ELEKTRİK
EDEDER Enerjinin Geleceği ve Depolama Kongresi’nde
Bu yıl ikincisi 3 Aralık 2025’te Ankara JW Marriot Otel’de yapılacak olan ‘Enerjinin Geleceği ve Depolama Kongresi’, ‘Bölgenin Batarya Üssü: Türkiye’ hedefine giden yolda önemli kilometre taşlarından biri olmaya hazırlanıyor.
“EPDK’nın öncülüğünde oluşturulan enerji depolama mevzuatı, Türkiye’yi sadece yenilenebilir enerji alanında değil, bölgesel enerji dönüşümünde de merkez ülke konumuna taşıyor. Bu kapsamlı düzenlemeler; yatırımcıya öngörülebilirlik sağlayan, teknoloji geliştirmeyi teşvik eden ve enerji arz güvenliğini yeni bir seviyeye çıkaran yapısıyla Türkiye’nin stratejik enerji vizyonunun temel taşlarından biri haline gelmiş durumda.
Bu yönde günün gereklerine uygun tüm düzenlemeleri devamını sektörümüz adına hayati önemde buluyoruz” diyen EDEDER Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, 3 Aralık’ta düzenleyecekleri kongrenin Türkiye’yi bu alanda lider ülkelerden biri yapma yolunda kritik önem taşıyacağına inandıklarını belirtti.
Depolama Düzenlemelerinin Gelişimi ve Yeni Çerçeve
Türkiye’de elektrik depolama alanındaki dönüşümün temelinde, son yıllarda oluşturulan düzenleyici çerçeve yatıyor. EDEDER Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, 2021 yılında yürürlüğe giren ‘Depolama Faaliyetleri Yönetmeliği’nin depolama tesislerinin lisanslanması, şebekeye entegrasyonu ve piyasada faaliyet gösterebilmesi için gerekli ilk kapsamlı zemini hazırladığını belirterek “Bunu izleyen mevzuat güncellemeleri, özellikle depolamalı üretim modeli üzerinden yatırımcılara yeni başvuru imkânları sunarak sektörde ciddi bir ivme yarattı. Enerji Bakanlığımızın 2035 hedefleri kapsamında 120 GW düzeyinde rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımı öngörülürken, EPDK’nın ortaya koyduğu kapasite tahsisleri de bu vizyonun en somut göstergelerinden biri oldu. Küresel ölçekte 2022 yılında toplam 200 GW kapasite tahsisi yapılmış olmasına rağmen, EPDK’nın tek seferde yayımladığı 34,5 GW’lık kapasite tahsisi, Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki kararlılığını ve bölgesel güç olma hedefini açıkça ortaya koyuyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bu kapsamlı kapasite tahsisinin yerli üretimi destekleyen, enerji arz güvenliğini güçlendiren ve Türkiye’nin sürdürülebilir enerji politikalarıyla uyum içinde bir adım olduğunu söyleyen Ramazan Kaya, “Bu adımlar sayesinde depolamalı yenilenebilir enerji projelerinde kapasite tahsisleri bugün onlarca gigavat ölçeğine ulaşmış durumda. Gerek depolamalı RES ve GES projeleri gerekse müstakil depolama yatırımları açısından Türkiye kısa sürede güçlü bir yatırımcı ilgisi çekti. Son dönemde yapılan düzenlemelerle teminat, sermaye şartları ve yükümlülükler daha net hâle getirilerek sektörde bir güvenlik çerçevesi tesis edildi. Bu yaklaşım, depolamanın artık ‘tamamlayıcı unsur’ değil, enerji sisteminin stratejik bir bileşeni olarak değerlendirildiğini gösteriyor” şeklinde konuştu. Kaya, 3 Aralık’ta Ankara’da yapılacak EDEDER Enerjinin Geleceği ve Depolama Kongresi’nin hem Türkiye’den hem de uluslararası arenadan konunun en üst düzey uzmanlarını bir araya getirecek olması nedeniyle ‘enerji dönüşümünde depolamanın geleceğini ve rolünü’ şekillendirmede kilit bir rol oynayacağına inandıklarını vurguladı.
