Connect with us

ELEKTRİK

Batarya Teknolojilerine Yeni Teşvik Geliyor


Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yüksek kaliteli ve uluslararası sertifikasyonlara sahip batarya paketleri üretimi gerçekleştirecek Ampherr Batarya Teknolojileri Fabrikası’nı açtı.

Türkiye’yi batarya ve enerji depolama teknolojileri gibi yenilikçi teknoloji alanlarında küresel ölçekteki mega yatırımların merkezi hâline getirecek, yeni bir teşvik programı hazırlığında oldukları müjdesini veren Bakan Kacır, “Dünyada batarya üretim kapasitesi 2,6 terawatt saat düzeyindeyken, 2030’a geldiğimizde bu rakamın 3,5 misline yani 9 terawatt saate ulaşacağı öngörülüyor. Bu tabloda, elektrikli araçlar ve mobilite sektöründeki öncü olma iddiamızı kuvvetlendirmek ve pazar payımızı arttırarak ülkemizi, bölgesel batarya üretim üssü hâline getirmek istiyoruz.” dedi.

Bakan Kacır, ülkemizi Millî Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda kritik teknolojilerde üretim üssü olma hedefine bir adım daha yaklaştıracak İstanbul Tuzla’daki Ampherr Batarya Teknolojileri Fabrikası’nı açtıklarını belirterek, şunları söyledi:

SANAYİ ÜRETİMİ: Gayri Safi Yurtiçi Hasılamız (GSYİH) ilk mes 1 trilyon dolar barajını aşarak rekor kırdı. Sanayi üretimimiz, yıllık bazda yüzde 10’un üzerinde bir artışla son iki yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Sanayi üretimimizdeki en hızlı yükseliş yıllık yüzde 38,5 oranında artışla yüksek teknoloji üretiminde gerçekleşti. Bu başarılı büyüme ivmesinin arka planında güçlü siyasi irade, istikrarlı devlet politikaları, millî ve özgün ürünleri önceleyen Ar-Ge ve yatırım planlamamız yer alıyor.

YENİ ATILIMLAR: Son 22 yılda inşa ettiğimiz güçlü Ar-Ge ve yenilik ekosistemi ile imalat sanayimiz; daha rekabetçi ve yenilikçi bir yapıya kavuştu. “Türkiye Yüzyılı”nda, Millî Teknoloji Hamlemize yeni başarı hikâyeleri ekleyerek kritik teknolojilerde tam bağımsızlığımızı tahkim edecek, yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat odaklı kalkınmamıza hız katacak yeni atılımlara odaklanıyoruz.

SAVUNMA SANAYİ: Dünyanın gıpta ile izlediği savunma sanayi ürünlerimiz bu çabanın en güzel örneğini ifade ediyor. Paradigma değişimlerine doğru zamanda odaklandığımızda yenilikçi ve yıkıcı teknolojilerin ülkemizin kalkınma yolculuğunda nasıl bir fırsat penceresi oluşturduğunu savunma sanayinde ispat ettik.

MOBİLİTE: Benzer bir fırsat penceresini de mobilite sektöründe görüyoruz.  Yıllık 1,5 milyona yaklaşan üretimi ve 35 milyar doların üzerinde ihracatıyla, Türkiye sanayisinin lokomotifi konumundaki otomotiv sektöründe, hızlı şehirleşme, dijitalleşme, deneyim odaklı müşteri eğilimleri, yüksek hızda iletişim sektörün istikametini yeniden tanımlıyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM: Yeni nesil elektrikli, otonom ve bağlantılı otomobilimiz Togg ile dönüşümüne ivme kazandırdığımız mobilite sektöründe, yeni trendlerin çizdiği perspektifi doğru anlamak ve tanımlamak ülkemizin rekabetçi ve sürdürülebilir üretim altyapısı için hayati öneme sahip.

YOL HARİTASI: Sektörün dönüşümüne rehberlik etmek adına “Mobilite Araç ve Teknolojileri Yol Haritası”nı kamuoyuyla paylaşmıştık. Yol haritamızla, elektrikli, bağlantılı ve otonom araçlardan test merkezlerine, batarya üretiminden yenilikçi enerji teknolojilerine kadar mobilite sektöründe atacağımız tüm adımları somutlaştırdık.

