Connect with us

Sektörel

Bakü-Bükreş enerji hattı: AB ülkelerinin LNG üssü olabilir


Bakü’de bir araya gelen Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Romanya Enerji Bakanı Sebastian Ioan’ın enerji iş birliğini genişletme üzerine mutabakata varması, Karadeniz’de başta LNG olmak üzere birçok ticari projeyi gündeme getirdi.

AB’nin yeşil dönüşüm fonlarıyla özellikle elektrik üretiminde kendine yeterliğini artıran Romanya’nın Azeri gazını Avrupa ülkelerine taşımak istemesi ile ‘Bu durum Azerbaycan için hangi fırsatları yaratır?’, ‘Bu projeler uygulamaya geçebilir mi?’ ve ‘Ankara ile Moskova’nın tepkisi ne olur?’ sorularını irdeledik.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 1 Nisan’da Romanya Enerji Bakanı Sebastian Ioan Burduja’yı kabul etti. Toplantıda Azerbaycan ve Romanya arasında stratejik ortaklık ilişkileri teyit edildi ve iş birliğinin her yönde genişlediği ifade edildi. Görüşmede iki ülke arasında enerji sektöründe ciddi ilerlemeler kaydedildiği ve geçen yılın ticaret cirosunun bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 30 artarak 670 milyon dolara ulaştığı vurgulanırken, Azerbaycan’dan doğal gaz ve Karadeniz üzerinden Romanya’ya yeşil enerji ihracatı konularında görüş alışverişinde bulunuldu.

Deniz Yaşayan / İstanbul

Bakü ve Bükreş hükümetleri arası ilişkiler daha sonra Karma Komisyon’un 8. Toplantısı’nda ele alındı. Burada Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi (SOCAR), Bükreş’le gaz tedarikine ilişkin imzalanan sözleşmeyi 2026 yılına kadar uzatmaya hazır olduğunu açıkladı. Nitekim geçtiğimiz yıl SOCAR ve Romanya’nın ROMGAZ şirketi arasında Azerbaycan gazının tedariki konusunda bir anlaşma zaten imzalanmıştı. Azerbaycan’ın yıllık ihracat hacminin bir milyar metreküpe çıkarılması, üstelik bunun bir kısmının da Moldova’ya aktarılması planlar arasında yer alırken, bu hacim artışının Azerbaycan’dan Romanya’ya bugün tedarik edilen yaklaşık 185 milyon metreküp gazın da artmasına sebep olacağı beklentisi var. Böylece Romanya, Azerbaycan gazının Orta Avrupa’ya açılan penceresi olma arzusunda.

ÇIKARLAR BİRBİRİNİ TAMAMLIYOR

Azerbaycan henüz kendi topraklarında sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretimi gerçekleştirmese de iki ülke burada da iş birliğini artırmak istiyor. Nitekim SOCAR, alım-satım anlaşmalarıyla LNG piyasasında önemli bir aktör. Azerbaycan, Romanya ve Gürcistan’ın daha önce üzerinde anlaşılan bir projesi sayesinde Bakü’nün Gürcistan üzerinden LNG ticaretini artırması söz konusu olabilir. Hatırlatmak gerekirse bu üç ülke, 2008’den bu yana SOCAR’ın petrol yükleme terminalinin de yer aldığı Gürcistan’ın Kulevi Limanı’nda bir LNG tesisi kurmak için anlaşmıştı. Bu konu, Bakü’deki son toplantıda bizzat Romanya Enerji Bakanı tarafından dile getirildi ve bu projenin Avrupa Birliği’nden (AB) destek alabileceğinin de altı çizildi. Romanya, Köstence Limanı’nı bir taşıma merkezi haline getirmek isterken, bunun için de Bakü, Batum ve Poti Limanlarının entegrasyonunu sağlamak istiyor. Böylece her iki ülkenin çıkarları birbirini tamamlıyor.

Tüm bu ikili görüşmelerde ele alınan planların akıbetini ve olasılıkları değerlendirmek için Romanya’nın potansiyeline bir bakmak gerekiyor.