Depolama Neden Stratejik Önem Taşıyor: Arz Güvenliği, Esneklik ve Şebeke Yönetimi
Yenilenebilir enerjinin payının hızla arttığı bir sistemde depolama, arz güvenliğini güçlendiren ve şebeke esnekliğini artıran temel mekanizma hâline geliyor. Batarya sistemleri kısa vadeli frekans ve gerilim kontrolünden gün içi dengeleme ve pik talep yönetimine kadar geniş bir fonksiyon yelpazesine sahip. Bunun yanında, belirli bölgelerde iletim ya da dağıtım yatırımlarına alternatif oluşturarak şebeke maliyetlerini düşürücü bir etki yaratıyor.
Bu süreç yalnızca teknik bir yatırım konusu değil; aynı zamanda piyasa tasarımı, yan hizmetler yapısı, kapasite mekanizması ve veri yönetimi gibi alanlarda uyumlu bir regülasyon yaklaşımını da gerektiriyor. Türkiye’de bu çerçevenin giderek olgunlaşması, yatırımcıların önünü görebildiği bir depolama piyasası yaratılmasına yardımcı oluyor. EPDK’nın son yıllarda attığı adımlar, bu yapının kurulmasında belirleyici olmuş durumda; ancak bu katkılar sektörle birlikte gelişen, çok paydaşlı bir dönüşümün doğal sonucu olarak ortaya çıkıyor.
İberya Kesintisi: Esneklik Yatırımlarının Neden Kritik Olduğunu Hatırlatan Örnek
2025 yılında İspanya ve Portekiz’de yaşanan büyük elektrik kesintisi, yalnızca bölgesel bir arıza olarak değil; modern elektrik sistemlerinin kırılgan noktalarını hatırlatan önemli bir vaka olarak değerlendiriliyor. Temel sebepleri arasında şebekedeki aşırı gerilim ve buna bağlı zincirleme arızaların yer aldığı bu olay, aynı zamanda ‘yüksek yenilenebilir payına sahip sistemlerde esnekliğin ve hızlı tepki verebilen enerji depolama çözümlerinin önemini’ de yeniden gündeme taşıdı.
Batarya depolamanın sunduğu gerilim-frekans kontrolü, ani yük kayıplarına çok hızlı müdahale imkânı ve “black start” kapasitesi gibi kritik fonksiyonlar, bu tip olayların etki alanlarının daha kısıtlı tutulmasında çok önemli araçlar olarak kabul ediliyor. Türkiye’nin depolamalı üretim modeli ve önlisans mekanizması da bu çerçevede değerlendirildiğinde sistem güvenilirliğini artırmaya yönelik önleyici bir yaklaşım sunuyor.
Enerjinin Geleceği ve Depolama Kongresi: Politika, Teknoloji ve Finansın Kesişimi
Enerji Depolama Endüstrileri Derneği (EDEDER) tarafından ikincisi düzenlenecek olan “Enerjinin Geleceği ve Depolama Kongresi”, Türkiye’de depolama dönüşümünün hem vitrini hem de kolektif akıl üretim alanı niteliği taşıyor. Etkinlik, kamu kurumlarından yatırımcılara, teknoloji sağlayıcılarından finans kuruluşlarına kadar geniş bir paydaş kitlesini 3 Aralık’ta Ankara’da buluşturacak.
Kongrede ele alınacak başlıklar; enerji depolamanın mevzuat yapısı, şebeke planlaması, batarya teknolojilerindeki gelişmeler, yan hizmetler piyasasının dönüşümü, üretim ve tedarik zinciri dinamikleri ile finansman modelleri gibi konuları kapsıyor. Etkinliğin mottosu olan “Bölgenin Batarya Üssü: Türkiye”, oluşturulan düzenleyici destek mekanizmaları, yatırımcı ilgisi ve sektörün hızla gelişen yapısı göz önüne alındığında, gerçeğe dönüşme potansiyeli yüksek bir hedef olarak değerlendiriliyor.