İŞ BİRLİĞİ: Sektörle sıkı bir iş birliği içinde hazırladığımız, gelecek vizyonumuzu ortaya koyduğumuz yol haritamızdaki projeleri hayata geçirerek elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların ülkemizdeki pazar payını 2030’da yüzde 35’e, bu araçlarda yerlilik oranımızı ise yüzde 75’e çıkarmayı hedefliyoruz. Mobilite ve yenilikçi teknoloji alanlarında koymuş olduğumuz tüm bu hedeflere ulaşmak için batarya ve enerji depolama teknolojilerini stratejik bir alan olarak değerlendiriyoruz.

ÜRETİM ÜSSÜ: Küresel ölçekte elektrikli araç satışları artıyor ve iklim değişikliğinin etkilerini azaltacak karbon-nötr teknolojilerin yaygınlaşıyor. Batarya ve enerji depolama teknolojileri alanındaki yatırımlara yönelim de katlanarak yükseliyor. Dünyada batarya üretim kapasitesi 2,6 terawatt saat düzeyindeyken, 2030’a geldiğimizde bu rakamın 3,5 misline yani 9 terawatt saate ulaşacağı öngörülüyor. Bu tabloda, elektrikli araçlar ve mobilite sektöründeki öncü olma iddiamızı kuvvetlendirmek ve pazar payımızı arttırarak ülkemizi, bölgesel batarya üretim üssü hâline getirmek istiyoruz.

YATIRIMA TEŞVİK: Bu amaç doğrultusunda yatırımlarımızı hızlandırıyor, batarya ve enerji depolama teknolojilerinin geliştirilmesini ve üretimini öncelikli olarak destekliyoruz. Bu kapsamda bugüne dek sabit yatırım tutarı 78 milyar lirayı bulan, 6 bine yakın kişiye ilave istihdam sağlayacak, biri bugün açılışını yaptığımız fabrika olmak üzere 16 firmamızı teşvik sistemimizle destekliyoruz.

DESTEKLER SÜRÜYOR: Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’mızın mobilite çağrısıyla, enerji depolama ve batarya teknolojilerine yönelik 3 milyar lira büyüklüğündeki 4 yatırım ve Ar-Ge projesini harekete geçirdik. TÜBİTAK Burs ve Destek Programları’yla son 5 yılda enerji depolama ve batarya teknolojileri alanında 316 proje ve 752 bilim insanı ve araştırmacıya 1,6 milyar lira destek sağladık.

MÜJDE VERDİ: Bunların yanında, batarya üretimindeki kritik ham madde ve madenlerin üretimi ve bu alandaki yatırımların planlamasıyla ülkemizin batarya tedarik zincirindeki konumunu adım adım güçlendirmeye devam edeceğiz. Ülkemizi bu alanda yenilikçi teknoloji geliştiren ve küresel ölçekteki mega yatırım merkezlerinden biri haline getireceğiz. Bunu yapmak adına, önümüzdeki dönemde yeni bir teşvik programını da hayata geçireceğimizin müjdesini paylaşmak istiyorum.

TEKNOLOJİ YATIRIMI: Ampherr Batarya Teknolojileri Fabrikası’yla, 2024 yılı sonuna kadar 500 megawatt saatlik, 2025 ve 2026 yıllarında ise kademeli olarak 2 gigawatt saatlik ilave batarya üretim kapasitesine sahip olacağız. Elektrikli otobüslerden elektrikli ve yakıt pilli kamyonlara, hafif ticari araçlardan iş makinalarına ve elektrikli yatlara kadar farklı ulaşım aracı için batarya üretme kabiliyetine sahip olan Ampherr Batarya’nın Avrupa’dan Amerika’ya çeşitli pazarlarda ülkemizi gururla temsil edeceğine inanıyorum.

GÜVENİN GÖSTERGESİ: Açılışını gerçekleştirdiğimiz tesis aynı zamanda mobilite sektöründeki vizyonumuzun yatırımcılar tarafından da paylaşıldığının, ülkemizin yatırım ortamına ve mobilite sektörümüzün potansiyeline güvenin bir göstergesi niteliğindedir. Hep birlikte, Millî Teknoloji Hamlesi vizyonuyla Türkiye’nin mobilite sektörünü Ar-Ge ve teknoloji odaklı bir geleceğe taşımak adına çalışmaya devam edeceğiz.

