ELEKTRİK
Kontek Enerji 30. yılında globalleşme yolunda büyük adım atıyor
Kontek Enerji, 30 yıllık sektör deneyimi ve inovasyon odaklı yaklaşımıyla global pazardaki gücünü artırmaya devam ediyor. 2025 yılının ikinci çeyreğinde üretime başlayacak Maxxen Enerji Depolama sistemleri fabrikasıyla, üretimin %70’ini ihracata yönlendirmeyi planlayan şirket; önümüzdeki 5 yıl içinde yıllık 10.000 MWh üzerinde üretim kapasitesine ulaşarak 1 milyar dolar ciroya ulaşmayı hedefliyor.
Enerji sektöründe sürdürülebilir ve yenilikçi çözümlerle fark yaratan Kontek Enerji, 30 yıllık deneyimiyle globalleşme yolunda kararlı adımlar atıyor. Şirket, yeni yatırımı Maxxen Enerji Depolama sistemleri fabrikası ile enerji depolama teknolojilerinde yeni bir standart oluşturmayı ve sektöre katma değer sağlamayı hedefliyor. Sıfır karbon hedefi doğrultusunda emin adımlarla ilerleyen Kontek, dijitalleşme ve inovasyona dayalı çözümleriyle uluslararası pazarlarda etkin bir oyuncu olmayı amaçlıyor.
- yılı geride bırakmanın gururunu yaşadıklarını dile getiren Kontek Grup CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Murat Özdemir, “Kontek Enerji olarak, tam 30 yıldır sektöre yenilikçi çözümler sunarak, enerji verimliliği, otomasyon, solar EPC /yatırımcılık ve işletme bakımı gibi alanlarda öncü olmayı başardık. 2024 yılı, globalleşme hedeflerimize yönelik stratejik adımlar attığımız, kurumsal yapımızı güçlendirdiğimiz ve sürdürülebilirlik odaklı projelerle büyümemizi hızlandırdığımız bir dönem oldu. Mayıs ayında faaliyete geçecek Maxxen Enerji Depolama Sistemleri üretim fabrikamızla, enerji depolama alanında öncü konumumuzu korurken, Ar-Ge yatırımlarımızla da sektöre değer katmayı hedefliyoruz” dedi.
“Hedefimiz 5 yılda 1 milyar dolar ciroya ulaşmak”
Tolga Murat Özdemir, 2025 Mayıs ayında Maxxen Enerji Depolama Sistemleri fabrikasında deneme üretimlerine başlayacaklarını ve hedeflerinin ürettikleri ürünlerin %70’ini ihraç etmek olduğunu vurguladı. Hedeflerinin Maxxen için 5 yılda 1 milyar dolar ciro ve 10.000 MWh plus üretim kapasitesine ulaşmak olduğunu belirten Özdemir, “Ana pazarımız Avrupa depolama sektörü olacak, ancak yakın coğrafyalar ve Latin Amerika ülkelerinde de faaliyet göstereceğiz” ifadelerini kullandı.
“LEED Sertifikası ile sürdürülebilir üretim hedefliyoruz”
Kontek Enerji; 2025 yılında, ESG Komitesi (Environmental, Social, Governance) öncülüğünde sektörün gelişimine katkı sağlayacak adımlar atacak. Aydın Ortaklar bulunan fabrikanın sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda tasarlandığını dile getiren Özdemir, “Fabrikamız, çevresel standartların en üst seviyesini temsil eden LEED sertifikasına sahip bir tesis olacak. Üretim sürecinde bataryaların şarj ve deşarjında kullanılan enerjiyi temiz enerji kaynaklarından karşılayarak karbon salınımını en aza indirmeyi hedefliyoruz. Haziran ayında ise LEED sertifikamızı almayı planlıyoruz” dedi.
“Enerji depolama sistemlerinin ulaşmadığı alan kalmayacak”
Enerji depolama ürün yelpazesini genişletme hedeflerine de dikkat çeken Özdemir, üretim portföylerinin yalnızca şebeke ölçekli ve kabin tipi endüstriyel batarya sistemleriyle sınırlı olmadığını belirterek, “Fabrikamızda, elektrikli araçların şarj sistemlerine entegre depolama çözümlerini de geliştireceğiz” dedi. Özdemir, marin sektörü için de enerji depolama sistemleri geliştireceklerine dikkat çekerek, “Elektrikli motorlara geçiş yapan tekneler, enerji depolama ihtiyacını doğuracak. Bu ihtiyaçlara hızlı ve esnek bir şekilde adapte çözümler sunma kapasitesine sahibiz. Ayrıca, ürünlerimizi dijital platformlarla destekleyeceğiz. Depolama alanındaki uçtan uca çözümlerimiz, üretici kimliğimizle birleşerek yüksek katma değer yaratıyor” şeklinde konuştu.