Kongre aynı zamanda Türkiye’nin enerji dönüşümünde finansal araçların, uluslararası iş birliklerinin ve yeni iş modellerinin önemine dikkat çeken bir perspektif sunuyor. Bu çok boyutlu yaklaşım, depolamanın yalnızca teknik bir konu olarak değil; enerji politikası, sanayi stratejisi ve ekonomik kalkınmanın kesişim noktasında değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Türkiye’nin Konumu: Niş Bir Pazardan Bölgesel Merkeze
Türkiye, son yıllarda attığı düzenleyici adımlar ve özel sektörün dinamizmi sayesinde depolama alanında kısa sürede ciddi bir ölçek oluşturdu. Depolamalı üretim kapasitesinin gigavatlar seviyesine ulaşması, ülkeyi Avrupa’da depolama alanında en iddialı hedeflere sahip ülkeler arasına taşıyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin yalnızca kendi arz güvenliğini güçlendirmekle kalmayıp, aynı zamanda bölgesel enerji piyasaları için bir teknoloji ve hizmet merkezi olma potansiyelini güçlendiriyor.
EDEDER’in vizyonunda da vurgulanan “Bölgenin Batarya Üssü: Türkiye” mottosu hem mevcut dönüşümü hem de önümüzdeki yıllarda ortaya çıkabilecek ekonomik ve teknolojik fırsatları yansıtan bir yön gösterici niteliği taşıyor.
ELEKTRİK
Endüstrilerde enerji verimliliğinde yeni dönem: Akıllı enerji yönetimi rekabet avantajı sağlıyor
Artan enerji maliyetleri, elektrifikasyonun hız kazanması, karbon azaltım hedefleri ve operasyonel süreklilik beklentileri, enerji verimliliğini sanayi kuruluşları için yalnızca bir maliyet optimizasyonu konusu olmaktan çıkararak stratejik bir rekabet unsuru haline getiriyor. ABB Elektrifikasyon; akıllı elektrik dağıtımı, Smart Power teknolojileri, enerji izleme ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle işletmelerin enerjiyi daha görünür, ölçülebilir ve yönetilebilir hale getirmelerine destek oluyor.
Türkiye’nin sanayi sektöründe enerji verimliliğinin artırılması, işletmelerin rekabetçiliğinin yanı sıra sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaları açısından da önem taşıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin 2024 yılında nihai enerji yoğunluğu, 2000 yılına kıyasla yüzde 34,4 oranında iyileşti. Bu gelişme, enerji verimliliğinde sağlanan ilerlemeyi ortaya koyarken, sanayide enerji kullanımının daha etkin yönetilmesi için dijitalleşmenin sunduğu fırsatların önemini de artırıyor.
Endüstriler için yeni rekabet avantajı: Enerjiyi akıllı yönetebilmek
Günümüzde endüstriyel tesisler için enerji verimliliği, yalnızca daha az enerji tüketmek anlamına gelmiyor. Enerjinin nerede, ne zaman ve nasıl kullanıldığını gerçek zamanlı olarak görebilmek, tüketim eğilimlerini analiz etmek, güç kalitesi ve elektrik altyapısının performansını izlemek ve elde edilen verileri operasyonel kararlara dönüştürmek giderek daha kritik hale geliyor.
Enerji görünürlüğü, işletmelerin yalnızca tüketimlerini takip etmelerini değil, aynı zamanda operasyonel riskleri azaltmalarını, ekipman performansını iyileştirmelerini ve enerji yatırımlarını daha doğru planlamalarını sağlıyor.
ABB Elektrifikasyon; alçak gerilim elektrik dağıtım çözümleri, akıllı devre kesiciler, enerji ölçüm ve izleme teknolojileri, güç kalitesi çözümleri ve dijital enerji yönetimi platformlarıyla elektrik altyapısının farklı noktalarından elde edilen verileri anlamlı içgörülere dönüştürmeye yardımcı oluyor.
Smart Power ile elektrik altyapısında yeni nesil yönetim
Elektrifikasyonun yaygınlaşmasıyla birlikte elektrik altyapılarından beklenen performans da değişiyor. Üretim tesisleri, veri merkezleri, ticari yapılar ve kritik altyapılar; daha yüksek elektrik talebini karşılayabilen, güvenilir, esnek ve aynı zamanda dijital olarak yönetilebilen sistemlere ihtiyaç duyuyor.
ABB’nin Smart Power yaklaşımı, elektrik dağıtım altyapısının yalnızca enerjiyi güvenli şekilde dağıtan pasif bir sistem olmaktan çıkarak ölçüm yapabilen, haberleşebilen ve işletme kararlarını destekleyebilen akıllı bir altyapıya dönüşmesini hedefliyor.