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ELEKTRİK

Sungrow, PowerTitan 3.0 ile Türkiye’deki Enerji Depolama Projelerine İvme Kazandıracak


Sungrow, SolarEX İstanbul 2026’da Türkiye’de ilk kez sergilediği yeni nesil enerji depolama çözümü PowerTitan 3.0 ile enerji depolama yatırımlarına hız kazandırmayı ve Türkiye’nin temiz enerji dönüşümünde kritik bir rol üstlenmeyi hedefliyor.

Güneş enerjisi (PV) invertörleri ve enerji depolama sistemleri (ESS) alanında dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Sungrow, SolarEX İstanbul 2026’da sergilediği yenilikçi çözümleriyle sektör profesyonellerinden yoğun ilgi gördü. Şirket, Türkiye’de ilk kez tanıttığı PowerTitan 3.0 başta olmak üzere geniş ürün portföyüyle enerji dönüşümünün geleceğine dair güçlü bir vizyon ortaya koydu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin 827 megavata ulaştı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik sistemine entegrasyonu; şebeke tıkanıklıkları, artan üretim kısıntıları ve negatif fiyatlar gibi bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Avrupa güneş enerjisi sektörünün çatı kuruluşu SolarPower Europe (SPE), esnek güç talebine olan ihtiyacın 2030 yılına kadar %40 seviyesine çıkacağını öngörüyor. Bu tablo, büyük ölçekli batarya enerji depolama sistemlerinin (BESS) hayata geçirilmesini kritik hale getiriyor.

PowerTitan 3.0: Yeni Nesil Şebeke Ölçekli Enerji Depolama Sistemi

SolarEX İstanbul 2026 kapsamında Türkiye’de ilk kez sergilenen PowerTitan 3.0, fuar boyunca ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği çözümler arasında yer aldı. Şebeke ölçekli projeler için geliştirilen sistem; sıvı soğutma teknolojisi, gelişmiş termal yönetim altyapısı, yüksek güvenlik standartları ve şebeke oluşturma (grid-forming) yetenekleriyle öne çıkıyor.

Modern enerji sistemlerinin karşılaştığı zorluklara yanıt verecek şekilde tasarlanan PowerTitan 3.0, 6 metrelik bir konteyner içerisinde 1,78 MW kapasiteli güç dönüştürme sistemi (PCS) ile 7,14 MWh batarya kapasitesini bir araya getiriyor. Sistem, 4 saatlik konfigürasyonda tek bir blokta 7,2 MW / 28,5 MWh seviyesine ulaşabiliyor. 600Ah ve üzeri istiflenmiş batarya hücreleri, 2 ila 8 saat arasında çalışma süresi sunarken bu yapı, daha yüksek güvenlik ve verimlilik sağlayarak sistem genelinde %92 gidiş-dönüş verimliliğine (RTE) katkı sağlıyor.

AC blok tasarımı sayesinde PowerTitan 3.0, fabrikada önceden kurulu ve devreye alınmış olarak teslim ediliyor; ayrıca bir saat içinde kendi kendine konfigürasyon ve kontrol süreçlerini gerçekleştirebiliyor. Bu özellik, 1 GWh kapasiteli bir projenin yalnızca 12 gün içinde devreye alınmasına imkân tanıyor. Sistem, -40°C’ye kadar düşük sıcaklıklarda performans kaybı yaşamadan çalışabiliyor; bu da onu sert iklim koşullarına sahip Türkiye’nin iç bölgelerinin yanı sıra kıyı ve yüksek nemli alanlar için de uygun hale getiriyor.

“Enerjiyi Üretmek Yeterli Değil, Enerjiyi Yönetmek Gerek”

Sungrow Türkiye Genel Müdürü Candaş Gültekin, Türkiye’nin enerji dönüşümünde yeni bir aşamaya geçtiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Türkiye, güneş ve rüzgar enerjisinde son yıllarda önemli bir mesafe kat etti ve bu büyüme önümüzdeki dönemde de devam edecek. Sistemin sürdürülebilirliği ve şebeke dengesinin sağlanması açısından artık yeni bir aşamadayız. Bu yeni dönemde enerji depolama sistemleri bir opsiyon değil, bir zorunluluk haline geliyor. Artık enerjiyi üretmek yeterli değil, enerjiyi yönetmemiz gereken bir aşamadayız. ESS yatırımları; arz-talep dengesinin sağlanması, şebeke esnekliğinin artırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkin kullanılması açısından Türkiye’ye önemli katkılar sunacak. Sungrow olarak bu dönüşümün merkezinde yer almayı ve geliştirdiğimiz ileri teknoloji çözümlerle sektöre değer katmayı hedefliyoruz.”

