Connect with us

ELEKTRİK

VAHŞİ SULAMA VE KAÇAK ELEKTRİK VURGUNU


Türkiye’de tarımın can damarı olan su, yanlış yöntemlerle kullanıldığında sadece toprağı değil, cebimizi de kurutuyor. Özellikle Güneydoğu Anadolu gibi tarımın yoğun olduğu bölgelerde yaygın olarak görülen “vahşi sulama” yöntemleri ve bu yöntemlere eşlik eden kaçak elektrik kullanımı, her bir vatandaşın elektrik faturasına gizli bir yük olarak yansıyor. Bu makale, milyonlarca liralık enerji israfının perde arkasını ve bunun ulusal ekonomiye verdiği derin zararları gözler önüne seriyor.

I. Sadece Su Değil, Elektrik İsraf Ediyoruz: Vahşi Sulamanın Gizli Maliyeti

Vahşi sulama, diğer adıyla salma sulama, tarlaya kontrolsüzce su salmak esasına dayanır. Çiftçiler, nehirlerden, barajlardan veya yeraltı kuyularından suyu devasa pompalarla çeker ve arazinin üzerine bırakır. Bu yöntem, “ne kadar çok su, o kadar iyi ürün” yanılgısından beslenir. Ancak gerçekler çok farklıdır:

  1. Gereksiz Yere Pompalanan Su: Modern sulama sistemleri (damla, yağmurlama) bitkinin ihtiyacı kadar suyu, doğru zamanda ve doğru yere ulaştırırken, vahşi sulamada suyun büyük bir kısmı, bitkiye ulaşamadan buharlaşır, toprağın derinliklerine sızar ya da yüzeyden akıp gider. Bu, basitçe, gereksiz yere pompalanan her litre su için harcanan enerjinin çöpe gitmesi demektir.

  2. Verimsiz Pompalar ve Uzun Çalışma Süreleri: Vahşi sulama yapan çiftçiler, genellikle eski teknolojiye sahip, enerji verimliliği düşük pompalar kullanır. Bu pompalar, daha modern sistemlere göre aynı miktarda suyu çok daha fazla enerji harcayarak çeker. Ayrıca, kontrolsüz su dağıtımı nedeniyle pompaların çok daha uzun süreler çalıştırılması gerekir. Sonuç: Enerji maliyeti katlanarak artar.

  3. Yeraltı Sularının Çekilmesindeki Aşırı Enerji: Yeraltı su seviyelerinin her geçen yıl metrelerce düşmesi, suyu yüzeye çıkarmak için pompaların daha derinlerden, daha büyük bir güçle çekim yapmasını gerektirir. Bu da doğrudan daha fazla elektrik tüketimi ve dolayısıyla daha yüksek enerji maliyeti anlamına gelir. Suyun derinlerden çekilmesi, birim metreküp su başına düşen enerji maliyetini astronomik seviyelere çıkarır.

Bu israf, sadece çiftçinin cebinden çıkan bir maliyet olmaktan öte, ulusal enerji bütçemizin üzerindeki devasa bir yüktür.

II. Kaçak Elektrik: Milli Servetin Büyük Soygunu ve Vatandaşın Sırtındaki Yük

Vahşi sulamanın enerji israfı, özellikle kaçak elektrik kullanımının yaygın olduğu bölgelerde gerçek bir “ekonomik vurguna” dönüşüyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi, ne yazık ki bu acı tablonun en net görüldüğü yerlerden biridir.

  1. Kayıp-Kaçak Bedeli: Herkesin Ödediği Gizli Fatura: Kaçak elektrik, adından da anlaşılacağı gibi, kaydı tutulmayan ve bedeli ödenmeyen elektriktir. Ancak bu elektriğin maliyeti ortadan kaybolmaz; elektrik dağıtım şirketleri, bu açığı “kayıp-kaçak bedeli” adı altında yasal faturalara yansıtır. Yani, faturasını düzenli ödeyen her sanayici, her esnaf ve her hane halkı, kaçak elektrik kullananların israfının bedelini üstlenmek zorunda kalır. Bu, sizin elektrik faturanızdaki “Dağıtım Bedeli” gibi kalemlerin içinde gizlenmiş, aslında hiç tüketmediğiniz bir maliyettir.

