Connect with us

ELEKTRİK

Batarya Teknolojilerine Yeni Teşvik Geliyor


Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yüksek kaliteli ve uluslararası sertifikasyonlara sahip batarya paketleri üretimi gerçekleştirecek Ampherr Batarya Teknolojileri Fabrikası’nı açtı.

Türkiye’yi batarya ve enerji depolama teknolojileri gibi yenilikçi teknoloji alanlarında küresel ölçekteki mega yatırımların merkezi hâline getirecek, yeni bir teşvik programı hazırlığında oldukları müjdesini veren Bakan Kacır, “Dünyada batarya üretim kapasitesi 2,6 terawatt saat düzeyindeyken, 2030’a geldiğimizde bu rakamın 3,5 misline yani 9 terawatt saate ulaşacağı öngörülüyor. Bu tabloda, elektrikli araçlar ve mobilite sektöründeki öncü olma iddiamızı kuvvetlendirmek ve pazar payımızı arttırarak ülkemizi, bölgesel batarya üretim üssü hâline getirmek istiyoruz.” dedi.

Bakan Kacır, ülkemizi Millî Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda kritik teknolojilerde üretim üssü olma hedefine bir adım daha yaklaştıracak İstanbul Tuzla’daki Ampherr Batarya Teknolojileri Fabrikası’nı açtıklarını belirterek, şunları söyledi:

SANAYİ ÜRETİMİ: Gayri Safi Yurtiçi Hasılamız (GSYİH) ilk mes 1 trilyon dolar barajını aşarak rekor kırdı. Sanayi üretimimiz, yıllık bazda yüzde 10’un üzerinde bir artışla son iki yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Sanayi üretimimizdeki en hızlı yükseliş yıllık yüzde 38,5 oranında artışla yüksek teknoloji üretiminde gerçekleşti. Bu başarılı büyüme ivmesinin arka planında güçlü siyasi irade, istikrarlı devlet politikaları, millî ve özgün ürünleri önceleyen Ar-Ge ve yatırım planlamamız yer alıyor.

YENİ ATILIMLAR: Son 22 yılda inşa ettiğimiz güçlü Ar-Ge ve yenilik ekosistemi ile imalat sanayimiz; daha rekabetçi ve yenilikçi bir yapıya kavuştu. “Türkiye Yüzyılı”nda, Millî Teknoloji Hamlemize yeni başarı hikâyeleri ekleyerek kritik teknolojilerde tam bağımsızlığımızı tahkim edecek, yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat odaklı kalkınmamıza hız katacak yeni atılımlara odaklanıyoruz.

SAVUNMA SANAYİ: Dünyanın gıpta ile izlediği savunma sanayi ürünlerimiz bu çabanın en güzel örneğini ifade ediyor. Paradigma değişimlerine doğru zamanda odaklandığımızda yenilikçi ve yıkıcı teknolojilerin ülkemizin kalkınma yolculuğunda nasıl bir fırsat penceresi oluşturduğunu savunma sanayinde ispat ettik.

MOBİLİTE: Benzer bir fırsat penceresini de mobilite sektöründe görüyoruz.  Yıllık 1,5 milyona yaklaşan üretimi ve 35 milyar doların üzerinde ihracatıyla, Türkiye sanayisinin lokomotifi konumundaki otomotiv sektöründe, hızlı şehirleşme, dijitalleşme, deneyim odaklı müşteri eğilimleri, yüksek hızda iletişim sektörün istikametini yeniden tanımlıyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM: Yeni nesil elektrikli, otonom ve bağlantılı otomobilimiz Togg ile dönüşümüne ivme kazandırdığımız mobilite sektöründe, yeni trendlerin çizdiği perspektifi doğru anlamak ve tanımlamak ülkemizin rekabetçi ve sürdürülebilir üretim altyapısı için hayati öneme sahip.