Türkiye’deki ürün portföyünü genişletmek üzere çalışmalar yaptıklarını belirten Sungrow Türkiye Satış Müdürü Ozan Çivlik, “Türkiye’de şebeke ölçekli çözümler öncelikli konumda. Ancak pazarın dönüşümünü pozitif yönde etkileyecek regülasyon ve teşviklerle birlikte, ticari işletmeler ve konut segmentinde de pazarın gelişmesini bekliyoruz. Biz de konutların enerji bağımsızlığını destekleyecek gelişmiş çözümlerimizle pazardaki varlığımızı güçlendireceğiz.” dedi.

Yenilikçi Temiz Enerji Çözümleri

Sungrow, fuar kapsamında ayrıca kamu hizmeti ölçeğindeki güneş enerjisi santralleri için geliştirilen 1+X Modüler İnvertör çözümlerini de ziyaretçilerle buluşturdu. Merkezi ve string invertör teknolojilerinin avantajlarını bir araya getiren bu çözüm; yüksek kullanılabilirlik, esnek kapasite artışı ve düşük işletme maliyetleriyle öne çıkıyor.

Konut segmentine yönelik çözümler de fuarda dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı. SH25T hibrit invertör, SBH batarya sistemi ve AC22E elektrikli araç şarj çözümü; yüksek verimlilik, akıllı enerji yönetimi ve entegre güvenlik özellikleriyle ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü.

Küresel Güven, Yerel Güç

BloombergNEF (BNEF) tarafından yayımlanan 2025 Inverter Bankability Survey sonuçlarına göre altıncı kez dünyanın en “bankable” invertör markası seçilen Sungrow, küresel ölçekte güvenilirliğini bir kez daha ortaya koyuyor.

Sungrow, Türkiye’de kurduğu güçlü organizasyon yapısı, yerel servis merkezi, teknik destek altyapısı ve eğitim faaliyetleriyle yalnızca bir teknoloji sağlayıcısı olmanın ötesine geçiyor. Türkiye genelinde 7 bölgeyi kapsayan servis ağı ve yerel servis merkezi sayesinde hızlı ve yerinde çözümler sunan şirket, Sungrow Akademi ile sektör profesyonellerinin bilgi birikimine katkı sağlamayı sürdürüyor.

Sungrow, tüm bu güçlü altyapısı ve ileri teknoloji çözümleriyle Türkiye’de enerji depolama başta olmak üzere temiz enerji dönüşümünün en önemli paydaşlarından biri olmayı ve sektöre katma değer sağlayan projelere imza atmayı hedefliyor.

Continue Reading

ELEKTRİK

Beta Enerji, SolarEX fuarında güneş enerjisinin üretim ve iletimine güç kattı  


Elektrifikasyon sektöründe ihtisaslaşmış yapısıyla öne çıkan ve Türkiye’nin önde gelen transformatör üreticilerinden Beta Enerji, güneş enerjisi sektörünün Türkiye’deki en önemli buluşma noktalarından biri olan SolarEX İstanbul 2026 Fuarı’na katıldı. Fuarda şirket, yüksek verimli transformatörler, enerji altyapı ekipmanları ve sürdürülebilir enerji kullanımına uygun sistem çözümlerini ziyaretçilere tanıttı.

Türkiye’nin ilk ve tek güneş enerjisi temalı fuarı olma özelliğini taşıyan SolarEX İstanbul, bu yıl 18’inci kez düzenlenerek temiz enerji ekosisteminin tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturdu. Beta Enerji, SolarEX İstanbul 2026’da güneş enerjisi yatırımcıları, üreticiler, sistem entegratörleri ve altyapı sağlayıcılarıyla bir araya gelerek, güneş enerjisinden elde edilen elektrik üretiminin iletim ve dağıtımda verimli kullanılmasını sağlayacak ürün ve çözümlerini sundu. Şirketin standında, yenilikçi yüksek verimli transformatörler, enerji altyapı ekipmanları ve sürdürülebilir enerji kullanımına uygun sistem çözümleri ziyaretçilere tanıtıldı.