  2. Şebeke Zararları ve Kamu Kaybı: Yaz aylarında, özellikle sulama sezonunda, yüz binlerce kaçak elektrikle çalışan pompa aynı anda devreye girer. Bu durum, elektrik şebekesinde ani ve kontrolsüz bir yük artışına neden olur. Şebekenin bu ani talebi karşılamak için zorlanması, voltaj düşmelerine, kesintilere ve trafo arızalarına yol açar. Bu arızaların onarımı, şebeke altyapısının güçlendirilmesi için yapılan yatırımlar, yine kamu kaynaklarından veya faturalı abonelerden karşılanır. Kısacası, kaçak kullanım, elektrik altyapısının çürümesine ve kamunun zarara uğramasına neden olur.

  3. Ülke Ekonomisine Darbe: Kaçak elektrik kullanımı, yalnızca bireysel faturaları şişirmekle kalmaz, aynı zamanda milli ekonomiye de ağır bir darbe vurur. Devletin kaçak kullanım nedeniyle milyarlarca liralık vergi ve enerji geliri kaybı yaşanır. Bu, sağlık, eğitim, ulaşım gibi alanlara aktarılması gereken kaynakların israf edildiği anlamına gelir. Enerji fiyatlarının suni olarak yüksek kalmasına neden olan bu durum, sanayicinin üretim maliyetini artırır, ülkemizin uluslararası rekabet gücünü zayıflatır ve enflasyonu tetikler.

Sonuç: Milli Bir Seferberlik Çağrısı

Vahşi sulama ve kaçak elektrik, Türkiye’nin su ve enerji kaynaklarını tüketen, toprağımızı verimsizleştiren ve en önemlisi her bir vatandaşın cebinden haksız yere para çalan devasa bir sorundur. Dicle Elektrik tarafından alınan bilgilere göre bu, sadece çiftçiyi veya enerji dağıtım şirketlerini ilgilendiren lokal bir problem değil, ulusal bir güvenlik ve ekonomik beka meselesidir.

Bu sarmaldan kurtulmak için acilen:

  • Modern Sulama Sistemlerine Geçişin Hızlandırılması: Devlet destekli, cazip kredi ve hibe olanaklarıyla çiftçilerin damla ve yağmurlama gibi verimli sulama yöntemlerine geçişi teşvik edilmelidir.

  • Kaçak Elektrikle Mücadele: Uzaktan izleme sistemleri, akıllı sayaçlar ve etkin denetimlerle kaçak elektrik kullanımının önüne geçilmelidir.

  • Farkındalık ve Eğitim: Çiftçilere, vahşi sulamanın uzun vadeli zararları ve modern sulamanın faydaları konusunda kapsamlı eğitimler verilmelidir.

Aksi takdirde, tarlalarımıza kontrolsüzce akıttığımız su, aslında cebimizden kaçak yollarla akıp giden milyarlarca liralık enerjiye dönüşmeye devam edecektir. Bu sessiz soygunu durdurmak, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Yazan: Oktay ERGİNOĞLU – Enerji Ekonomisi Birimi

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ELEKTRİK

ABB’nin Sasbach tesisi sürdürülebilirlik uygulamalarıyla dünyaya örnek oluyor


Sürdürülebilir ve kaynak verimliliği yüksek bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri geliştiren ABB, Almanya’daki Sasbach üretim tesisinde Mission to Zero™ – Net Sıfır Misyonu kapsamında önemli başarılar elde etti. Program çerçevesinde hayata geçirilen yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleri sayesinde tesis hem operasyonel dayanıklılığını artırdı hem de karbon emisyonlarını önemli ölçüde azalttı.