YOL HARİTASI: Sektörün dönüşümüne rehberlik etmek adına “Mobilite Araç ve Teknolojileri Yol Haritası”nı kamuoyuyla paylaşmıştık. Yol haritamızla, elektrikli, bağlantılı ve otonom araçlardan test merkezlerine, batarya üretiminden yenilikçi enerji teknolojilerine kadar mobilite sektöründe atacağımız tüm adımları somutlaştırdık.

İŞ BİRLİĞİ: Sektörle sıkı bir iş birliği içinde hazırladığımız, gelecek vizyonumuzu ortaya koyduğumuz yol haritamızdaki projeleri hayata geçirerek elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların ülkemizdeki pazar payını 2030’da yüzde 35’e, bu araçlarda yerlilik oranımızı ise yüzde 75’e çıkarmayı hedefliyoruz. Mobilite ve yenilikçi teknoloji alanlarında koymuş olduğumuz tüm bu hedeflere ulaşmak için batarya ve enerji depolama teknolojilerini stratejik bir alan olarak değerlendiriyoruz.

ÜRETİM ÜSSÜ: Küresel ölçekte elektrikli araç satışları artıyor ve iklim değişikliğinin etkilerini azaltacak karbon-nötr teknolojilerin yaygınlaşıyor. Batarya ve enerji depolama teknolojileri alanındaki yatırımlara yönelim de katlanarak yükseliyor. Dünyada batarya üretim kapasitesi 2,6 terawatt saat düzeyindeyken, 2030’a geldiğimizde bu rakamın 3,5 misline yani 9 terawatt saate ulaşacağı öngörülüyor. Bu tabloda, elektrikli araçlar ve mobilite sektöründeki öncü olma iddiamızı kuvvetlendirmek ve pazar payımızı arttırarak ülkemizi, bölgesel batarya üretim üssü hâline getirmek istiyoruz.

YATIRIMA TEŞVİK: Bu amaç doğrultusunda yatırımlarımızı hızlandırıyor, batarya ve enerji depolama teknolojilerinin geliştirilmesini ve üretimini öncelikli olarak destekliyoruz. Bu kapsamda bugüne dek sabit yatırım tutarı 78 milyar lirayı bulan, 6 bine yakın kişiye ilave istihdam sağlayacak, biri bugün açılışını yaptığımız fabrika olmak üzere 16 firmamızı teşvik sistemimizle destekliyoruz.

DESTEKLER SÜRÜYOR: Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’mızın mobilite çağrısıyla, enerji depolama ve batarya teknolojilerine yönelik 3 milyar lira büyüklüğündeki 4 yatırım ve Ar-Ge projesini harekete geçirdik. TÜBİTAK Burs ve Destek Programları’yla son 5 yılda enerji depolama ve batarya teknolojileri alanında 316 proje ve 752 bilim insanı ve araştırmacıya 1,6 milyar lira destek sağladık.

MÜJDE VERDİ: Bunların yanında, batarya üretimindeki kritik ham madde ve madenlerin üretimi ve bu alandaki yatırımların planlamasıyla ülkemizin batarya tedarik zincirindeki konumunu adım adım güçlendirmeye devam edeceğiz. Ülkemizi bu alanda yenilikçi teknoloji geliştiren ve küresel ölçekteki mega yatırım merkezlerinden biri haline getireceğiz. Bunu yapmak adına, önümüzdeki dönemde yeni bir teşvik programını da hayata geçireceğimizin müjdesini paylaşmak istiyorum.

TEKNOLOJİ YATIRIMI: Ampherr Batarya Teknolojileri Fabrikası’yla, 2024 yılı sonuna kadar 500 megawatt saatlik, 2025 ve 2026 yıllarında ise kademeli olarak 2 gigawatt saatlik ilave batarya üretim kapasitesine sahip olacağız. Elektrikli otobüslerden elektrikli ve yakıt pilli kamyonlara, hafif ticari araçlardan iş makinalarına ve elektrikli yatlara kadar farklı ulaşım aracı için batarya üretme kabiliyetine sahip olan Ampherr Batarya’nın Avrupa’dan Amerika’ya çeşitli pazarlarda ülkemizi gururla temsil edeceğine inanıyorum.

