Yenilenebilir Enerji
Milpes’ten tasarımı ve yazılımı yerli invertör
Enerji Günlüğü’den Mahmut Dayıoğlu’nun özel haberine göre Enerji arz güvenliği ve buna bağlı olarak enerji bağımsızlığı sadece Türkiye’nin değil, tüm ülkelerin öncelikli meselelerinden biri. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın açıkladığı stratejik planlar, YEKA projeleri ve durmaksızın süregiden enerji diplomasisi bu önceliğin bir ispatı. Enerji ana başlığı altında en çok gündeme gelen alt başlıklar ise sürdürülebilirlik, yenilenebilir kaynaklar ve enerjide yerlilik olarak dikkat çekiyor.
Bir ülkenin kendi enerji kaynaklarını kendi geliştirdiği ekipmanlarla üretmesi de stratejik öneme sahip. Bu yerlilik bir yandan dışa bağımlılığı ortadan kaldırırken, diğer yandan da milli kaynakların ve servetin yurtiçinde kalmasını sağlıyor.
Son dönemde kurulumları artan yenilenebilir enerji santrallerinde de devletin getirdiği önemli yerlilik şartları var. Örneğin Enerji Bakanlığı’nın açıkladığı YEKA şartnamelerinde tekliflerin en az yüzde 75 yerlilik oranına sahip olmaları gerekiyor. Bu şartlar, Çin mallarının egemenliğindeki ekipman pazarında yerli girişimlerin de filizlenmesini sağlıyor.
Bu girişimlerden biri de Ankara merkezli Milpes Elektronik. Şirket, 1995 yılında kurulan ve sektörde enerji altyapısına yönelik alıp yerine getirdiği taahhüt işleriyle tanınan Ayduran Elektrik’in bir kolu.
Sektörde artan güneş enerjisi santral yatırımlarını takip ederek güç elektroniği alanında bir fırsat görüp bu alana yatırım yapan Milpes, tamamen yerli malzeme, işçilik ve yazılım kullanarak kendi invertörlerini üretmeye başlamış. Milpes Elektronik Yönetim Kurulu Başkanı Bilal Ayduran, Enerji Günlüğü’nün sorularını cevapladı:
Ayduran Elektrik ve Milpes Elektronik ne iş yapar bize anlatır mısınız?
Ayduran Enerji 1995 yılında kuruldu. Biz enerji alanında faaliyet gösteriyoruz. Daha çok elektrik altyapı taahhüt işleri, dağıtım ve iletim sektörü altyapısında tesis işleri yapıyoruz. 2010 yılında biri Artvin’de biri Antalya’da 2 hidroelektrik santral yatırımımız oldu. Böylece enerji sektörünün diğer bir koluna da girmiş olduk. 2023 yılı itibariyle kurduğumuz Milpes Elektronik adlı şirketimizle de güç elektroniği alanında yer almak istedik.
Taahhüt işi yapan bir firma neden üretime girmek ister?
Taahhütte belli bir süre iş yaptıktan sonra başka bir alana kaymanız gerekiyor. Baktığınız zaman Türkiye’deki taahhüt şirketlerinin hepsinin bir değişim geçirdiğini görürsünüz. Solar invertör kısmında böyle bir fırsat görünce şirket olarak buna yatırım yapmak istedik.
Bu yöndeki kararınızdan sonra nasıl ilerlediniz?
Milpes Elektronik 2023 yılında kuruldu. Güç elektroniği alanında başladık ama şu an özellikle ilgilendiğimiz konu solar invertör üretimi. Buna da deneyimli Ar-Ge ekibimizle birlikte yola çıkarak başladık. Ekibin özellikle solar invertör konusunda yaklaşık 6-7 yıllık tecrübe ve bilgi birikimi var. Bir Ar-Ge laboratuvarı kurduk. Burada ilk ürünümüzü tasarlamaya başladık. İnvertörlerin tasarımından yazılımına kadar her şeyi yerli kaynaklarla yapıldı. Tamamen kendi üretimimiz. Herhangi bir dışa bağımlılığımız yok bu konuda. Şu anda 25 kW ve 33 kW’de iki ürünün tasarımı bitti, testlerini de başarıyla geçti, Aralık ayında üretime başladık.
Seri üretim mi olacak sipariş bazlı mı üretim yapacaksınız?