ABB’nin dünya genelinde Mission to Zero™ programına dahil olan 37 tesisinden biri olan Sasbach’ta; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve akıllı enerji yönetimine dayalı veriye dayalı bir karbonsuzlaşma yol haritası uygulanıyor. Panolar ve enerji dağıtım sistemleri üreten tesis, sanayide düşük karbonlu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Küresel karbon emisyonlarının yaklaşık beşte birini imalat ve üretimin oluşturduğu göz önüne alındığında[i], enerji verimliliğinin artırılması ve elektrifikasyonun yaygınlaştırılması Avrupa’nın iklim hedeflerine ulaşmak için kritik önem taşıyor. Sasbach tesisinde hayata geçirilen Mission to Zero™ programı ise işletmelerin güvenilir ve rekabetçi operasyonlarını sürdürürken karbon emisyonlarını azaltabileceklerini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Program kapsamında sağlanan toplam 3 bin 786 tonluk emisyon azaltımının yaklaşık 2 bin 700 tonu sertifikalı yenilenebilir enerji tedarikinden, yaklaşık bin 86 tonu ise tesis içi verimlilik ve elektrifikasyon uygulamalarından elde edildi. Bu tesis içi azaltımın yaklaşık 550 tonu, kapasitesi artırılan güneş enerjisi sisteminden sağlandı. Tesiste bulunan 3 bin 410 fotovoltaik modül yılda yaklaşık bin 500 megavat-saat elektrik üretiyor. Bu miktar, yaklaşık 400 hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor.[ii]

Tesisin kendi ürettiği elektrik, toplam enerji ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayarak enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruma sağlıyor ve uzun vadeli enerji güvenliğini destekliyor. Kurulan yeni trafo istasyonu ise yenilenebilir enerjinin tesis altyapısına istikrarlı biçimde entegre edilmesine imkân tanıyor. Emisyon azaltımı; elektrikli üretim sistemleri, enerji verimliliği uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle destekleniyor.

ABB Elektrifikasyon Akıllı Binalar Divizyon Başkanı Mike Mustapha, konuyla ilgili açıklamasında, “Sasbach’ta attığımız adımlar, Mission to Zero™ programımızın sahadaki somut karşılığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon ve dijital enerji yönetimi sayesinde karbon emisyonlarını azaltırken enerji dayanıklılığını ve operasyonel istikrarı güçlendiriyoruz. Üretim sektöründe sürdürülebilir dönüşümün anahtarı, bu tür uygulanabilir ve ölçülebilir adımlardan geçiyor” ifadelerini kullandı.

Tesisteki tüm süreçlerde karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor

Tüm bunların yanı sıra ABB, enerji talebini kaynağında azaltmak amacıyla üretim süreçlerini de modernize ediyor. Sasbach’ta kurulan yeni toz boya tesisi, üretim kapasitesini artırırken enerji ihtiyacını düşürüyor. Isı geri kazanımı özelliğine sahip olan tesis, geleneksel sistemlere kıyasla daha düşük kurulu ısıtma kapasitesiyle çalışıyor. Böylelikle hem verimlilik artışı hem de üretim güvenilirliği destekleniyor.

Sasbach tesisinde; üretim alanlarında tamamen LED aydınlatmaya geçiş, ABB i-bus® KNX ile bina otomasyonu, basınçlı hava sistemlerinde artık ısı geri kazanımı ve optimize edilmiş proses kontrolü gibi ek verimlilik uygulamaları devreye alındı. Öte yandan tesisteki 21 adet elektrikli araç şarj istasyonu, çalışanlar ve ziyaretçiler için düşük emisyonlu mobiliteyi destekliyor.

 

ABB’nin 2019 yılında başlattığı, Mission to Zero™ programı kapsamında tesiste hayata geçirilen tüm uygulamalar, 2019 yılı seviyelerine kıyasla enerji verimliliğini önemli ölçüde artırırken, operasyonların dengelenmesine ve maliyetlerin düşürülmesine katkı sağladı. ABB’nin bina otomasyon ve enerji yönetimi çözümleri, enerji kullanımında gerçek zamanlı görünürlük sağlayarak veriye dayalı karar alma süreçlerini destekliyor.

ABB, Sasbach’ta karbonsuzlaşmanın bir sonraki aşaması için de net bir yol haritası belirledi. Bu kapsamda fazla güneş enerjisinin depolanması için batarya sistemlerinin kurulması, gaz bazlı ısıtma sistemlerinin kademeli olarak elektrikli ısı pompalarıyla değiştirilmesi ve rüzgâr enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi planlanıyor.