GÜVENİN GÖSTERGESİ: Açılışını gerçekleştirdiğimiz tesis aynı zamanda mobilite sektöründeki vizyonumuzun yatırımcılar tarafından da paylaşıldığının, ülkemizin yatırım ortamına ve mobilite sektörümüzün potansiyeline güvenin bir göstergesi niteliğindedir. Hep birlikte, Millî Teknoloji Hamlesi vizyonuyla Türkiye’nin mobilite sektörünü Ar-Ge ve teknoloji odaklı bir geleceğe taşımak adına çalışmaya devam edeceğiz.

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ELEKTRİK

Endüstrilerde enerji verimliliğinde yeni dönem: Akıllı enerji yönetimi rekabet avantajı sağlıyor


Artan enerji maliyetleri, elektrifikasyonun hız kazanması, karbon azaltım hedefleri ve operasyonel süreklilik beklentileri, enerji verimliliğini sanayi kuruluşları için yalnızca bir maliyet optimizasyonu konusu olmaktan çıkararak stratejik bir rekabet unsuru haline getiriyor. ABB Elektrifikasyon; akıllı elektrik dağıtımı, Smart Power teknolojileri, enerji izleme ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle işletmelerin enerjiyi daha görünür, ölçülebilir ve yönetilebilir hale getirmelerine destek oluyor.

Türkiye’nin sanayi sektöründe enerji verimliliğinin artırılması, işletmelerin rekabetçiliğinin yanı sıra sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaları açısından da önem taşıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin 2024 yılında nihai enerji yoğunluğu, 2000 yılına kıyasla yüzde 34,4 oranında iyileşti. Bu gelişme, enerji verimliliğinde sağlanan ilerlemeyi ortaya koyarken, sanayide enerji kullanımının daha etkin yönetilmesi için dijitalleşmenin sunduğu fırsatların önemini de artırıyor.

Endüstriler için yeni rekabet avantajı: Enerjiyi akıllı yönetebilmek

Günümüzde endüstriyel tesisler için enerji verimliliği, yalnızca daha az enerji tüketmek anlamına gelmiyor. Enerjinin nerede, ne zaman ve nasıl kullanıldığını gerçek zamanlı olarak görebilmek, tüketim eğilimlerini analiz etmek, güç kalitesi ve elektrik altyapısının performansını izlemek ve elde edilen verileri operasyonel kararlara dönüştürmek giderek daha kritik hale geliyor.

Enerji görünürlüğü, işletmelerin yalnızca tüketimlerini takip etmelerini değil, aynı zamanda operasyonel riskleri azaltmalarını, ekipman performansını iyileştirmelerini ve enerji yatırımlarını daha doğru planlamalarını sağlıyor.

ABB Elektrifikasyon; alçak gerilim elektrik dağıtım çözümleri, akıllı devre kesiciler, enerji ölçüm ve izleme teknolojileri, güç kalitesi çözümleri ve dijital enerji yönetimi platformlarıyla elektrik altyapısının farklı noktalarından elde edilen verileri anlamlı içgörülere dönüştürmeye yardımcı oluyor.

Smart Power ile elektrik altyapısında yeni nesil yönetim

Elektrifikasyonun yaygınlaşmasıyla birlikte elektrik altyapılarından beklenen performans da değişiyor. Üretim tesisleri, veri merkezleri, ticari yapılar ve kritik altyapılar; daha yüksek elektrik talebini karşılayabilen, güvenilir, esnek ve aynı zamanda dijital olarak yönetilebilen sistemlere ihtiyaç duyuyor.

ABB’nin Smart Power yaklaşımı, elektrik dağıtım altyapısının yalnızca enerjiyi güvenli şekilde dağıtan pasif bir sistem olmaktan çıkarak ölçüm yapabilen, haberleşebilen ve işletme kararlarını destekleyebilen akıllı bir altyapıya dönüşmesini hedefliyor.