ÖNEMLİ GAZ REZERVLERİNE SAHİP

Romanya’da ekonomi ve güvenlik politikalarının anahtarı durumundaki enerji sektörü, kömür, doğal gaz, nükleer, hidroelektrik gibi oldukça çeşitli bir kompozisyona sahip. Son yıllarda rüzgar ve güneş enerjisine de bir hayli yatırım yapan Bükreş’in özellikle rüzgar enerjisinde önemli bir büyüme kaydettiği biliniyor. Bunun yanı sıra Cenavoda Nükleer Enerji Santrali’ndeki (NES) iki nükleer reaktörle elektrik üretiminin yüzde 7,5’lik önemli bir bölümünü karşılayan Romanya’da elektrik üretiminin kalan yüzde 35,1’i su, 18,1’i kömür, 15,1’i hidrokarbon, 15,9’u rüzgar ve 7,5’i güneşten ve 0,8’lik bir kısmı da biyokütleden karşılanıyor. Romanya, bölgedeki doğal gaz pazarında kendisini önemli bir yerde konumlandıran önemli bir rezerve de sahip.

Elektrik tüketimini 2023’ün ilk 5 ayında 2022’ye kıyasla yüzde 7,5 azaltan Romanya’da Cenavoda NES’in yanı sıra 208 hidroelektrik santrali ve pompalama istasyonu da bulunuyor. Romanya’nın enerji piyasasında başı çeken şirketlerin ise çoğu ise devlete ait: Nuclearelectrica, Hidroelectrica, Termoelectrica, Hunedoara Enerji Kompleksi ve Oltenia Enerji Kompleksi.

AB’NİN ‘RÜZGAR’ VE ‘GÜNEŞ’ MERKEZİ

Ulusal Enerji Düzenleme Kurumu’na (ANRE) göre Romanya’nın 2022’deki enerji üretimi 53 TWh olarak gerçekleşirken; ihracatı 4,6 TWh, ithalatı 5,9 TWh, hanehalkı tüketimi 13,5 TWh, hanehalkı dışı tüketimi de 36,7 TWh olarak kayda geçti. Ürettiği elektriğin yüzde 40’ını yenilenebilir kaynaklardan sağlayan Romanya, bunun da yüzde 27’sini hidroelektrikten, yüzde 10’unu rüzgardan, yüzde 2’sini fotovoltaikten ve yüzde 0,6’sını da biyokütleden elde ediyor. Öte yandan Romanya, AB’nin sera gazı emisyonunun azaltılması için 10 üye ülkesine tahsis ettiği 15,7 milyar dolarlık Modernizasyon Fonu’nu kullanarak yenilenebilir enerji üretimini her geçen gün güçlendiriyor. Karbondan arındırma hedeflerini 2050’den 2030 gibi ön bir tarihe çekerek dönüşüm sürecini hızlandıran Bükreş, Cenavoda NES’teki Ünite 3 ve 4’ün tamamlanması, Ünite 1’in yenilenmesi, yenilenebilir enerjiye “geçiş” için diğer fosil yakıtlara kıyasla farklı değerlendirilen doğal gazda üretimi ve ticareti artırmasıyla birlikte kömür üretimin 2023’te yüzde 12,5 oranında azalmasını da sağladı. Romanya 2030’lara girerken tüm bu enerji kompozisyonuna en az 7 GW’lik bir kapasite daha eklemek istiyor. Bunun 3,7 GW’sinin güneş enerjisinden karşılanması bekleniyor. Diğer taraftan Rumen rüzgar enerjisi üretiminin AB ülkeleri arasında ilk 5’te ve kullanımında ise ilk sırada olduğunun altını çizmek gerek. Bükreş, bu altyapısını önümüzdeki 5 yıl içinde 2 milyar avroluk bir yatırımla 1,4 GW’lik rüzgar santrali kurarak daha da güçlendirebilir. Şu anda kurulu rüzgar santrallerinin yaklaşık 3 GW’lik bir kapasitesi olduğu ve bunun da elektrik tüketiminin yüzde 10’unu karşıladığı düşünülürse bu oldukça önemli bir rakam. ANRE’ye göre Romanya, eğer bu planlar hayata geçirilebilirse, AB’nin rüzgar ve güneş enerjisi merkezi olabilir.