“Enerji depolama sistemlerinin satış hacmi çok hızlı büyüyor”
Enerji depolamanın günümüzde hemen her sektör için önemli olduğunun, gelecekte de her alanda yerini alacağının altını çizen Özdemir, “Elektrikli araç satışları her yıl artış gösterirken, enerji depolama sistemlerinin satış hacmi çok daha hızlı büyüyor. Bu teknolojiler, şebekeye olan bağımlılığı da ortadan kaldırıyor. Örneğin, organize sanayi bölgelerinde artık sanayicilere trafolardan kapasite sağlanamıyor. Bu noktada devreye enerji depolama sistemleri girerek çözüm sunuyor. Ayrıca COP 28’de yenilenebilir enerji kaynaklarının 2030 yılına kadar üç katına çıkarılması taahhüdü verildi. COP 29’da da benzer taahhütler yinelendi. Bu bağlamda Türkiye olarak, İklim Değişikliği Kanunu’nu bir an önce hayata geçirmeliyiz. Bu hedeflere ulaşmak için enerji depolama teknolojileri kritik bir rol oynadığını da unutmamalıyız” ifadelerini kullandı.
“30. yılımızı kutlamanın gururunu yaşıyoruz!”
2025 yılının şirketin hedef ve stratejileri açısından önemine değinen Özdemir, “Kontek Enerji olarak, sektöre yön veren yenilikçi çözümlerimizle enerji dönüşümünü hızlandırıyor ve geleceğin sürdürülebilir dünyasını inşa etme hedefiyle kararlılıkla ilerliyoruz. Her geçen gün büyüyen ve güçlenen ekibimizle enerji sektöründe fark yaratmaya devam ediyor, daha iyi bir yarın için çalışıyoruz. Bu yıl, 30. yılımızı kutlamanın gururunu yaşıyoruz! Otuz yıllık tecrübemiz, inovasyon odaklı yaklaşımımız ve sürdürülebilirlik vizyonumuzla global arenada daha büyük hedeflere doğru ilerliyoruz. Geçmişten aldığımız güç ve birikimle, yarının daha sürdürülebilir dünyasını birlikte inşa ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki enerjinin ötesine geçmek, birlikte mümkün!” dedi.
ELEKTRİK
ABB’nin Sasbach tesisi sürdürülebilirlik uygulamalarıyla dünyaya örnek oluyor
Sürdürülebilir ve kaynak verimliliği yüksek bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri geliştiren ABB, Almanya’daki Sasbach üretim tesisinde Mission to Zero™ – Net Sıfır Misyonu kapsamında önemli başarılar elde etti. Program çerçevesinde hayata geçirilen yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleri sayesinde tesis hem operasyonel dayanıklılığını artırdı hem de karbon emisyonlarını önemli ölçüde azalttı.
ABB’nin dünya genelinde Mission to Zero™ programına dahil olan 37 tesisinden biri olan Sasbach’ta; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve akıllı enerji yönetimine dayalı veriye dayalı bir karbonsuzlaşma yol haritası uygulanıyor. Panolar ve enerji dağıtım sistemleri üreten tesis, sanayide düşük karbonlu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Küresel karbon emisyonlarının yaklaşık beşte birini imalat ve üretimin oluşturduğu göz önüne alındığında[i], enerji verimliliğinin artırılması ve elektrifikasyonun yaygınlaştırılması Avrupa’nın iklim hedeflerine ulaşmak için kritik önem taşıyor. Sasbach tesisinde hayata geçirilen Mission to Zero™ programı ise işletmelerin güvenilir ve rekabetçi operasyonlarını sürdürürken karbon emisyonlarını azaltabileceklerini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Program kapsamında sağlanan toplam 3 bin 786 tonluk emisyon azaltımının yaklaşık 2 bin 700 tonu sertifikalı yenilenebilir enerji tedarikinden, yaklaşık bin 86 tonu ise tesis içi verimlilik ve elektrifikasyon uygulamalarından elde edildi. Bu tesis içi azaltımın yaklaşık 550 tonu, kapasitesi artırılan güneş enerjisi sisteminden sağlandı. Tesiste bulunan 3 bin 410 fotovoltaik modül yılda yaklaşık bin 500 megavat-saat elektrik üretiyor. Bu miktar, yaklaşık 400 hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor.[ii]
Tesisin kendi ürettiği elektrik, toplam enerji ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayarak enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruma sağlıyor ve uzun vadeli enerji güvenliğini destekliyor. Kurulan yeni trafo istasyonu ise yenilenebilir enerjinin tesis altyapısına istikrarlı biçimde entegre edilmesine imkân tanıyor. Emisyon azaltımı; elektrikli üretim sistemleri, enerji verimliliği uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle destekleniyor.