Mission to Zero™ programı

Mission to Zero™ programı, ABB’nin Almanya’daki Lüdenscheid fabrikasında yerel bir girişim olarak başladı ve zaman içerisinde küresel ölçekte yaygınlaştı. Bugün ABB’nin Mission to Zero™ kapsamındaki tesisleri, operasyonlardan kaynaklanan yıllık 60 bin tonun üzerinde karbon emisyonu azaltımı sağlayarak; elektrifikasyon, dijitalleşme ve enerji verimliliğinin düşük karbonlu üretime doğru ölçülebilir ilerleme sağlayabildiğini ortaya koyuyor.

Continue Reading

ELEKTRİK

Enerjisa Enerji’den çifte rekor: 7 yıl vadeli 10 milyar TL tahvil ihracı


Türkiye’nin lider elektrik dağıtım ve perakende şirketi Enerjisa Enerji, 7 yıl vadeli ve 10 milyar TL tutarındaki tahvil ihracını Ak Yatırım aracılığıyla başarıyla tamamladı. Şirket, bu işlemle reel sektörde bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük ve en uzun vadeli tahvil ihracına imza atarak Türkiye’nin enerji dönüşümündeki rolünü güçlendirdi. Söz konusu kaynak, Enerisa Enerji’nin hizmet verdiği üç dağıtım bölgesi Ayedaş, Başkent ve Toroslar’ın dağıtım altyapısının modernizasyonu ve daha dayanıklı enerji sistemlerine yönelik yatırımlarda kullanılacak

Kapsamlı altyapı yatırımlarını uzun vadeli ve güçlü bir finansman yapısıyla desteklemeye devam eden Türkiye’nin lider elektrik dağıtım ve perakende şirketi Enerjisa Enerji, bu işlemle sermaye piyasalarındaki yüksek itibarı ve finansmana erişim gücünü bir kez daha ortaya koydu. Enerjisa Enerji, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklama ile 7 yıl vadeli ve 10 milyar TL tutarındaki tahvil ihracını duyurdu. Bu işlemle birlikte şirketin tedavüldeki toplam tahvil tutarı 34,6 milyar TL seviyesine yükseldi.

Şirket, 2025 yılı içerisinde reel sektörde tahvil ihraç büyüklüğü açısından iki kez kırdığı rekoru, bu yeni ihraçla bir kez daha yeniledi. Ak Yatırım aracılığıyla, ikinci yılın sonundan itibaren her yıl sonu bir kez kısmi ana para ödemeli olarak toplam 7 yıl vadeli yapılandırılan ihraç, BİST TLREF endeksi değişimi + 150 baz puan gibi oldukça rekabetçi bir fiyatla gerçekleşti. Piyasada bugüne kadar ağırlıklı olarak 1 ila 2 yıl vadeli ihraçlar başarıyla gerçekleştirilebilirken, bu işlem yalnızca büyüklüğü ile değil, vadesi ile de reel sektörde yeni bir eşik oluşturdu.

Yeni tarife dönemine güçlü başlangıç

“Daha İyi Bir Gelecek” vizyonu doğrultusunda yatırımlarını sürdüren Enerjisa Enerji, 5. tarife dönemine güçlü bir finansal zeminle girdi. Artan elektrifikasyon, dijitalleşme ve enerji güvenliğinin, daha akıllı ve daha dayanıklı dağıtım şebekelerini zorunlu kıldığı bu dönemde şirket; altyapısını güçlendirme ve büyütme yönündeki çalışmalarına tam anlamıyla odaklanarak Türkiye’nin enerji dönüşümünde kritik bir rol üstlenerek kârlı büyümesini sürdürüyor. Şirketin yıllık yatırım hacminin yaklaşık üçte birine denk gelen bu rekor ihraç, dağıtım iş kolunun öngörülebilir nakit akışı yaratma kapasitesi ile de uyum içerisinde bulunuyor.

Pınar: “Uzun vadeli büyüme stratejimize duyulan güvenin açık bir göstergesi.”