“Enerji dönüşümünde altyapının gücü, güneş enerjisi kadar kritik” 

Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, güneş enerjisinin küresel enerji dönüşümünün en hızlı büyüyen parçalarından biri olduğunu vurgulayarak, “2025 verilerine göre yenilenebilir enerji kapasitesindeki artış 692 gigavatı buldu ve bunun yaklaşık yüzde 73,8’i güneşten geliyor. Bu hızlı büyüme, sektörün dinamik gelişimini gözler önüne seriyor ve sadece üretim kapasitesini artırmanın yeterli olmadığını, aynı zamanda bu enerjiyi güvenilir, düşük kayıplı ve verimli şekilde iletmenin de kritik olduğunu gösteriyor. Beta Enerji olarak biz, üretim yapanlarla iletim altyapısını birleştiren çözümler sunuyoruz. Çünkü bir sistemin verimliliği sadece enerjiyi üretmekle değil, onu şebekeye en etkin şekilde ulaştırmakla ölçülür. Bu noktada ürün portföyümüz, güneş enerjisi santrallerinde üretilen elektriğin şebekeye verimli ve güvenilir şekilde aktarılmasında kritik rol oynuyor ve üreticilerle iletenleri bir ‘takım’ olarak konumlandırıyor. Yüksek verimli transformatörlerimiz, hem merkezî sistemlerde hem de dağıtım şebekelerinde esneklik, dayanıklılık ve düşük kayıpla enerji aktarımı sağlayarak GES projelerinin performansını doğrudan artırıyor. SolarEX’te sergilediğimiz ürün portföyümüz de Türkiye’nin temiz enerji dönüşümüne katkı sağlarken, yenilenebilir enerji yatırımlarının enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu şekilde hayata geçirilmesine olanak tanıyor.”

 

“Güçlü bir çözüm ortağıyız”

Dağsuyu, SolarEX fuarının, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirerek enerji dönüşümünün altyapı boyutunu tartışma ve ortak çözümler üretme fırsatı verdiğini belirterek konuşmasını şöyle tamamladı:

“Biz de bu platformda, güneş enerjisi üreticileriyle dağıtım ve iletim tarafını bir arada konuşmanın önemini vurguladık. Artan elektrik talebinin, transformatör ve enerji altyapı ekipmanlarına olan ihtiyacı daha da büyüttüğünü görüyoruz. Beta Enerji olarak biz, hem bugün hem de yarın için güçlü, dayanıklı ve sürdürülebilir bir enerji altyapısı sağlayarak Türkiye’nin ve küresel pazarın dönüşümüne katkı sunmaya devam edeceğiz. SolarEX’teki temamızla, yenilenebilir enerji yatırımlarının sürdürülebilirliği için gerekli olan altyapı ürün ve servislerimizi sunarak güneş enerjisi üreticilerine güçlü bir çözüm ortağı olduğumuzu bir kez daha ortaya koyduk.”

 

 

 

Continue Reading

ELEKTRİK

ABB’nin Sasbach tesisi sürdürülebilirlik uygulamalarıyla dünyaya örnek oluyor


Sürdürülebilir ve kaynak verimliliği yüksek bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri geliştiren ABB, Almanya’daki Sasbach üretim tesisinde Mission to Zero™ – Net Sıfır Misyonu kapsamında önemli başarılar elde etti. Program çerçevesinde hayata geçirilen yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleri sayesinde tesis hem operasyonel dayanıklılığını artırdı hem de karbon emisyonlarını önemli ölçüde azalttı.

ABB’nin dünya genelinde Mission to Zero™ programına dahil olan 37 tesisinden biri olan Sasbach’ta; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve akıllı enerji yönetimine dayalı veriye dayalı bir karbonsuzlaşma yol haritası uygulanıyor. Panolar ve enerji dağıtım sistemleri üreten tesis, sanayide düşük karbonlu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Küresel karbon emisyonlarının yaklaşık beşte birini imalat ve üretimin oluşturduğu göz önüne alındığında[i], enerji verimliliğinin artırılması ve elektrifikasyonun yaygınlaştırılması Avrupa’nın iklim hedeflerine ulaşmak için kritik önem taşıyor. Sasbach tesisinde hayata geçirilen Mission to Zero™ programı ise işletmelerin güvenilir ve rekabetçi operasyonlarını sürdürürken karbon emisyonlarını azaltabileceklerini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Program kapsamında sağlanan toplam 3 bin 786 tonluk emisyon azaltımının yaklaşık 2 bin 700 tonu sertifikalı yenilenebilir enerji tedarikinden, yaklaşık bin 86 tonu ise tesis içi verimlilik ve elektrifikasyon uygulamalarından elde edildi. Bu tesis içi azaltımın yaklaşık 550 tonu, kapasitesi artırılan güneş enerjisi sisteminden sağlandı. Tesiste bulunan 3 bin 410 fotovoltaik modül yılda yaklaşık bin 500 megavat-saat elektrik üretiyor. Bu miktar, yaklaşık 400 hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor.[ii]