ABB Elektrifikasyon Akıllı Binalar Divizyon Başkanı Mike Mustapha, konuyla ilgili açıklamasında, “Sasbach’ta attığımız adımlar, Mission to Zero™ programımızın sahadaki somut karşılığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon ve dijital enerji yönetimi sayesinde karbon emisyonlarını azaltırken enerji dayanıklılığını ve operasyonel istikrarı güçlendiriyoruz. Üretim sektöründe sürdürülebilir dönüşümün anahtarı, bu tür uygulanabilir ve ölçülebilir adımlardan geçiyor” ifadelerini kullandı.
Tesisteki tüm süreçlerde karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor
Tüm bunların yanı sıra ABB, enerji talebini kaynağında azaltmak amacıyla üretim süreçlerini de modernize ediyor. Sasbach’ta kurulan yeni toz boya tesisi, üretim kapasitesini artırırken enerji ihtiyacını düşürüyor. Isı geri kazanımı özelliğine sahip olan tesis, geleneksel sistemlere kıyasla daha düşük kurulu ısıtma kapasitesiyle çalışıyor. Böylelikle hem verimlilik artışı hem de üretim güvenilirliği destekleniyor.
Sasbach tesisinde; üretim alanlarında tamamen LED aydınlatmaya geçiş, ABB i-bus® KNX ile bina otomasyonu, basınçlı hava sistemlerinde artık ısı geri kazanımı ve optimize edilmiş proses kontrolü gibi ek verimlilik uygulamaları devreye alındı. Öte yandan tesisteki 21 adet elektrikli araç şarj istasyonu, çalışanlar ve ziyaretçiler için düşük emisyonlu mobiliteyi destekliyor.
ABB’nin 2019 yılında başlattığı, Mission to Zero™ programı kapsamında tesiste hayata geçirilen tüm uygulamalar, 2019 yılı seviyelerine kıyasla enerji verimliliğini önemli ölçüde artırırken, operasyonların dengelenmesine ve maliyetlerin düşürülmesine katkı sağladı. ABB’nin bina otomasyon ve enerji yönetimi çözümleri, enerji kullanımında gerçek zamanlı görünürlük sağlayarak veriye dayalı karar alma süreçlerini destekliyor.
ABB, Sasbach’ta karbonsuzlaşmanın bir sonraki aşaması için de net bir yol haritası belirledi. Bu kapsamda fazla güneş enerjisinin depolanması için batarya sistemlerinin kurulması, gaz bazlı ısıtma sistemlerinin kademeli olarak elektrikli ısı pompalarıyla değiştirilmesi ve rüzgâr enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi planlanıyor.
Mission to Zero™ programı
Mission to Zero™ programı, ABB’nin Almanya’daki Lüdenscheid fabrikasında yerel bir girişim olarak başladı ve zaman içerisinde küresel ölçekte yaygınlaştı. Bugün ABB’nin Mission to Zero™ kapsamındaki tesisleri, operasyonlardan kaynaklanan yıllık 60 bin tonun üzerinde karbon emisyonu azaltımı sağlayarak; elektrifikasyon, dijitalleşme ve enerji verimliliğinin düşük karbonlu üretime doğru ölçülebilir ilerleme sağlayabildiğini ortaya koyuyor.