Sektörde daha çok proje bazlı çalışıldığı için tabii ki sipariş bazlı üretim bizim önceliğimiz olacak. Belli bir miktar stok yapılır mutlaka ama daha çok sipariş bazlı gideceğiz.
Farklı ürünler de gelecek mi?
Az önce de söylediğim gibi, bu iki üründe üretime Aralık ayında başladık. Ar-Ge çalışmaları da devam ediyor, çünkü bu iki ürünle sınırlı kalmayacağız. Özellikle 50 kW ve 125 kW ürünlerimizi de 2025 yılı içinde çıkarmayı planlıyoruz. Üretimlerimiz bunlarla devam edecek.
25 kW ve 33 kW dediniz, bunların diğer özelliklerinden söz edebilir misiniz?
Bu ürünler çatıda veya arazide kullanılabilir. Öyle bir ayrım yok. Ama arazi GES’ler daha yüksek güçlerde olduğu için 100 kW bir tane yerine 33’ten 3 adet kullanmanız gerekir. Orada bir fayda-maliyet analizi yapılması gerekiyor. Onun için bu güçler daha çok küçük arazi GES’leri veya çatı tipi GES’ler için uygun. Ama 50 ve 125 kW’lık invertörler çıktığında onlar arazi GES’lere daha uygun olacak.
Bu işe karar verdikten sonra ne tür zorluklarla karşılaştınız? İşler nasıl ilerledi?
Bu işlerin Ar-Ge kısmı hep zordur. Ama bizim en çok zorlandığımız kısım tasarım oldu. O aşama çok zaman alıyor. Bir yatırım yapıyorsunuz, finansman bulmanız, koymanız gerekiyor. Türkiye’de yatırım ortamında faizler çok yükseldi. Dolayısıyla biz bunu hep özsermayeden yapmak durumunda kaldık. Uygun krediler, destekler olmadı. Şu ana kadar tamamen özkaynaklarla finanse ettiğimiz bir proje.
TÜBİTAK veya üniversitelerden herhangi bir destek aldınız mı?
TÜBİTAK’tan Ar-Ge desteği aldık. Projemiz desteğe uygun görüldü. Şu anda bitmek üzere olan bir destek programındayız. Bunun dışında yatırım teşvik belgesi aldık. Farklı başvurularımız da var ama şu ana kadar alabildiklerimiz bunlar.
Bu alanda çok rekabet var. Yabancı markaların yanında başka yerli girişimler de varken, yatırımcılar neden sizinkini tercih etsin ki?
Önce yerlilik kavramını bir tartışmak lazım. İnvertör üreten yerli şirketler olduğunu biliyoruz. Bir sürü firma farklı komponentlerde de “yerli üretim yapıyoruz” diyor ama bunların ne kadarının tasarımı, yazılımı kendilerine ait, orası tartışılır. Peki bizi niye tercih etsinler? Öncelikle, bütün tasarım ve yazılım ile uzaktan izleme sisteminin kendimize ait olduğu için kimseye bağımlı olmadığımızı söyleyeyim. Dolayısıyla kullanıcılara, kendilerine yönelik çözümler de sunabiliyoruz. Bir sıkıntı, sorun çıktığı zaman anında müdahale edebiliyoruz, hemen değiştirebiliyoruz. Başka birinden izin almamız veya başka bir tasarımı incelememiz gerekmiyor.
Yerli ürün kullanımı teşvik edildiği için şu anda işin önü açık görünüyor, peki daha ilerisi için neler öngörüyorsunuz?
Enerji bakanlığının açıkladığı strateji planlarına göre, 2030 ve 2050 enerji yatırımı hedeflerinde büyük çoğunluğun GES yatırımı olduğunu görüyoruz. GES yatırımı olduğu sürece invertör ihtiyacı bitmeyecek. Biz invertör ihtiyacının önümüzdeki senelerde daha da büyüyeceğini düşünüyoruz. Bizim en önemli motivasyonumuz da bu zaten.
Yerlilik konusunda görüşleriniz nedir?
Yerlilik kavramı biraz tartışmalı. Yurtdışından parçaları getirip, burada birleştirip “Biz yerliyiz” diye ortaya çıkan da var. Dolayısıyla bizi korkutan şeylerden biri Avrupa Birliği ve ABD’nin yaptırımları nedeniyle Çinli firmaların Türkiye’ye gelip yerliymiş gibi üretim yapmaları ve bu ürünleri satmaları. Başka alanlarda bunu yapan firmalar var. Bu da devletin verdiği teşviği baltalayan bir uygulama oluyor.