Akıllı devre kesiciler ve ölçüm çözümleri sayesinde elektrik dağıtım sistemlerinden elde edilen veriler; enerji tüketimi, güç kalitesi, yük profilleri ve ekipman performansı gibi farklı başlıklarda değerlendirilebiliyor. Bu verilerin dijital platformlar üzerinden izlenmesi ise işletmelere enerji performanslarını sürekli takip etme ve iyileştirme fırsatı sunuyor.
Böylece enerji yönetimi, yalnızca geçmiş tüketimin raporlandığı bir süreç olmaktan çıkarak operasyonların sürekli iyileştirilmesini destekleyen dinamik bir yönetim modeline dönüşüyor.
Türkiye’deki endüstriler için somut değer
Akıllı elektrifikasyon yaklaşımı; otomotiv, metal ve çelik, kimya, çimento, enerji, veri merkezleri ve diğer enerji yoğun sektörlerde farklı ihtiyaçlara göre uygulanabiliyor.
Türkiye’de ABB’nin metal sektöründeki çalışmaları arasında, büyük ölçekli çelik üretim tesislerinin verimlilik, sürdürülebilirlik ve güvenlik hedeflerini desteklemeye yönelik uygulamalar yer alıyor. ABB’nin ArcSave® elektromanyetik karıştırıcı çözümü, dünyanın büyük elektrik ark ocaklarından bazılarında kullanılmak üzere devreye alınıyor. Bu tür uygulamalar, elektrifikasyon teknolojilerinin yalnızca enerji dağıtımı açısından değil, doğrudan üretim proseslerinin performansı açısından da değer yaratabildiğini gösteriyor.
ABB’nin çözüm yaklaşımı, farklı endüstrilerde elektrik altyapısının görünür hale getirilmesinden enerji performansının analizine, güç kalitesinin yönetilmesinden kritik yüklerin güvenilirliğine kadar uçtan uca bir yapı sunuyor.
Özellikle enerji yoğun üretim tesislerinde doğru ölçüm ve izleme altyapısı; enerji kayıplarının, gereksiz tüketimlerin ve verimsiz çalışma noktalarının belirlenmesine yardımcı olurken, işletmelerin enerji yatırımlarını gerçek verilere dayandırmasını sağlıyor.
Enerji verimliliği artık karbon yönetiminin de bir parçası
Enerji verimliliğinin stratejik önemini artıran başlıklardan biri de Avrupa’nın karbon düzenlemeleri. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (CBAM) kesin uygulama dönemi 1 Ocak 2026 itibarıyla başladı. Mekanizma; çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen gibi belirli ürünlerin AB’ye ithalatında üretim kaynaklı gömülü emisyonların dikkate alınmasını öngörüyor.
Bu gelişme, özellikle Avrupa’ya ihracat yapan Türkiye’deki sanayi kuruluşları açısından enerji tüketiminin ve karbon emisyonlarının ölçülebilir hale getirilmesini daha önemli bir iş gündemi haline getiriyor. Çünkü enerji verimliliği yatırımları yalnızca işletme maliyetlerini azaltmakla kalmıyor; şirketlerin emisyonlarını daha iyi takip etmelerine, sürdürülebilirlik performanslarını geliştirmelerine ve değişen ticaret koşullarına hazırlanmalarına da katkı sağlıyor.
Bu nedenle elektrik altyapısından elde edilen güvenilir ve sürekli verinin, enerji yönetimi ve sürdürülebilirlik stratejilerinin önemli bir girdisi haline gelmesi bekleniyor.
Elektrifikasyon ve dijitalleşme birlikte değer üretiyor
Veri merkezleri, yenilenebilir enerji kaynakları, enerji depolama sistemlerinin hızla yaygınlaşması ve elektrikli ulaşım elektrik altyapılarından beklentileri de değiştiriyor. Artık işletmeler yalnızca daha fazla enerjiye değil daha güvenilir, daha esnek ve daha akıllı yönetilebilen enerji altyapılarına ihtiyaç duyuyor.
Bu dönüşüm, enerji verimliliğinin tek bir ekipmanla sağlanamayacağını açıkça ortaya koyuyor. Gerçek değer elektrik dağıtım sistemleri, enerji izleme teknolojileri, güç yönetimi çözümleri ve dijital platformların entegre biçimde çalışmasıyla oluşuyor.