ELEKTRİK
Enerjisa Enerji’den çifte rekor: 7 yıl vadeli 10 milyar TL tahvil ihracı
Türkiye’nin lider elektrik dağıtım ve perakende şirketi Enerjisa Enerji, 7 yıl vadeli ve 10 milyar TL tutarındaki tahvil ihracını Ak Yatırım aracılığıyla başarıyla tamamladı. Şirket, bu işlemle reel sektörde bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük ve en uzun vadeli tahvil ihracına imza atarak Türkiye’nin enerji dönüşümündeki rolünü güçlendirdi. Söz konusu kaynak, Enerisa Enerji’nin hizmet verdiği üç dağıtım bölgesi Ayedaş, Başkent ve Toroslar’ın dağıtım altyapısının modernizasyonu ve daha dayanıklı enerji sistemlerine yönelik yatırımlarda kullanılacak
Kapsamlı altyapı yatırımlarını uzun vadeli ve güçlü bir finansman yapısıyla desteklemeye devam eden Türkiye’nin lider elektrik dağıtım ve perakende şirketi Enerjisa Enerji, bu işlemle sermaye piyasalarındaki yüksek itibarı ve finansmana erişim gücünü bir kez daha ortaya koydu. Enerjisa Enerji, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklama ile 7 yıl vadeli ve 10 milyar TL tutarındaki tahvil ihracını duyurdu. Bu işlemle birlikte şirketin tedavüldeki toplam tahvil tutarı 34,6 milyar TL seviyesine yükseldi.
Şirket, 2025 yılı içerisinde reel sektörde tahvil ihraç büyüklüğü açısından iki kez kırdığı rekoru, bu yeni ihraçla bir kez daha yeniledi. Ak Yatırım aracılığıyla, ikinci yılın sonundan itibaren her yıl sonu bir kez kısmi ana para ödemeli olarak toplam 7 yıl vadeli yapılandırılan ihraç, BİST TLREF endeksi değişimi + 150 baz puan gibi oldukça rekabetçi bir fiyatla gerçekleşti. Piyasada bugüne kadar ağırlıklı olarak 1 ila 2 yıl vadeli ihraçlar başarıyla gerçekleştirilebilirken, bu işlem yalnızca büyüklüğü ile değil, vadesi ile de reel sektörde yeni bir eşik oluşturdu.
Yeni tarife dönemine güçlü başlangıç
“Daha İyi Bir Gelecek” vizyonu doğrultusunda yatırımlarını sürdüren Enerjisa Enerji, 5. tarife dönemine güçlü bir finansal zeminle girdi. Artan elektrifikasyon, dijitalleşme ve enerji güvenliğinin, daha akıllı ve daha dayanıklı dağıtım şebekelerini zorunlu kıldığı bu dönemde şirket; altyapısını güçlendirme ve büyütme yönündeki çalışmalarına tam anlamıyla odaklanarak Türkiye’nin enerji dönüşümünde kritik bir rol üstlenerek kârlı büyümesini sürdürüyor. Şirketin yıllık yatırım hacminin yaklaşık üçte birine denk gelen bu rekor ihraç, dağıtım iş kolunun öngörülebilir nakit akışı yaratma kapasitesi ile de uyum içerisinde bulunuyor.
Pınar: “Uzun vadeli büyüme stratejimize duyulan güvenin açık bir göstergesi.”
Enerjisa Enerji CEO’su Murat Pınar, gerçekleştirilen tahvil ihracına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Beşinci tarife döneminin başında gerçekleştirdiğimiz bu uzun vadeli ve büyük ölçekli ihraç, yalnızca bir finansman işlemi değil; yatırım modelimizle uyumlu bir finansal çerçeve oluşturmaktadır. Dağıtım iş kolumuzun öngörülebilir ve düzenlemeye tabi gelir yapısına uygun olarak tasarlanan bu finansman modeli, bilanço gücümüzü pekiştiriyor. Bu sayede yatırımlarımızı daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir zeminde büyütebiliyoruz.Küresel ve yerel dalgalanmaların sürdüğü bir dönemde bu vade ve büyüklükte bir işlemi başarıyla tamamlamamız, Enerjisa’nın disiplinli finansal yönetimine ve uzun vadeli büyüme stratejisine duyulan güvenin açık bir göstergesidir. Sağladığımız bu kaynakla, dağıtım altyapımızı güçlendirmeye ve Türkiye için daha dirençli ve verimli bir enerji altyapısına katkı sunmaya devam edeceğiz.”