Akıllı devre kesiciler ve ölçüm çözümleri sayesinde elektrik dağıtım sistemlerinden elde edilen veriler; enerji tüketimi, güç kalitesi, yük profilleri ve ekipman performansı gibi farklı başlıklarda değerlendirilebiliyor. Bu verilerin dijital platformlar üzerinden izlenmesi ise işletmelere enerji performanslarını sürekli takip etme ve iyileştirme fırsatı sunuyor.

Böylece enerji yönetimi, yalnızca geçmiş tüketimin raporlandığı bir süreç olmaktan çıkarak operasyonların sürekli iyileştirilmesini destekleyen dinamik bir yönetim modeline dönüşüyor.

Türkiye’deki endüstriler için somut değer

Akıllı elektrifikasyon yaklaşımı; otomotiv, metal ve çelik, kimya, çimento, enerji, veri merkezleri ve diğer enerji yoğun sektörlerde farklı ihtiyaçlara göre uygulanabiliyor.

Türkiye’de ABB’nin metal sektöründeki çalışmaları arasında, büyük ölçekli çelik üretim tesislerinin verimlilik, sürdürülebilirlik ve güvenlik hedeflerini desteklemeye yönelik uygulamalar yer alıyor. ABB’nin ArcSave® elektromanyetik karıştırıcı çözümü, dünyanın büyük elektrik ark ocaklarından bazılarında kullanılmak üzere devreye alınıyor. Bu tür uygulamalar, elektrifikasyon teknolojilerinin yalnızca enerji dağıtımı açısından değil, doğrudan üretim proseslerinin performansı açısından da değer yaratabildiğini gösteriyor.

ABB’nin çözüm yaklaşımı, farklı endüstrilerde elektrik altyapısının görünür hale getirilmesinden enerji performansının analizine, güç kalitesinin yönetilmesinden kritik yüklerin güvenilirliğine kadar uçtan uca bir yapı sunuyor.

Özellikle enerji yoğun üretim tesislerinde doğru ölçüm ve izleme altyapısı; enerji kayıplarının, gereksiz tüketimlerin ve verimsiz çalışma noktalarının belirlenmesine yardımcı olurken, işletmelerin enerji yatırımlarını gerçek verilere dayandırmasını sağlıyor.

Enerji verimliliği artık karbon yönetiminin de bir parçası

Enerji verimliliğinin stratejik önemini artıran başlıklardan biri de Avrupa’nın karbon düzenlemeleri. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (CBAM) kesin uygulama dönemi 1 Ocak 2026 itibarıyla başladı. Mekanizma; çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen gibi belirli ürünlerin AB’ye ithalatında üretim kaynaklı gömülü emisyonların dikkate alınmasını öngörüyor.

Bu gelişme, özellikle Avrupa’ya ihracat yapan Türkiye’deki sanayi kuruluşları açısından enerji tüketiminin ve karbon emisyonlarının ölçülebilir hale getirilmesini daha önemli bir iş gündemi haline getiriyor. Çünkü enerji verimliliği yatırımları yalnızca işletme maliyetlerini azaltmakla kalmıyor; şirketlerin emisyonlarını daha iyi takip etmelerine, sürdürülebilirlik performanslarını geliştirmelerine ve değişen ticaret koşullarına hazırlanmalarına da katkı sağlıyor.

Bu nedenle elektrik altyapısından elde edilen güvenilir ve sürekli verinin, enerji yönetimi ve sürdürülebilirlik stratejilerinin önemli bir girdisi haline gelmesi bekleniyor.

Elektrifikasyon ve dijitalleşme birlikte değer üretiyor

Veri merkezleri, yenilenebilir enerji kaynakları, enerji depolama sistemlerinin hızla yaygınlaşması ve elektrikli ulaşım elektrik altyapılarından beklentileri de değiştiriyor. Artık işletmeler yalnızca daha fazla enerjiye değil daha güvenilir, daha esnek ve daha akıllı yönetilebilen enerji altyapılarına ihtiyaç duyuyor.