ABB Elektrifikasyon, alçak gerilim elektrik dağıtım çözümleri, Smart Power teknolojileri ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle işletmelerin enerji altyapılarını geleceğin ihtiyaçlarına hazırlarken enerji güvenliği, operasyonel süreklilik ve sürdürülebilirlik hedeflerini aynı çatı altında destekliyor.
ABB Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Elektrifikasyon İş Kolu Ticari Lideri Tonay Topuz enerji verimliliğinin artık çok daha geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Enerji verimliliğini artık yalnızca daha az enerji tüketmek olarak değerlendirmiyoruz. Gerçek değer enerjiyi nerede, ne zaman ve nasıl kullandığınızı görebilmek, bu veriyi anlamlandırabilmek ve daha hızlı, daha doğru, veriye dayalı kararlar alabilmektir. ABB Elektrifikasyon olarak dijital enerji yönetimi ve akıllı elektrik dağıtım çözümlerimizle işletmelerin enerji altyapılarını daha görünür, daha güvenilir ve daha verimli hale getiriyoruz. Böylece müşterilerimizin yalnızca enerji tüketimlerini optimize etmelerine değil, operasyonel dayanıklılıklarını güçlendirmelerine ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine daha güvenle ilerlemelerine de katkı sağlıyoruz.”
Entegre yaklaşım, sürdürülebilir başarının temelini oluşturuyor
Enerji verimliliğinde yeni dönem, tek bir ürün veya ekipmanla değil, elektrik altyapısının bütünsel olarak yönetilmesiyle şekilleniyor.
ABB Elektrifikasyon; alçak gerilim elektrik dağıtımı, Smart Power teknolojileri, enerji izleme, güç kalitesi ve dijital enerji yönetimi çözümlerini bir araya getirerek işletmelerin enerji altyapılarında uçtan uca görünürlük oluşturmasına destek oluyor.
Bu bütüncül yaklaşım sayesinde işletmeler enerji tüketimlerini daha etkin yönetmenin yanı sıra operasyonel sürekliliklerini güçlendirebiliyor, enerji altyapılarını geleceğin ihtiyaçlarına hazırlayabiliyor ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine daha güçlü adımlarla ilerleyebiliyor.
ELEKTRİK
ÇORUH EDAŞ’TAN ŞEBEKE ALTYAPISINA 1,5 MİLYAR TL’LİK BAKIM PROGRAMI
Çoruh EDAŞ, 2026 yılında Artvin, Giresun, Gümüşhane, Trabzon ve Rize’de elektrik dağıtım şebekesinin bakım ve iyileştirme çalışmaları için 1,5 milyar TL kaynak ayırdı. Bölgenin enerji altyapısını güçlendirmeyi amaçlayan çalışmalarla arıza risklerinin azaltılması ve enerji arzının sürekliliğinin desteklenmesi hedefleniyor.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde elektrik dağıtım hizmetini güvenle sunan Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş. (Çoruh EDAŞ); Artvin, Giresun, Gümüşhane, Trabzon ve Rize illerindeki şebeke altyapısını güçlendirmek adına çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Hizmet kalitesini en üst seviyeye çıkarmayı hedefleyen şirket, 2026 yılında şebeke bakım çalışmaları için 1,5 milyar TL kaynak ayırırken; beş il genelinde enerji hatları, trafolar ve şebeke ekipmanlarına yönelik kapsamlı çalışmalar gerçekleştirmeyi planlıyor.
Planlı bakım çalışmaları bölge genelinde sürüyor
Çoruh EDAŞ’ın bakım programı kapsamında şebeke unsurları düzenli olarak kontrol edilirken, ihtiyaç duyulan noktalarda bakım, onarım ve ekipman yenileme çalışmaları gerçekleştiriliyor. Özellikle bölgenin zorlu coğrafi ve iklim koşulları dikkate alınarak yürütülen çalışmalarla şebekenin dayanıklılığının artırılması ve olası arızaların oluşmadan önlenmesi amaçlanıyor.
Bölge genelinde gerçekleştirilen bu planlı taramalar sayesinde, gelecekte oluşabilecek büyük çaplı ve plansız arızaların önüne erkenden geçiliyor.