Ulbrich: “Sermaye piyasalarındaki güçlü kredibilitemizi bir kez daha teyit etmiş olduk”
Enerjisa Enerji CFO’su Philipp Ulbrich, bu tahvil ihracının önemini vurgulayarak, şunları ekledi: “7 yıl vade, 10 milyar TL büyüklük ile gerçekleştirdiğimiz bu ihraç, hem tutarı hem de vadesi itibarıyla reel sektörde rekor niteliğindedir. TLREF endeksi değişimi + 150 baz puan gibi oldukça rekabetçi bir fiyatlama ile başarıyla gerçekleştirdiğimiz bu tahvil ihracı, şirketimizin güçlü bilançosu ve sağlam finansal performansı sayesinde, zorlu makroekonomik koşullara rağmen, yatırımcıları nezdinde sahip olduğu yüksek güvenilirliğin altını çiziyor. Bu rekor ihraç Enerjisa’nın sağlam bilanço yapısının yanı sıra dağıtım iş kolumuzun öngörülebilir nakit akışı yaratma kapasitesi ile de yatırımcılarımız tarafından oldukça cazip bulundu. Türkiye piyasasında gerek kredi ve tahviller yoluyla gerek ise sürdürülebilirlik stratejimizle desteklenen yapımız sayesinde Uluslararası Finans Kuruluşları kaynaklı fonlamalar aracılığıyla, çeşitli finansman araçlarına erişim kabiliyetimizi bir kez daha ortaya koymuş olduk. 5.tarife dönemine ilişkin regülasyon çerçevesi uygun bir iş ortamı sağlayacak şekilde kurgulanmış olup, günümüzdeki yüksek reel faiz ortamında dahi karlı yatırımların yapılabilmesini mümkün kılıyor. Ölçeklenebilir ve disiplinli finansman yaklaşımımızla Enerjisa Enerji’yi sağlıklı ve karlı biçimde büyütmeye devam edecek; müşterilerimize her an güvenli enerji erişimi sağlama hedefi doğrultusunda Türkiye’nin enerji altyapısına yönelik gerekli yatırımları kararlılıkla sürdüreceğiz.”
Erdoğmuş: “7 yıl vadeli ve kademeli anapara geri ödemesine sahip tahvil ihracı ile 2 yeni rekora imza attık.”
Enerjisa Enerji ile bugüne kadar çok sayıda başarılı ihraç yaparak birçok ilki gerçekleştirdiklerini belirten Ak Yatırım Genel Müdürü Mert Erdoğmuş; “1 Ağustos 2017 tarihinde Türkiye’nin ilk 5 yıl vadeli özel sektör tahvil ihracını tamamladığımız Enerjisa Enerji’nin 18 Temmuz 2025 tarihindeki 5 milyar 250 milyon TL tutarlı tahvil ihracıyla da tüm zamanların en büyük reel sektör tahvil ihracı rekorunu elde etmiştik. Şimdi gerçekleştirdiğimiz 10 milyar TL tutarında ve 2.548 gün vadeli yeni ihraç ile tüm zamanların hem en büyük hem de en uzun vadeli reel sektör borçlanma aracı ihracını gerçekleştirmiş olduk. Ayrıca, bu ihraç eşit taksitler halinde anapara geri ödemesine sahip ilk borçlanma aracı olması açısından da önem taşıyor. Yenilikçi ve hem vade hem de tutar bakımından rekorlara imza attığımız bir borçlanma aracı ihracına daha aracılık etmekten gurur duyuyoruz. Ak Yatırım olarak özel sektör borçlanma aracı ihraçlarındaki lider konumumuzu kesintisiz olarak sürdürmeye kararlıyız” dedi.
ELEKTRİK
Eksim Enerji’den Öğrencilere Çevre Bilinci Eğitimi
Eksim Enerji, sosyal sorumluluk projesi olan “Yeteri Kadar” kampanyası kapsamındaki Doğa Dostu Etkinlik Uygulamaları’nın ilkini Osmaniye’de gerçekleştirdi. 7-11 yaş grubundan öğrencilerin katıldığı programda, enerji verimliliği ve sürdürülebilir yaşam odağında uygulamalı eğitimler verildi. Şirket eğitimler kapsamında, 10 ilde toplam 2 Bin öğrenciye ulaşmayı hedefliyor.