Tesisin kendi ürettiği elektrik, toplam enerji ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayarak enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruma sağlıyor ve uzun vadeli enerji güvenliğini destekliyor. Kurulan yeni trafo istasyonu ise yenilenebilir enerjinin tesis altyapısına istikrarlı biçimde entegre edilmesine imkân tanıyor. Emisyon azaltımı; elektrikli üretim sistemleri, enerji verimliliği uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle destekleniyor.

ABB Elektrifikasyon Akıllı Binalar Divizyon Başkanı Mike Mustapha, konuyla ilgili açıklamasında, “Sasbach’ta attığımız adımlar, Mission to Zero™ programımızın sahadaki somut karşılığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon ve dijital enerji yönetimi sayesinde karbon emisyonlarını azaltırken enerji dayanıklılığını ve operasyonel istikrarı güçlendiriyoruz. Üretim sektöründe sürdürülebilir dönüşümün anahtarı, bu tür uygulanabilir ve ölçülebilir adımlardan geçiyor” ifadelerini kullandı.

Tesisteki tüm süreçlerde karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor

Tüm bunların yanı sıra ABB, enerji talebini kaynağında azaltmak amacıyla üretim süreçlerini de modernize ediyor. Sasbach’ta kurulan yeni toz boya tesisi, üretim kapasitesini artırırken enerji ihtiyacını düşürüyor. Isı geri kazanımı özelliğine sahip olan tesis, geleneksel sistemlere kıyasla daha düşük kurulu ısıtma kapasitesiyle çalışıyor. Böylelikle hem verimlilik artışı hem de üretim güvenilirliği destekleniyor.

Sasbach tesisinde; üretim alanlarında tamamen LED aydınlatmaya geçiş, ABB i-bus® KNX ile bina otomasyonu, basınçlı hava sistemlerinde artık ısı geri kazanımı ve optimize edilmiş proses kontrolü gibi ek verimlilik uygulamaları devreye alındı. Öte yandan tesisteki 21 adet elektrikli araç şarj istasyonu, çalışanlar ve ziyaretçiler için düşük emisyonlu mobiliteyi destekliyor.

 

ABB’nin 2019 yılında başlattığı, Mission to Zero™ programı kapsamında tesiste hayata geçirilen tüm uygulamalar, 2019 yılı seviyelerine kıyasla enerji verimliliğini önemli ölçüde artırırken, operasyonların dengelenmesine ve maliyetlerin düşürülmesine katkı sağladı. ABB’nin bina otomasyon ve enerji yönetimi çözümleri, enerji kullanımında gerçek zamanlı görünürlük sağlayarak veriye dayalı karar alma süreçlerini destekliyor.

ABB, Sasbach’ta karbonsuzlaşmanın bir sonraki aşaması için de net bir yol haritası belirledi. Bu kapsamda fazla güneş enerjisinin depolanması için batarya sistemlerinin kurulması, gaz bazlı ısıtma sistemlerinin kademeli olarak elektrikli ısı pompalarıyla değiştirilmesi ve rüzgâr enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi planlanıyor.

Mission to Zero™ programı

Mission to Zero™ programı, ABB’nin Almanya’daki Lüdenscheid fabrikasında yerel bir girişim olarak başladı ve zaman içerisinde küresel ölçekte yaygınlaştı. Bugün ABB’nin Mission to Zero™ kapsamındaki tesisleri, operasyonlardan kaynaklanan yıllık 60 bin tonun üzerinde karbon emisyonu azaltımı sağlayarak; elektrifikasyon, dijitalleşme ve enerji verimliliğinin düşük karbonlu üretime doğru ölçülebilir ilerleme sağlayabildiğini ortaya koyuyor.

Continue Reading

En Çok Okunanlar