Bu dönüşüm, enerji verimliliğinin tek bir ekipmanla sağlanamayacağını açıkça ortaya koyuyor. Gerçek değer elektrik dağıtım sistemleri, enerji izleme teknolojileri, güç yönetimi çözümleri ve dijital platformların entegre biçimde çalışmasıyla oluşuyor.

ABB Elektrifikasyon, alçak gerilim elektrik dağıtım çözümleri, Smart Power teknolojileri ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle işletmelerin enerji altyapılarını geleceğin ihtiyaçlarına hazırlarken enerji güvenliği, operasyonel süreklilik ve sürdürülebilirlik hedeflerini aynı çatı altında destekliyor.

ABB Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Elektrifikasyon İş Kolu Ticari Lideri Tonay Topuz enerji verimliliğinin artık çok daha geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Enerji verimliliğini artık yalnızca daha az enerji tüketmek olarak değerlendirmiyoruz. Gerçek değer enerjiyi nerede, ne zaman ve nasıl kullandığınızı görebilmek, bu veriyi anlamlandırabilmek ve daha hızlı, daha doğru, veriye dayalı kararlar alabilmektir. ABB Elektrifikasyon olarak dijital enerji yönetimi ve akıllı elektrik dağıtım çözümlerimizle işletmelerin enerji altyapılarını daha görünür, daha güvenilir ve daha verimli hale getiriyoruz. Böylece müşterilerimizin yalnızca enerji tüketimlerini optimize etmelerine değil, operasyonel dayanıklılıklarını güçlendirmelerine ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine daha güvenle ilerlemelerine de katkı sağlıyoruz.”

Entegre yaklaşım, sürdürülebilir başarının temelini oluşturuyor

Enerji verimliliğinde yeni dönem, tek bir ürün veya ekipmanla değil, elektrik altyapısının bütünsel olarak yönetilmesiyle şekilleniyor.

ABB Elektrifikasyon; alçak gerilim elektrik dağıtımı, Smart Power teknolojileri, enerji izleme, güç kalitesi ve dijital enerji yönetimi çözümlerini bir araya getirerek işletmelerin enerji altyapılarında uçtan uca görünürlük oluşturmasına destek oluyor.

Bu bütüncül yaklaşım sayesinde işletmeler enerji tüketimlerini daha etkin yönetmenin yanı sıra operasyonel sürekliliklerini güçlendirebiliyor, enerji altyapılarını geleceğin ihtiyaçlarına hazırlayabiliyor ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine daha güçlü adımlarla ilerleyebiliyor.

Continue Reading

ELEKTRİK

ÇORUH EDAŞ’TAN ŞEBEKE ALTYAPISINA 1,5 MİLYAR TL’LİK BAKIM PROGRAMI


Çoruh EDAŞ, 2026 yılında Artvin, Giresun, Gümüşhane, Trabzon ve Rize’de elektrik dağıtım şebekesinin bakım ve iyileştirme çalışmaları için 1,5 milyar TL kaynak ayırdı. Bölgenin enerji altyapısını güçlendirmeyi amaçlayan çalışmalarla arıza risklerinin azaltılması ve enerji arzının sürekliliğinin desteklenmesi hedefleniyor.

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde elektrik dağıtım hizmetini güvenle sunan Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş. (Çoruh EDAŞ); Artvin, Giresun, Gümüşhane, Trabzon ve Rize illerindeki şebeke altyapısını güçlendirmek adına çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Hizmet kalitesini en üst seviyeye çıkarmayı hedefleyen şirket, 2026 yılında şebeke bakım çalışmaları için 1,5 milyar TL kaynak ayırırken; beş il genelinde enerji hatları, trafolar ve şebeke ekipmanlarına yönelik kapsamlı çalışmalar gerçekleştirmeyi planlıyor.