Türkiye’nin dört bir yanında yenilenebilir enerji yatırımlarıyla yeşil dönüşüme katkı sağlayan Eksim Enerji, sahadaki varlığını toplumsal faydaya dönüştüren projelerine de hız kesmeden devam ediyor. 1.180 MW toplam kurulu gücüyle rüzgar enerjisinde Türkiye’de ilk üç oyuncu arasında yer alan şirket, Eksim Holding çatısı altında yürütülen “Yeteri Kadar” sosyal farkındalık kampanyası kapsamında bir eğitim projesi başlattı. Eksim Enerji’nin rüzgar enerjisi santrallerinin bulunduğu bölgelerde gerçekleşecek eğitimlerin ilki Osmaniye Hasanbeyli İlköğretim Okulu’nda 7-11 yaş grubundan 200 öğrencinin katıldığı bir eğitimle başladı.
Sürdürülebilirlik kültürünü erken yaşta kazandırmayı amaçlayan eğitim programında öğrencilere ilk olarak Doğa Dostu Etkinlik Uygulamaları kapsamında projenin amacı ve içeriği anlatıldı. Ardından uygulamalı çevre ve sürdürülebilirlik eğitimleri gerçekleştirildi. Eğitimin devamında çocuklara doğa dostu etkinlik kitleri dağıtıldı. Son bölümde ise eğitmenler eşliğinde “mini ekosistem teraryumu” ve “tohum bombası” uygulamaları yapılarak eğitim tamamlandı.
“10 ilde 2 Bin öğrenciye eğitim vereceğiz”
Yeni hayata geçen eğitim projesiyle ilgili bilgiler veren Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay, “Sürdürülebilirliği, faaliyet gösterdiğimiz alanların ötesinde, topluma karşı taşıdığımız uzun vadeli bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Geleceğin mimarları olan çocuklarımızın sürdürülebilirliği bir tercih değil, bir gereklilik olarak benimsemeleri gerektiğine inanıyoruz. Bu bilinç ne kadar erken yaşta kazanılırsa, yarınlarımız o kadar güçlü ve güvenli olacaktır.
Bu anlayışla başlattığımız eğitim projemizin ilk adımını, Osmaniye’deki RES sahamızın yakınında bulunan Hasanbeyli İlköğretim Okulu’nda attık. Üretim yaptığımız her bölgede yalnızca enerji değil; sosyal fayda üretmeyi, çevresel farkındalığı artırmayı ve bulunduğumuz topluma değer katmayı kurumsal sorumluluğumuzun ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.
Projemizle çocuklarımıza erken yaşta sürdürülebilirliği yaşamlarının önemli bir parçası olarak kazandırmayı ve böylece bugünden yarına uzanan güçlü bir farkındalık köprüsü kurmayı amaçlıyoruz. Böylece temiz enerji bilincini okul sıralarından başlayarak toplumsal dönüşüme taşıyan kalıcı ve etkili bir sürecin temellerini atıyoruz. Çalışmalarımız kapsamında 10 ilde 2 bin öğrenciye ulaşmayı hedefliyoruz.” dedi
-
Sektörel4 hafta önceZorlu Enerji, Ar-Ge’de lider enerji şirketi olma yolunda kararlılıkla ilerliyor
-
ELEKTRİK4 hafta önceMitsubishi Electric, AG MELCO Elevator’ın Satın Alımını Tamamladı
-
Rüzgar Enerjisi4 hafta önceTÜRKİYE YENİLENEBİLİR ENERJİDE ULUSLARARASI YATIRIMLARLA YENİ BİR FAZA GEÇİYOR
-
ELEKTRİK4 hafta önceDicle Elektrik’in Yeraltı Elektrik Şebekesine Kaçak Elektrik Saldırısı!
-
ELEKTRİK4 hafta önceFırat EDAŞ Malatya’da Deprem Sonrası Enerji Altyapısına 3,5 Milyar TL Yatırım Yaptı
-
ELEKTRİK7 gün önceEksim Enerji’den Öğrencilere Çevre Bilinci Eğitimi
-
ELEKTRİK7 gün önceEnerjisa Enerji’den çifte rekor: 7 yıl vadeli 10 milyar TL tahvil ihracı
-
PETROL7 gün önceTotalEnergies Türkiye uzun soluklu iş birlikleriyle fark yaratıyor