Yani devlet gerçek yerlileri korumalı diyorsunuz…
Şu anda otomotivde, elektrikli otomobillerde de aynı şeyi konuşuyoruz. Güneş panelinde de aynı şeyler oldu ve engelleme getirildi. Hücre üretimi yapılması gerekiyor. Ama bundan önce serbestti, iki yıl boyunca herkes her şeyi sattı. Bir sabah kalktığımızda farklı bir yönetmelikle karşılaşabiliriz. Enerji piyasasında yatırımcıları korkutan en büyük sıkıntılardan biri bu. Bu nedenle pek çok şirket Türkiye yerine Avrupa’da, Balkanlar’da, İtalya’da yatırım yapmaya çalışıyor. Bir yatırım yapıyorsunuz, bunun geri dönüşünü hesap ediyorsunuz. Siz yatırıma başladıktan sonra bir de bakıyorsunuz yeni bir karar veriliyor. Yatırımınızın dönüşü 3 sene ise birdenbire 6 sene oluyor. Ya da 6 sene ise 1 seneye düşüyor. Şansa kalmış…
Kaynak: Mehmet DAYIOĞLU – Enerji Günlüğü
Yenilenebilir Enerji
Akfen Yenilenebilir Enerji Yaklaşık 700 Bin Hanenin Yıllık İhtiyacına Eşdeğer Temiz Enerji Üretti
Akfen Yenilenebilir Enerji, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansı ile iklim kaynaklı risk ve fırsatlara yönelik yaklaşımını ortaya koyan 2025 TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayınladı.
Akfen Yenilenebilir Enerji’nin 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’na göre, şirketin 2025 yılında gerçekleştirdiği 1.645,9 GWh’lik yenilenebilir elektrik üretimi, açıklanan verilere göre hane başı yıllık elektrik tüketimi esas alındığında, yaklaşık 700 bin hanenin yıllık elektrik ihtiyacına eşdeğer bir üretim seviyesine karşılık geldi.
Söz konusu üretim, şirketin yenilenebilir enerji alanındaki büyüklüğünü somutlaştırırken, yaklaşık 700 bin hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacına karşılık gelen üretim ölçeğiyle Türkiye’nin düşük karbonlu enerji dönüşümüne sağladığı katkıyı da ortaya koydu.
Akfen Yenilenebilir Enerji, sürdürülebilirlik yaklaşımını iklim değişikliğine karşı dayanıklı ve çeşitlendirilmiş bir yenilenebilir enerji portföyü oluşturma hedefi doğrultusunda sürdürürken, 2025 yılına ilişkin çevresel, sosyal ve yönetişim performansını 2025 TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu ile paydaşlarının bilgisine sundu.
Şirketin Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nın TSRS S1 ve TSRS S2 hükümleri doğrultusunda hazırlanan ilk raporu; sürdürülebilirlikle ve iklimle ilişkili risk ve fırsatları yönetişim, strateji, risk yönetimi, metrikler ve hedefler çerçevesinde ele alıyor.
Raporda, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin düşük karbonlu enerji dönüşümüne katkısının yanı sıra operasyonel dayanıklılık, kaynak verimliliği, yeni teknolojiler, çalışanlar, toplumsal etki ve biyoçeşitlilik alanlarındaki çalışmaları da yer alıyor.
KURULU GÜÇ 887 MW SEVİYESİNE ULAŞTI
Akfen Yenilenebilir Enerji’nin 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’na göre, şirketin 2025 yılında gerçekleştirdiği 1.645,9 GWh’lik yenilenebilir elektrik üretimi, açıklanan verilere göre hane başı yıllık elektrik tüketimi esas alındığında yaklaşık 700 bin hanenin yıllık elektrik ihtiyacına eşdeğer bir üretim seviyesine karşılık geldi.
