTPAO ve ExxonMobil’den Dev İş Birliği: Denizlerde Yeni Petrol ve Doğal Gaz Keşifleri İçin İmzalar Atıldı