Planlı kesintiler güvenli çalışma için uygulanıyor
Bu kapsamda gerçekleştirilen planlı kesintiler, arızadan kaynaklanan beklenmedik kesintilerden farklı olarak önceden programlanıyor ve tüketiciler bilgilendiriliyor. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ilgili bölgeye yeniden enerji veriliyor. Böylece kısa süreli planlı çalışmalar; daha dayanıklı bir şebeke, daha düşük arıza riski ve daha kaliteli enerji hizmeti için yapılan uzun vadeli iyileştirmelerin bir parçası haline geliyor.
Şirket, planlı çalışmalar nedeniyle geçici olarak enerji kesintisi yaşanan bölgelerde tüketicilerin günlük yaşamının mümkün olan en düşük düzeyde etkilenmesi için çalışmalarını belirlenen program dahilinde tamamlamaya odaklanıyor.
Çoruh EDAŞ, çalışmalar esnasında yaşanabilecek zorunlu kesintiler nedeniyle bölge halkına gösterdikleri anlayış için teşekkür ederken; tüm planlı kesinti detaylarının güncel olarak şirketin resmi web sitesi ve iletişim kanalları üzerinden takip edilebileceğini hatırlattı.
ELEKTRİK
352 PROJELİK DENEYİM YENİLENEBİLİR ENERJİNİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜNÜ ORTAYA KOYUYOR
Türkiye’nin enerji dönüşümü yalnızca yeni santrallerin kurulmasıyla değil, bu yatırımların doğru planlanması ve tüm izin süreçlerinin eksiksiz yönetilmesiyle mümkün oluyor. Bir rüzgâr ya da güneş enerjisi yatırımının hayata geçebilmesi için şehir planlamasından harita çalışmalarına, çevresel değerlendirmelerden kamulaştırmaya, orman izinlerinden imar süreçlerine kadar onlarca teknik aşamanın birbiriyle uyum içinde ilerlemesi gerekiyor.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre Türkiye’de üretim lisansı sahibi 348 rüzgâr enerji santrali bulunurken, ARI-ES Enerji bu santrallerin 124’ünde görev aldı. Önlisans aşamasındaki projelerle birlikte şirketin rüzgâr enerjisi referansı 162 projeye ulaşarak, bu alanda önemli bir mühendislik ve proje geliştirme deneyimi oluşturdu. Güneş enerjisinde üretim lisanslı ve önlisanslı 37 projede yer alan şirket, rüzgâr lisanslarına derç edilen 19 hibrit güneş projesinde de görev aldı. EPDK kayıtlarındaki lisanslı ve önlisanslı 218 projenin yanı sıra lisanssız üretim, proje geliştirme ve diğer kaynak yatırımlarıyla birlikte şirketin toplam referansı 352 projeye ve 16.211,29 MW’a ulaşıyor.
YATIRIMLARIN BAŞARISI SADECE SAHADA DEĞİL, MASADA BAŞLIYOR
Yenilenebilir enerji yatırımlarında süreç, saha seçimiyle birlikte proje geliştirme aşamasında başlıyor; bu aşamada atılan adımlar yatırımın en kritik belirleyicilerinden birini oluşturuyor. Kurum görüşlerinin alınması, imar planlarının hazırlanması, halihazır haritaların oluşturulması, ÇED ve ESIA süreçlerinin yürütülmesi, kamulaştırma işlemleri, yol projeleri ile orman izinlerinin tamamlanması; yatırımın zamanında başlayabilmesi açısından büyük önem taşıyor.
İzmir merkezli ARI-ES Enerji, yaklaşık 40 kişilik uzman kadrosuyla ARI-ES Planlama, HNS Harita ve Orman birimleri altında şehir planlama, harita mühendisliği, çevre ve orman mühendisliği disiplinlerini tek çatı altında buluşturuyor; bu disiplinlerin her birinde mesleki yeterlik belgesi ve büro tesciline sahip. Şirket, yatırımlara proje geliştirme aşamasından itibaren eşlik ediyor; önlisanslı, üretim lisanslı ve lisanssız projelerin tamamında hizmet veriyor. Kurum görüşlerinin alınmasından imar planlarının hazırlanmasına, halihazır harita üretiminden yol projelerine, mülkiyet edinimi ve kamulaştırmadan orman ön izinleri, kesin izinler ile ÇED ve ESIA süreçlerine kadar yatırımın ihtiyaç duyduğu jeolojik ve jeoteknik etütler dışındaki tüm aşamaları, proje geliştirmeden inşaata başlanmasına kadar kendi bünyesinde (in-house) yürütüyor. Geliştirdiği proje takip sistemiyle de her yatırımın izin ve ruhsat takvimini anlık izleyerek süreçlerin koordinasyonunu tek merkezden sağlıyor.