Planlı bakım çalışmaları bölge genelinde sürüyor

Çoruh EDAŞ’ın bakım programı kapsamında şebeke unsurları düzenli olarak kontrol edilirken, ihtiyaç duyulan noktalarda bakım, onarım ve ekipman yenileme çalışmaları gerçekleştiriliyor. Özellikle bölgenin zorlu coğrafi ve iklim koşulları dikkate alınarak yürütülen çalışmalarla şebekenin dayanıklılığının artırılması ve olası arızaların oluşmadan önlenmesi amaçlanıyor.

Bölge genelinde gerçekleştirilen bu planlı taramalar sayesinde, gelecekte oluşabilecek büyük çaplı ve plansız arızaların önüne erkenden geçiliyor.

Planlı kesintiler güvenli çalışma için uygulanıyor

Bu kapsamda gerçekleştirilen planlı kesintiler, arızadan kaynaklanan beklenmedik kesintilerden farklı olarak önceden programlanıyor ve tüketiciler bilgilendiriliyor. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ilgili bölgeye yeniden enerji veriliyor. Böylece kısa süreli planlı çalışmalar; daha dayanıklı bir şebeke, daha düşük arıza riski ve daha kaliteli enerji hizmeti için yapılan uzun vadeli iyileştirmelerin bir parçası haline geliyor.

Şirket, planlı çalışmalar nedeniyle geçici olarak enerji kesintisi yaşanan bölgelerde tüketicilerin günlük yaşamının mümkün olan en düşük düzeyde etkilenmesi için çalışmalarını belirlenen program dahilinde tamamlamaya odaklanıyor.

Çoruh EDAŞ, çalışmalar esnasında yaşanabilecek zorunlu kesintiler nedeniyle bölge halkına gösterdikleri anlayış için teşekkür ederken; tüm planlı kesinti detaylarının güncel olarak şirketin resmi web sitesi ve iletişim kanalları üzerinden takip edilebileceğini hatırlattı.

Continue Reading

ELEKTRİK

352 PROJELİK DENEYİM YENİLENEBİLİR ENERJİNİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜNÜ ORTAYA KOYUYOR


Türkiye’nin enerji dönüşümü yalnızca yeni santrallerin kurulmasıyla değil, bu yatırımların doğru planlanması ve tüm izin süreçlerinin eksiksiz yönetilmesiyle mümkün oluyor. Bir rüzgâr ya da güneş enerjisi yatırımının hayata geçebilmesi için şehir planlamasından harita çalışmalarına, çevresel değerlendirmelerden kamulaştırmaya, orman izinlerinden imar süreçlerine kadar onlarca teknik aşamanın birbiriyle uyum içinde ilerlemesi gerekiyor.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre Türkiye’de üretim lisansı sahibi 348 rüzgâr enerji santrali bulunurken, ARI-ES Enerji bu santrallerin 124’ünde görev aldı. Önlisans aşamasındaki projelerle birlikte şirketin rüzgâr enerjisi referansı 162 projeye ulaşarak, bu alanda önemli bir mühendislik ve proje geliştirme deneyimi oluşturdu. Güneş enerjisinde üretim lisanslı ve önlisanslı 37 projede yer alan şirket, rüzgâr lisanslarına derç edilen 19 hibrit güneş projesinde de görev aldı. EPDK kayıtlarındaki lisanslı ve önlisanslı 218 projenin yanı sıra lisanssız üretim, proje geliştirme ve diğer kaynak yatırımlarıyla birlikte şirketin toplam referansı 352 projeye ve 16.211,29 MW’a ulaşıyor.

YATIRIMLARIN BAŞARISI SADECE SAHADA DEĞİL, MASADA BAŞLIYOR

Yenilenebilir enerji yatırımlarında süreç, saha seçimiyle birlikte proje geliştirme aşamasında başlıyor; bu aşamada atılan adımlar yatırımın en kritik belirleyicilerinden birini oluşturuyor. Kurum görüşlerinin alınması, imar planlarının hazırlanması, halihazır haritaların oluşturulması, ÇED ve ESIA süreçlerinin yürütülmesi, kamulaştırma işlemleri, yol projeleri ile orman izinlerinin tamamlanması; yatırımın zamanında başlayabilmesi açısından büyük önem taşıyor.