RÜZGÂR VE HİBRİT ÜRETİMDE YÜZDE 14,7 BÜYÜME
2025 yılında hidroelektrik üretimi hidrolojik koşulların etkisiyle bir önceki yıla göre yüzde 21,5 azalırken, güneş santrallerinin üretimi ise bir önceki yıla yakın bir seviyede kaldı, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin çeşitlendirilmiş üretim portföyü toplam üretimin artmasını destekledi. Şirketin rüzgâr ve hibrit üretim portföyünden elde ettiği elektrik üretimi 2025 yılında 1.099,6 GWh’ye ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 14,7 arttı. Rüzgâr ve hibrit GES yatırımlarının toplam kurulu güç içerisindeki payı da yaklaşık yüzde 60 seviyesine ulaştı.
Bu gelişim, yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine dayanan portföy yapısının değişken iklim ve üretim koşullarına karşı sağladığı operasyonel dayanıklılığı ortaya koydu.
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORLAMASINDA TSRS DÖNEMİ
2025 yılı, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin sürdürülebilirlik raporlaması açısından da yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Şirket, ilk kez Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları doğrultusunda hazırladığı raporunda sürdürülebilirlik ve iklim kaynaklı risk ve fırsatları daha bütüncül bir çerçevede değerlendirdi.
TSRS kapsamında ilk uygulama döneminde açıklanması zorunlu olmamasına rağmen şirket, 2025 yılı Kapsam 3 sera gazı emisyonlarını gönüllü olarak hesaplayarak raporladı. Raporda yer alan seçili çevresel, sosyal ve yönetişim göstergeleri için ayrıca bağımsız sınırlı güvence denetimi gerçekleştirildi.
YEREL PAYDAŞLARA YÖNELİK SOSYAL ETKİ ÇALIŞMALARI
Raporun sosyal etki başlıkları arasında Akfen Yenilenebilir Enerji finansörlüğünde, TİKAV koordinasyonunda yürütülen “Önlem Al, Güvende Kal” projesi de yer aldı. Proje kapsamında 2025 yılında Türkiye’nin 28 farklı lokasyonunda gerçekleştirilen çalışmalarla yaklaşık 3 bin kişiye afetlere hazırlık ve afet yönetimi konularında ulaşıldı.
Akfen Yenilenebilir Enerji ayrıca santrallerinin bulunduğu bölgelerde altyapı, sosyal ihtiyaçlar ve güvenlik gibi alanlarda yerel paydaşlara destek sağlamaya devam etti.
BİYOÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR SÜRDÜ
Çevresel çalışmalar kapsamında biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik izleme faaliyetlerine 2025 yılında da devam edildi. RES ve EDT projeleri kapsamında flora-fauna ve yarasa izleme çalışmaları gerçekleştirilirken ekolojik raporlamalar istatistiki veriler elde edebilme adına devam ettirildi.
Ayrıca santral çalışanlarının santral çevresinde karşılaştıkları canlı veya ölü hayvanlara ilişkin gözlemlerini dijital ortamda bildirebilmelerine yönelik uygulama da biyoçeşitlilik izleme çalışmalarının bir parçası olarak kullanıldı.
Akfen Yenilenebilir Enerji, önümüzdeki dönemde de yenilenebilir enerji portföyünü güçlendirmeyi, rüzgâr ve güneş kaynaklı büyüme fırsatlarını değerlendirmeyi, elektrik depolama ve yeni teknolojiler alanındaki çalışmalarını ilerletmeyi hedefliyor. Bunun yanı sıra Sürdürülebilirliği iş modelinin ve kurumsal karar alma süreçlerinin merkezinde konumlandıran Akfen Yenilenebilir Enerji, Türkiye’nin düşük karbonlu enerji dönüşümüne katkı sağlamayı ve tüm paydaşları için uzun vadeli, dayanıklı ve sürdürülebilir değer yaratmayı sürdürüyor.
Güneş Enerjisi
Enda Enerji, Avrupa’daki yatırımlarında yeni aşamaya geçti
Yatırımlarına hız kesmeden devam eden Enda Enerji Holding, Romanya’da toplam 50,9 MWp güneş enerjisi üretim kapasitesi ve 80 MWh enerji depolama potansiyeline sahip üç proje şirketinin devralınması için yabancı yatırım izin sürecini başlattı. Projelerin anahtar teslim EPC modeliyle hayata geçirilmesi planlanıyor.