Azerbaycan ile Romanya Arasındaki Ticaret

Son 27 yılda Romanya’nın Azerbaycan’a ihracatı yıllık bazda %10,4 oranında artarak 1995’te 2,83 milyon dolardan 2022’de 41,1 milyon dolara yükseldi. Romanya’dan Azerbaycan’a ihraç edilen başlıca a ürünler ise ilaçlar (6,81 milyon dolar), valfler (5,63 milyon dolar) ve makineler (5,08 milyon dolar) oldu.

Son 27 yılda Azerbaycan’ın Romanya’ya ihracatı yıllık bazda %20,1 oranında artarak 1995’te 3,19 milyon dolardan 2022’de 449 milyon dolara yükseldi. Azerbaycan’dan Romanya’ya ihraç edilen başlıca ürünler ham petrol (379 milyon dolar), azotlu gübreler (33,6 milyon dolar) ve asiklik alkoller (23,1 milyon dolar) oldu.

SOCAR-ROMGAZ MUTABAKATI BAŞLANGIÇ

Bu veriler ve Bakü’deki son gelişmeler ışığında ikili ilişkilere tekrar dönülecek olursa iki ülke arasındaki enerji iş birliğinin hangi alanlarda yoğunlaşabileceği, potansiyelinin ne olduğu daha iyi anlaşılabilir. Yeşil enerji son derece önemli olmakla birlikte, iki başkent arasındaki esas gündemin doğal gaz ticaretini artırmak ve bunu AB ülkelerine taşımak ve LNG ticaretini geliştirmek olduğu belirtilebilir. Romanya, Orta Avrupa’da doğal gazı endüstriyel amaçla kullanan ilk ülke olarak bu bölgenin tecrübeli aktörlerinin başında geliyor ve SOCAR’ın da bu ülkeye ihracatı halihazırda yüz milyonlarca avroyu buluyor. Azerbaycan, SOCAR’la birlikte bu ülkedeki yatırımlarını daha da artırmak istiyor. SOCAR ve Rumen gaz üreticisi Romgaz’ın Karadeniz’de bir LNG projesi geliştirmek için imzaladığı mutabakat zaptı bu bağlamda LNG iş birliğinde önemli bir başlangıç olacak. Bu mutabakat zaptına göre, söz konusu LNG projesi bir sıvılaştırma tesisi, bir yeniden gazlaştırma tesisi ve Hazar Denizi’nden Romanya’ya taşımayı sağlayacak yardımcı tesislerden oluşacak. Ayrıca belirtmek gerekir ki Romanya Enerji Bakanlığı, Bulgaristan-Romanya-Macaristan-Avusturya (BRUA) olarak da bilinen Güney Koridoru’yla Azerbaycan’dan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) elde etme sürecini de başlatmak istiyor.

Ek olarak, doğal gazda da Bükreş’in en önemli projelerinden Neptun Deep’e değinmek gerek. Rumenlerin Karadeniz’deki en büyük doğal gaz projesi olan Neptun Deep, aynı zamanda ülkenin ilk derin deniz projesi olacak. Yatırımların 4 milyar avroya kadar çıkacağı tahmin edilen projeyle Romanya’nın bir diğer projesi ise Karadeniz Petrol ve Gazının Geliştirilmesi Projesi (BSOG). Doğal gaz dağıtım ağını 1990’daki 10 bin 772 km’den 2021’de 45 bin 449 km’ye çıkarmayı başaran ve yıllık yüzde 4,8’lik bir büyümeye imza atan Bükreş, bu sektörün öncülerinden Bakü’yle iş birliği yaparak enerjide kendine yeterliğini ve başardığı arz çeşitliliğini bir üst boyuta çıkararak, gazın AB ülkelerine taşınmasından kâr elde etmek istiyor. Bu, Azerbaycan için hem artan ihracat hem de LNG üretiminde potansiyelini geliştirmek demek.

PETROTURK

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektörel

Enerjide Verimli Büyüme, Türkiye İçin Stratejik Bir Fırsat!


Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Direktörü Bora Şekip Güray, 5–11 Ocak Enerji Verimliliği Haftası kapsamında yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin enerji alanında daha verimli bir büyüme sağlamasının, enerji arz güvenliği, ithalatın azaltılması, rekabetçi bir enerji sistemi ve sürdürülebilir enerji dönüşümü hedefleri için büyük bir stratejik fırsat sunduğunu vurguladı. Güray, artan enerji talebinin daha verimli ve katma değeri yüksek çözümlerle yönetilmesinin kritik önem taşıdığını belirtti.

“Daha Verimli Bir Enerji Sistemi Enerji Arz Güvenliğini Güçlendirecek”

Bora Şekip Güray, 2025 yılında IICEC tarafından yayınlanan “Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü” raporunun bulgularına dikkat çekti. Rapora göre, verimli bir enerji sisteminin gelişimi, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesinde ve emisyonların azaltılmasında önemli rol oynayacak. Güray, “Verimli Büyüme Senaryosu”nda fayda-maliyet oranının dört buçuk gibi çarpıcı bir rakam olduğunu belirtti: her 1 milyar dolarlık enerji verimliliği yatırımı, fosil yakıt ithalatında ve emisyonlarda azalma ile birlikte 4,5 milyar dolarlık tasarruf sağlayabilir.

2053 Yılına Kadar %21 Daha Az Enerji Tüketimi ile Aynı Ekonomik Çıktı Mümkün

“Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü Raporu”ndaki bulgulara göre, 2053 yılına kadar Verimli Büyüme Senaryosu, Baz Senaryo ile aynı ekonomik çıktıyı %21 daha az enerji tüketimiyle sağlayabiliyor. Güray, bu durumun Türkiye’nin kişi başına enerji tüketimi yüksek ve enerji yoğunluğu düşük olan bazı OECD ülkeleriyle arasındaki farkı daha hızlı kapatmasına olanak tanıyacağını belirtti. Ayrıca Verimli Büyüme Senaryosu’nda emisyonların daha erken bir vadede tepe noktasına ulaşması, iklim değişikliği ile mücadele hedeflerine de önemli bir katkı sağlayacak.

Finansmanı Artırmak ve Çeşitlendirmek Önemli

Güray, Türkiye’nin son yıllarda ekonominin enerji yoğunluğunda azaltım performansı ile OECD ülkeleri arasında öne çıktığını, ancak bu olumlu performansın sürdürülebilmesi için gelişim alanlarının bulunduğunu ifade etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve Eylem Planı’nın önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Güray, 2030 yılına kadar enerji verimliliğine 20,2 milyar dolar yatırım hedeflendiğini vurguladı. Bu bağlamda, sanayi başta olmak üzere enerji tüketicisi sektörlerde artan farkındalık ile enerji verimliliği yatırımlarına daha fazla ve çeşitli finansman çekebilmek için yeni modeller ve iş birlikleri geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Enerjide En Yüksek Talep Binalarda Isıtma ve Soğutmadan Kaynaklanıyor

Güray, Türkiye’nin enerji talebinin beşte birinin binalarda ısıtma ve soğutma amaçlı kullanımdan kaynaklandığını belirtti. Bunu, %18’er pay ile enerji-yoğun sanayi sektörleri ve karayolu ulaşımı takip ediyor. Karayolu yük taşımacılığı ve binalarda elektrikli ev aletleri ve aydınlatma amaçlı kullanımlar da eklendiğinde talebin yaklaşık %70’i bu beş alandan kaynaklanıyor. Güray, özellikle eski konut binalarında, eski taşıtlarda ve sanayinin yapısında önemli verimlilik potansiyeli olduğunu sözlerine ekledi.

Artan Elektrik Enerjisi Talebinin Verimli Yönetimi Kritik Önem Taşıyor

Enerji sisteminde elektrik enerjisinin payındaki büyümenin çarpıcı trendler arasında yer aldığını vurgulayan Güray, elektrik enerjisinin nihai enerji talebindeki payının önümüzdeki 25-30 yıl içinde %50’ye ulaşabileceğini öngördüklerini belirtti. Artan ve çeşitlenen elektrik talebinin hem güvenli hem de verimli olarak karşılanması gerektiğinin altını çizen Güray, veri analitiği ve dijitalleşmenin sunduğu olanakların enerjide daha verimli büyüme için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.