İzmir merkezli ARI-ES Enerji, yaklaşık 40 kişilik uzman kadrosuyla ARI-ES Planlama, HNS Harita ve Orman birimleri altında şehir planlama, harita mühendisliği, çevre ve orman mühendisliği disiplinlerini tek çatı altında buluşturuyor; bu disiplinlerin her birinde mesleki yeterlik belgesi ve büro tesciline sahip. Şirket, yatırımlara proje geliştirme aşamasından itibaren eşlik ediyor; önlisanslı, üretim lisanslı ve lisanssız projelerin tamamında hizmet veriyor. Kurum görüşlerinin alınmasından imar planlarının hazırlanmasına, halihazır harita üretiminden yol projelerine, mülkiyet edinimi ve kamulaştırmadan orman ön izinleri, kesin izinler ile ÇED ve ESIA süreçlerine kadar yatırımın ihtiyaç duyduğu jeolojik ve jeoteknik etütler dışındaki tüm aşamaları, proje geliştirmeden inşaata başlanmasına kadar kendi bünyesinde (in-house) yürütüyor. Geliştirdiği proje takip sistemiyle de her yatırımın izin ve ruhsat takvimini anlık izleyerek süreçlerin koordinasyonunu tek merkezden sağlıyor.

30 YILA YAKLAŞAN MÜHENDİSLİK BİRİKİMİ

Kökleri 1998 yılına dayanan ARI-ES Enerji, 2004 yılında yenilenebilir enerji alanına yönelmiş, 2005 yılında bu alana odaklanan yapısıyla yeniden kurulmuş ve o tarihten bu yana yalnızca yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteriyor. Bugün şehir planlama, harita mühendisliği, çevre mühendisliği ve orman mühendisliği disiplinlerini aynı yapı altında buluşturan şirket; lisanslı ve önlisanslı rüzgâr ile güneş enerjisi projelerinin yanı sıra hibrit, lisanssız, hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle yatırımlarında da hizmet veriyor. Şirketin en güçlü olduğu alanlardan biri, arazi projeleri ile lisanssız rüzgâr ve güneş projelerinin geliştirme aşamasından itibaren yürütülmesi: proje geliştirme aşamasında 68 rüzgâr projesinde 5.313,58 MW’lık çalışma yürüten şirket, 52 lisanssız rüzgâr ve güneş projesi (352,16 MW) ile rüzgâr santrallerine bütünleşik 19 hibrit güneş projesinde de görev aldı. Bugüne kadar görev aldığı 352 proje ve 16.211,29 MW’lık referans portföyü, şirketi sektörün önemli proje geliştirme ve mühendislik kuruluşlarından biri haline getiriyor.

HER YATIRIM, FARKLI DİSİPLİNLERİN AYNI HEDEF İÇİN ÇALIŞMASINI GEREKTİRİYOR

Yenilenebilir enerji yatırımlarında başarının yalnızca üretim kapasitesiyle değil, yatırımın her aşamasının doğru planlanmasıyla mümkün olduğuna dikkat çeken ARI-ES Enerji Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Ebru Arıcı: “Enerji dönüşümünün görünür yüzünü rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri oluşturuyor. Ancak bu yatırımların arkasında uzun bir planlama, mühendislik ve izin süreci bulunuyor. Sürdürülebilir enerji yatırımlarının zamanında hayata geçirilebilmesi için teknik uzmanlık kadar disiplinler arası koordinasyon da büyük önem taşıyor. ARI-ES Enerji olarak yaklaşık otuz yıla dayanan mühendislik birikimimizle yatırımın fikir aşamasından inşaat başlangıcına kadar tüm süreçleri bütüncül bir yaklaşımla yönetiyoruz” açıklamalarında bulundu.

Continue Reading

En Çok Okunanlar