Yenilenebilir enerjideki büyüme hedefleri doğrultusunda ilerleyen Enda Enerji Holding, Avrupa’daki büyüme stratejisi kapsamında Romanya’daki projelerinde yeni bir aşamaya geçiyor. Holding, üç güneş enerjisi santrali ve bu santrallere entegre enerji depolama projelerinde yeni bir aşamaya geçti. Enda Enerji Holding ile Defic Globe Enerji arasında üç güneş enerjisi santralinin devri için anlaşmaya varıldığı duyurulmuştu.
Üç ayrı sahada geliştirilen projeler, toplam 50,9 MWp güneş enerjisi üretim kapasitesi ile 80 MWh enerji depolama kapasitesini kapsıyor. Yatırım kapsamında, projelerin sahibi olan üç proje şirketinin hisselerinin %100’ünün Enda Enerji tarafından devralınması ve santrallerin anahtar teslim EPC modeliyle hayata geçirilmesi planlanıyor.
Romanya’da inceleme süreci başladı
Proje şirketlerinin devralınmasına yönelik işlemler kapsamında, Romanya’da Yabancı Doğrudan Yatırım İnceleme Komisyonu’na (CEISD – Comisia pentru Examinarea Investițiilor Străine Directe) gerekli başvuru gerçekleştirildi.
Başvuruyla birlikte işlemin tabi olduğu olağan yabancı yatırım inceleme ve izin süreci başlatılırken, projelere ilişkin hukuki, finansal ve teknik incelemeler de devam ediyor. Hisse Devir Sözleşmesi’ne yönelik müzakereler ise eş zamanlı olarak sürdürülüyor.
İşlemin tamamlanması; gerekli idari izinlerin alınması, inceleme çalışmalarının sonuçlandırılması, tarafların nihai sözleşmeler üzerinde mutabakata varması ve sözleşmelerde öngörülecek diğer koşulların yerine getirilmesine bağlı olacak.
“Avrupa’daki büyüme yolculuğumuzu sürdürüyoruz”
YEO Enerji’nin yüzde 51 pay sahibi olduğu Defic Globe Enerji şirketi ile yapılan anlaşmayı değerlendiren Enda Enerji CEO’su Hüseyin Metin Tuncay, Romanya’daki bu projeyle birlikte Avrupa’daki büyüme yolculuklarında önemli bir adım attıklarını söyledi. Tuncay, Romanya’daki projelerin Enda Enerji’nin kaynak ve coğrafya çeşitliliğini artırmaya yönelik büyüme stratejisinin önemli adımlarından biri olduğunu belirterek, “Türkiye’de rüzgâr, hidroelektrik, jeotermal ve güneş enerjisinde sahip olduğumuz üretim ve işletme deneyimini, büyüme potansiyeli gördüğümüz yeni pazarlara taşımayı hedefliyoruz. Romanya’daki bu projeleri yalnızca yeni bir kapasite yatırımı olarak değil, Enda Enerji’nin yenilenebilir kaynak çeşitlendirme stratejisine ilave olarak pazar çeşitlendirme stratejisinin önemli bir adımı olarak görüyoruz.
Güneş enerjisini tek başına değil, ihtiyaç duyduğu depolama esnekliği ve kabiliyeti ile birlikte ele alan bu yatırım modeli, üretim portföyümüzün çeşitlendirilmesine ve geleceğin enerji piyasasına hazırlanma stratejimize katkı sağlayacak. Avrupa’daki yenilenebilir enerji fırsatlarını değerlendirmeye ve Enda Enerji’nin sürdürülebilir, akıllı, esnek ve kârlı büyümesini destekleyecek yeni projeler geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.
ELEKTRİK
Çağdaş Cam CEO’su Serdar Raşit Pirinç: Enerji bağımsızlığının en hızlı ve en ucuz yolu güneş enerjisi
Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler ve enerji krizleri, ülkeleri enerji bağımsızlığı konusunda daha hızlı adımlar atmaya zorluyor. Savaşların tetiklediği enerji fiyatlarındaki sert dalgalanmaların dışa bağımlı ekonomiler üzerinde ciddi baskı yarattığını belirten Çağdaş Cam CEO’su Serdar Raşit Pirinç, güneş enerjisinin bu dönüşümde kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. Pirinç, “Bugün enerji bağımsızlığını sağlayabilmenin en hızlı ve en erişilebilir yolu güneş enerjisidir. Bu nedenle birçok ülke, enerji stratejilerini güneş enerjisini merkeze alacak şekilde yeniden kurguluyor” dedi.