30 YILA YAKLAŞAN MÜHENDİSLİK BİRİKİMİ
Kökleri 1998 yılına dayanan ARI-ES Enerji, 2004 yılında yenilenebilir enerji alanına yönelmiş, 2005 yılında bu alana odaklanan yapısıyla yeniden kurulmuş ve o tarihten bu yana yalnızca yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteriyor. Bugün şehir planlama, harita mühendisliği, çevre mühendisliği ve orman mühendisliği disiplinlerini aynı yapı altında buluşturan şirket; lisanslı ve önlisanslı rüzgâr ile güneş enerjisi projelerinin yanı sıra hibrit, lisanssız, hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle yatırımlarında da hizmet veriyor. Şirketin en güçlü olduğu alanlardan biri, arazi projeleri ile lisanssız rüzgâr ve güneş projelerinin geliştirme aşamasından itibaren yürütülmesi: proje geliştirme aşamasında 68 rüzgâr projesinde 5.313,58 MW’lık çalışma yürüten şirket, 52 lisanssız rüzgâr ve güneş projesi (352,16 MW) ile rüzgâr santrallerine bütünleşik 19 hibrit güneş projesinde de görev aldı. Bugüne kadar görev aldığı 352 proje ve 16.211,29 MW’lık referans portföyü, şirketi sektörün önemli proje geliştirme ve mühendislik kuruluşlarından biri haline getiriyor.
HER YATIRIM, FARKLI DİSİPLİNLERİN AYNI HEDEF İÇİN ÇALIŞMASINI GEREKTİRİYOR
Yenilenebilir enerji yatırımlarında başarının yalnızca üretim kapasitesiyle değil, yatırımın her aşamasının doğru planlanmasıyla mümkün olduğuna dikkat çeken ARI-ES Enerji Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Ebru Arıcı: “Enerji dönüşümünün görünür yüzünü rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri oluşturuyor. Ancak bu yatırımların arkasında uzun bir planlama, mühendislik ve izin süreci bulunuyor. Sürdürülebilir enerji yatırımlarının zamanında hayata geçirilebilmesi için teknik uzmanlık kadar disiplinler arası koordinasyon da büyük önem taşıyor. ARI-ES Enerji olarak yaklaşık otuz yıla dayanan mühendislik birikimimizle yatırımın fikir aşamasından inşaat başlangıcına kadar tüm süreçleri bütüncül bir yaklaşımla yönetiyoruz” açıklamalarında bulundu.
-
Yenilenebilir Enerji2 hafta önceEksim Holding’den 40. Yılına Özel Mücellit Sergisi
-
ELEKTRİK4 hafta önceEKOS ELECTRİC: AVRUPA’DAN AFRİKA’YA TRANSFORMATÖR ÜRETİMİ İÇİN DÜĞMEYE BASTI
-
ELEKTRİK3 hafta önce352 PROJELİK DENEYİM YENİLENEBİLİR ENERJİNİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜNÜ ORTAYA KOYUYOR
-
Güneş Enerjisi4 hafta önceEnda Enerji, Avrupa’daki yatırımlarında yeni aşamaya geçti
-
ELEKTRİK4 hafta önceEnerjisa Enerji, 2026 yılının ilk yarısında elektrik altyapı yatırımlarını yüzde 153 artırdı
-
Yenilenebilir Enerji4 hafta önceAkfen Yenilenebilir Enerji Yaklaşık 700 Bin Hanenin Yıllık İhtiyacına Eşdeğer Temiz Enerji Üretti
-
ELEKTRİK3 hafta önceŞA-RA Enerji’den 1 Ayda 4 Milyar TL’yi Aşan Açıklama
-
ELEKTRİK3 hafta önceÇORUH EDAŞ’TAN ŞEBEKE ALTYAPISINA 1,5 MİLYAR TL’LİK BAKIM PROGRAMI