Enerjisa Enerji CEO’su Murat Pınar, gerçekleştirilen tahvil ihracına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Beşinci tarife döneminin başında gerçekleştirdiğimiz bu uzun vadeli ve büyük ölçekli ihraç, yalnızca bir finansman işlemi değil; yatırım modelimizle uyumlu bir finansal çerçeve oluşturmaktadır. Dağıtım iş kolumuzun öngörülebilir ve düzenlemeye tabi gelir yapısına uygun olarak tasarlanan bu finansman modeli, bilanço gücümüzü pekiştiriyor. Bu sayede yatırımlarımızı daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir zeminde büyütebiliyoruz.Küresel ve yerel dalgalanmaların sürdüğü bir dönemde bu vade ve büyüklükte bir işlemi başarıyla tamamlamamız, Enerjisa’nın disiplinli finansal yönetimine ve uzun vadeli büyüme stratejisine duyulan güvenin açık bir göstergesidir. Sağladığımız bu kaynakla, dağıtım altyapımızı güçlendirmeye ve Türkiye için daha dirençli ve verimli bir enerji altyapısına katkı sunmaya devam edeceğiz.”

Ulbrich: “Sermaye piyasalarındaki güçlü kredibilitemizi bir kez daha teyit etmiş olduk”

 

Enerjisa Enerji CFO’su Philipp Ulbrich, bu tahvil ihracının önemini vurgulayarak, şunları ekledi: “7 yıl vade, 10 milyar TL büyüklük ile gerçekleştirdiğimiz bu ihraç, hem tutarı hem de vadesi itibarıyla reel sektörde rekor niteliğindedir. TLREF endeksi değişimi + 150 baz puan gibi oldukça rekabetçi bir fiyatlama ile başarıyla gerçekleştirdiğimiz bu tahvil ihracı, şirketimizin güçlü bilançosu ve sağlam finansal performansı sayesinde, zorlu makroekonomik koşullara rağmen, yatırımcıları nezdinde sahip olduğu yüksek güvenilirliğin altını çiziyor. Bu rekor ihraç Enerjisa’nın sağlam bilanço yapısının yanı sıra dağıtım iş kolumuzun öngörülebilir nakit akışı yaratma kapasitesi ile de yatırımcılarımız tarafından oldukça cazip bulundu. Türkiye piyasasında gerek kredi ve tahviller yoluyla gerek ise sürdürülebilirlik stratejimizle desteklenen yapımız sayesinde Uluslararası Finans Kuruluşları kaynaklı fonlamalar aracılığıyla, çeşitli finansman araçlarına erişim kabiliyetimizi bir kez daha ortaya koymuş olduk. 5.tarife dönemine ilişkin regülasyon çerçevesi uygun bir iş ortamı sağlayacak şekilde kurgulanmış olup, günümüzdeki yüksek reel faiz ortamında dahi karlı yatırımların yapılabilmesini mümkün kılıyor. Ölçeklenebilir ve disiplinli finansman yaklaşımımızla Enerjisa Enerji’yi sağlıklı ve karlı biçimde büyütmeye devam edecek; müşterilerimize her an güvenli enerji erişimi sağlama hedefi doğrultusunda Türkiye’nin enerji altyapısına yönelik gerekli yatırımları kararlılıkla sürdüreceğiz.”

 

Erdoğmuş: “7 yıl vadeli ve kademeli anapara geri ödemesine sahip tahvil ihracı ile 2 yeni rekora imza attık.”

 

Enerjisa Enerji ile bugüne kadar çok sayıda başarılı ihraç yaparak birçok ilki gerçekleştirdiklerini belirten Ak Yatırım Genel Müdürü Mert Erdoğmuş; “1 Ağustos 2017 tarihinde Türkiye’nin ilk 5 yıl vadeli özel sektör tahvil ihracını tamamladığımız Enerjisa Enerji’nin 18 Temmuz 2025 tarihindeki 5 milyar 250 milyon TL tutarlı tahvil ihracıyla da tüm zamanların en büyük reel sektör tahvil ihracı rekorunu elde etmiştik. Şimdi gerçekleştirdiğimiz 10 milyar TL tutarında ve 2.548 gün vadeli yeni ihraç ile tüm zamanların hem en büyük hem de en uzun vadeli reel sektör borçlanma aracı ihracını gerçekleştirmiş olduk. Ayrıca, bu ihraç eşit taksitler halinde anapara geri ödemesine sahip ilk borçlanma aracı olması açısından da önem taşıyor. Yenilikçi ve hem vade hem de tutar bakımından rekorlara imza attığımız bir borçlanma aracı ihracına daha aracılık etmekten gurur duyuyoruz. Ak Yatırım olarak özel sektör borçlanma aracı ihraçlarındaki lider konumumuzu kesintisiz olarak sürdürmeye kararlıyız” dedi.