Continue Reading

Sektörel

2025’te petrol ve doğal gaz üretimi arttı


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “2025’te yerli petrol ve doğal gaz üretiminde önemli bir hamle yaptık. 2026’da yerli kaynaklarımızı daha etkin kullanacağız” dedi.

2024’te yıllık 38 milyon varil olan yurt içi petrol üretimi, 2025 yılında yüzde 26 artış ile 47,9 milyon varile ulaştı. Doğal gazda da 2024’te yıllık 2,3 milyar metreküplük Türkiye geneli üretim, 2025’te yüzde 39 artarak 3,2 milyar metreküpe çıktı.

ENERJİ FATURASINI DÜŞÜRÜYOR

Enerjide dışa bağımlılığı azaltma noktasında yerli petrol ve doğal gaz üretimi büyük önem taşıyor. Özellikle Gabar’daki petrol, Karadeniz’deki doğal gaz üretimi, Türkiye’nin enerji faturasının azaltılmasında katkı sağlıyor. Bu sahaların yanı sıra yeni keşiflerin de devreye girmesiyle petrol ve doğal gaz üretimi giderek artıyor.

135 BİN VARİLLİK REKOR

2025 yılında yurt içindeki toplam petrol üretimi 47,9 milyon varil olarak gerçekleşti. 2024’te 38 milyon varil olan yurt için petrol üretiminin yüzde 26’lık artışı dikkat çekti. Günlük ham petrol üretimi 135 bin 671 varil ile 25 Nisan 2025’te yıllık bazda rekor seviyeye ulaştı.

10,2 MİLYON METREKÜP İLE ZİRVE

Doğal gazda 2024 yılında yıllık 2,3 milyar metreküp olan toplam yurt içi üretim, 2025’te 3,2 milyar metreküpe çıktı. Doğal gazdaki yıllık artış, yüzde 39 olarak kayıtlara geçti. 21 Nisan 2025’te Türkiye geneli günlük doğal gaz üretimi, 10,2 milyon metreküp ile zirve yaptı.

ENERJİ FATURASI

Petrol ve doğal gaz üretimindeki artış trendini yorumlayan Bakan Bayraktar, ülke olarak her yıl 60-70 milyar dolar enerji faturası ödediklerini söyledi. Bayraktar, Türkiye’nin enerjisinin üçte ikisini ithal ettiğini ifade ederek enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için yerli üretimin önemine dikkat çekti.

YENİ KEŞİFLER

2025 yılında yerli petrol ve doğal gaz üretiminde önemli bir hamle yaptıklarını kaydeden Bayraktar, “Bu yıl ile birlikte arama ve üretim faaliyetlerimize hız vereceğiz. Karadeniz’deki doğal gaz üretimimizi iki katına çıkaracağız. Diyarbakır’da gerçekleştireceğimiz yatay sondaj yönteminin Türkiye petrolcülüğünde oyun değiştirici etkisi olacak. Hem denizlerde hem de kara alanlarından sondaj faaliyetlerimiz artacak. İnşallah 2026 daha büyük keşiflere gideceğimiz bir yıl olacak.” dedi.

Continue Reading

Sektörel

Rota Portföy Goldfinch Sanayi ve Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu Kuruldu


Rota Portföy ve Goldfinc Golfinch Global Capital işbirliği ile kurulanRota Portföy Goldfinch Sanayi ve Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, düzenlenen lansman etkinliği ile basına ve etkinliğe yoğun ilgi gösteren iş ve finans dünyası temsilcilerine anlatıldı.

Goldfinch Global Capital Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka ile Rota Portföy Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Eraslan lansman etkinliği öncesinde bir grup gazeteci ile bir araya geldiler.

Burada yaptığı açıklamada, Goldfinch Global Capital’i bir alternatif varlık yönetimi şirketi olarak kurduklarını belirten Dr. Tamer Saka, şirketin resmi kuruluşunun 2025 yılı başı olduğunu söyledi.