Bu dönüşümün doğal bir sonucu olarak yenilenebilir enerji yatırımları küresel ölçekte hız kazanırken, özellikle Avrupa Birliği’nin 2050 net sıfır hedefleri doğrultusunda güneş enerjisi projeleri stratejik bir önceliğe dönüşüyor. Türkiye ise solar cam, solar hücre ve solar panel üretim altyapısıyla bu artan talebi karşılayabilecek güçlü ülkeler arasında yer alıyor.
“Enerji dönüşümü artık bir tercih değil zorunluluk”
Çağdaş Cam CEO’su Serdar Raşit Pirinç, enerjide ülkelerin kendi ihtiyaçlarını kendi üreterek kendi kendine yetebilecek bir yapıya kavuşmasının artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Son dönemde yaşanan savaşlar ve savaşların tetiklediği enerji fiyatlarındaki sert dalgalanmalar, ülkelerin enerjide dışa bağımlılıklarını minimize etmeleri gerektiğini açıkça gözler önüne sermiştir. Bugün enerji bağımsızlığını ilan edebilmenin en ucuz ve en hızlı yolu güneş enerjisidir. Bu nedenle birçok ülke güneşi en temel enerji kaynağı olarak konumlandırıyor, yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırıyor ve enerji altyapılarını bu dönüşüme göre yeniden şekillendiriyor. Yakın gelecekte güneş enerjisinin çok daha hızlı yaygınlaşması kaçınılmazdır ve bu gelişme ülkemiz açısından çok önemli bir fırsat penceresi açmaktadır.”
“Türkiye solar üretimde küresel oyuncu olmaya aday”
Pirinç, sözlerini şöyle tamamladı:
“Türkiye, sahip olduğu üretim altyapısıyla küresel pazarlara geniş bir solar ürün yelpazesi sunabilecek önemli ülkelerden biridir. Bu güç yalnızca sanayi açısından değil, cari açığın azaltılması, enerji ithalatının düşürülmesi ve döviz girdisinin artırılması açısından da stratejik bir avantaj yaratıyor. Biz de Çağdaş Cam olarak enerji camları alanındaki üretim kabiliyetimizi sürekli geliştiriyoruz. Nitekim Türkiye’de ilk kez 2 mm solar enerji camı üretimi yapan firma olarak, sektörde öncü bir rol üstleniyoruz. Ayrıca Türkiye’de yine ilk defa 1,6 mm solar enerji camı da işleyebilme yetkinliğimiz, teknoloji ve üretim gücümüzün önemli bir göstergesi. Bu sayede daha yüksek katma değerli ürünlerle hem yerli üretimi güçlendirmeyi hem de ihracat pazarlarında daha güçlü bir konum elde etmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde kapasite artışı yatırımlarımızı devreye alarak üretim verimliliğimizi daha da artıracağız. Türkiye’nin temiz enerji dönüşümünde daha güçlü bir oyuncu olacağına inanıyor, bu dönüşümün sanayi tarafındaki destekçilerinden biri olmayı sürdürüyoruz.”
-
ELEKTRİK1 hafta önceEKOS ELECTRİC: AVRUPA’DAN AFRİKA’YA TRANSFORMATÖR ÜRETİMİ İÇİN DÜĞMEYE BASTI
-
ELEKTRİK1 hafta önce352 PROJELİK DENEYİM YENİLENEBİLİR ENERJİNİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜNÜ ORTAYA KOYUYOR
-
Güneş Enerjisi1 hafta önceEnda Enerji, Avrupa’daki yatırımlarında yeni aşamaya geçti
-
ELEKTRİK1 hafta önceEnerjisa Enerji, 2026 yılının ilk yarısında elektrik altyapı yatırımlarını yüzde 153 artırdı
-
Yenilenebilir Enerji1 hafta önceAkfen Yenilenebilir Enerji Yaklaşık 700 Bin Hanenin Yıllık İhtiyacına Eşdeğer Temiz Enerji Üretti
-
ELEKTRİK1 hafta önceŞA-RA Enerji’den 1 Ayda 4 Milyar TL’yi Aşan Açıklama
-
ELEKTRİK1 hafta önceÇORUH EDAŞ’TAN ŞEBEKE ALTYAPISINA 1,5 MİLYAR TL’LİK BAKIM PROGRAMI