 

Continue Reading

ELEKTRİK

Eksim Enerji’den Öğrencilere Çevre Bilinci Eğitimi    


Eksim Enerji, sosyal sorumluluk projesi olan “Yeteri Kadar” kampanyası kapsamındaki Doğa Dostu Etkinlik Uygulamaları’nın ilkini Osmaniye’de gerçekleştirdi. 7-11 yaş grubundan öğrencilerin katıldığı programda, enerji verimliliği ve sürdürülebilir yaşam odağında uygulamalı eğitimler verildi. Şirket eğitimler kapsamında, 10 ilde toplam 2 Bin öğrenciye ulaşmayı hedefliyor. 

Türkiye’nin dört bir yanında yenilenebilir enerji yatırımlarıyla yeşil dönüşüme katkı sağlayan Eksim Enerji, sahadaki varlığını toplumsal faydaya dönüştüren projelerine de hız kesmeden devam ediyor. 1.180 MW toplam kurulu gücüyle rüzgar enerjisinde Türkiye’de ilk üç oyuncu arasında yer alan şirket, Eksim Holding çatısı altında yürütülen “Yeteri Kadar” sosyal farkındalık kampanyası kapsamında bir eğitim projesi başlattı. Eksim Enerji’nin rüzgar enerjisi santrallerinin bulunduğu bölgelerde gerçekleşecek eğitimlerin ilki Osmaniye Hasanbeyli İlköğretim Okulu’nda 7-11 yaş grubundan 200 öğrencinin katıldığı bir eğitimle başladı.

Sürdürülebilirlik kültürünü erken yaşta kazandırmayı amaçlayan eğitim programında öğrencilere ilk olarak Doğa Dostu Etkinlik Uygulamaları kapsamında projenin amacı ve içeriği anlatıldı. Ardından uygulamalı çevre ve sürdürülebilirlik eğitimleri gerçekleştirildi. Eğitimin devamında çocuklara doğa dostu etkinlik kitleri dağıtıldı. Son bölümde ise eğitmenler eşliğinde “mini ekosistem teraryumu” ve “tohum bombası” uygulamaları yapılarak eğitim tamamlandı.

“10 ilde 2 Bin öğrenciye eğitim vereceğiz”

Yeni hayata geçen eğitim projesiyle ilgili bilgiler veren Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay, “Sürdürülebilirliği, faaliyet gösterdiğimiz alanların ötesinde, topluma karşı taşıdığımız uzun vadeli bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Geleceğin mimarları olan çocuklarımızın sürdürülebilirliği bir tercih değil, bir gereklilik olarak benimsemeleri gerektiğine inanıyoruz. Bu bilinç ne kadar erken yaşta kazanılırsa, yarınlarımız o kadar güçlü ve güvenli olacaktır.

Bu anlayışla başlattığımız eğitim projemizin ilk adımını, Osmaniye’deki RES sahamızın yakınında bulunan Hasanbeyli İlköğretim Okulu’nda attık. Üretim yaptığımız her bölgede yalnızca enerji değil; sosyal fayda üretmeyi, çevresel farkındalığı artırmayı ve bulunduğumuz topluma değer katmayı kurumsal sorumluluğumuzun ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.

Projemizle çocuklarımıza erken yaşta sürdürülebilirliği yaşamlarının önemli bir parçası olarak kazandırmayı ve böylece bugünden yarına uzanan güçlü bir farkındalık köprüsü kurmayı amaçlıyoruz. Böylece temiz enerji bilincini okul sıralarından başlayarak toplumsal dönüşüme taşıyan kalıcı ve etkili bir sürecin temellerini atıyoruz. Çalışmalarımız kapsamında 10 ilde 2 bin öğrenciye ulaşmayı hedefliyoruz.” dedi

Continue Reading

En Çok Okunanlar