Saka şöyle konuştu: “Goldfinch Global Capital olarak hedefimiz 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık bir varlık yönetimi seviyesine çıkmak. Alternatif varlık yönetimi işinin bir parçası olarak da farklı alanlarda fonlar kuracağız. Bunlar vasıtasıyla şirket kendisine bir yatırım portföyü oluşturacak. Bu amaçla ilk fonumuzu biz Rota Portföy şirketi ile beraber bugün lansmanını yaptığımız fonumuzu kurduk. Bu fonun ilk hedefi 100 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmak.”

Dr. Tamer Saka bu fonun, üretim ve üretim teknolojileri alanında yatırımlar yapacağını kaydederek, “Dünyadaki ve ülkemizdeki, sanayi dönüşüm ihtiyacını karşılamak üzere orta büyüklükteki şirketlere global ölçekte büyüme imkanları sağlayacak yatırımlar yapmayı hedefliyoruz” dedi.

Yatırım yapacakları şirketleri “ileri teknoloji kullanan üretim şirketleri ve/veya bu üretim şirketlerine teknoloji sağlayan firmalar” olarak tanımlayan Saka, Fonun yüzde 85’i Türkiye’de yüzde 15’i yurtdışında yatırım yapacak şekilde planlama yaptıklarını vurguladı.

Dr. Tamer Saka şunları söyledi:

“Yatırımlarımızı ileri malzeme üzerinde çalışan, ileri teknoloji sahibi olan, elektronik, sağlık tarım ve teknoloji alanında faaliyet gösteren firmalara odaklamayı düşünüyoruz.

Bu fon ile tabii ki ticari bir faaliyet yürüteceğiz ama aynı zamanda Türkiye’nin sanayi dönüşüm potansiyelinde ortaya çıkacak güzel örneklere yatırım yapmayı planlıyoruz. Türkiye’de özellikle orta pazardaki şirketlerde teknolojiye çok hızlı bir adaptasyon gözlemliyoruz. Ancak bu şirketlerinde yönetim gibi, insan kaynakları gibi, finansmana erişim gibi konularda sıkıntıları oluyor. Belli bir eşiğe geldikten sonra büyümekte zorlanıyorlar. İşte biz bu fonu yönetirken, şirketlerin önünü açacak, onları destekleyecek her türlü yönetsel desteği veren ve gerekli finansal desteği sağlayan bir anlayışla hareket edeceğiz. Amacımız, ileri teknoloji alanında sanayi şirketlerimizin gerçek potansiyelini kamuoyuna göstermek.”

Rota Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Eraslan, girişim sermayesi alanındaki bu ölçeğe dikkat çekerek şunları söyledi: “Rota Portföy olarak girişim sermayesi alanında seçici ve disiplinli bir büyüme stratejisi izliyoruz. Bugün yönettiğimiz 28 girişim sermayesi yatırım fonu ve 14,4 milyar TL’yi aşan büyüklük, bu alandaki kurumsal kapasitemizin somut bir göstergesi. Goldfinch GSYF ile sanayi ve teknoloji ekseninde, uzun vadeli değer yaratma potansiyeli yüksek şirketlere odaklanıyoruz.”

Rakamlarla Girişim Sermayesi Fonları

Küresel ölçekte regüle edilmiş yatırım fonlarının toplam büyüklüğü 73,9 trilyon ABD dolarına, özel sermaye ve girişim sermayesi fonlarının toplam hacmi ise yaklaşık 12 trilyon ABD dolarına ulaşmış durumda. Bu tablo, private equity ve venture capital fonlarının küresel yatırım ekosisteminde artık ana akım bir rol üstlendiğini gösteriyor.

Türkiye’de de girişim sermayesi ekosistemi hızla derinleşiyor. Portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilen toplam varlık büyüklüğü yaklaşık 273 milyar ABD doları seviyesine ulaşırken; 47 portföy yönetim şirketi tarafından yönetilen 388 GSYF’nin toplam büyüklüğü 384 milyar TL’yi aşıyor. Bu fonlara 13.812 yatırımcı ortak olurken, 255 milyar TL doğrudan şirket ortaklıklarına yönlendirilmiş durumda.

Continue Reading

En Çok Okunanlar