Sektörel
DEİK, 27. Japonya-Türkiye İş Konseyi Ortak Toplantısı’nı Tokyo’da gerçekleştirdi
Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Japonya’nın sahip olduğu teknoloji, finansman ve inovasyon gücü ile Türkiye’nin dinamik üretim gücü ve üçüncü ülke pazarlarına erişim kabiliyeti bir araya geldiğinde, bölgesel ve küresel düzeyde önemli sonuçlar elde edileceğine inandıklarını söyledi.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulundan (DEİK) yapılan açıklamaya göre, DEİK 27. Japonya-Türkiye İş Konseyi Ortak Toplantısı Tokyo’da gerçekleştirilirken, toplantı kapsamında ‘DEİK-Keidanren Ortak Bildirisi’ ve ‘Çalık Enerji-Japon Uluslararası İşbirliği Bankas ı(JBIC) Mutabakat Zaptı’ imzalandı.
Toplantıya, Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakan Yardımcısı Ryosuke Kozuki, Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Ahmet Berat Çonkar, Türkiye’nin Tokyo Büyükelçisi Korkut Güngen, DEİK Başkanı Nail Olpak, Keidanren Japonya-Türkiye Ekonomi Komitesi Başkanı Tsugio Mitsuoka, DEİK/Türkiye-Japonya İş Konseyi Başkanı Ahmet Çalık ve 150’den fazla Türk ve Japon iş insanı katıldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Tuzcu, küresel ticaret ve yatırımda karşılaşılan büyük değişimlerin altını çizdi.
Türkiye’nin Asya Pasifik ile ilişkilerinin güçlendirilmesine ve Japonya ile daha kapsamlı bir ilişki geliştirmesine büyük önem verdiklerini belirten Tuzcu, ‘Türkiye ve Japonya arasındaki ikili ticaret hacmi 2023 itibarıyla 6 milyar dolar seviyesini aşmış durumda. İkili ticaret rakamları incelendiğinde Türkiye’nin ithalatının, ihracatından 8,5 kat fazla olduğu görülüyor. Ülkelerimiz arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin karşılıklı yarar temelinde dengeli bir biçimde geliştirilmesini hedefliyoruz. Müzakereleri devam eden Türkiye-Japonya Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nın ülkelerimiz arasındaki ticari ilişkilerin daha dengeli bir şekilde geliştirilmesi adına temel bir görev ifa etmesi gerektiğini düşünüyorum.’ ifadelerini kullandı.
Tuzcu, anlaşmanın, Türk-Japon diplomatik ilişkilerinin 100. yıl dönümüne yakışır bir şekilde kazan-kazan prensibi çerçevesinde sonuçlanmasının en büyük arzuları olduğunu belirtti.
Oluşturulan sinerji ile birçok alanda işbirliği yapılabileceğini kaydeden Tuzcu, ‘Yeşil-temiz enerji, elektrikli araba ekosistemi, akıllı şehirler, alt ve üst yapı projeleri, finans, ulaştırma, dijital sektörler, e-ticaret, tarım ve sağlık gibi birçok alanda birbirimizin güçlü ve zayıf yönlerini tamamlayan ortak girişimler geliştirebileceğimizi düşünüyorum. Japonya’nın sahip olduğu teknoloji, finansman ve inovasyon gücü ile Türkiye’nin dinamik üretim gücü ve üçüncü ülke pazarlarına erişim kabiliyeti bir araya geldiğinde, bölgesel ve küresel düzeyde önemli sonuçlar elde edileceğine inanıyoruz. Hem Japon hem de Türk iş insanlarının, kültürel zenginliklerimizi ve ticaretin gücünü bir araya getirerek ortak projelerde buluşacağına inanıyorum.’ açıklamalarında bulundu.
‘Türkiye önemli ve gelecek vadeden bir pazar’
Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakan Yardımcısı Kozuki de diplomatik ilişkilerin başlamasının 100’üncü yılında, Türkiye ile ekonomik ilişkilerin Japonya İş Federasyonu (Keidanren) Japonya Türkiye Ekonomi Komitesi ve DEİK/Türkiye-Japonya İş Konseyi’nin iki ülkede kilit rol oynadığını aktardı.
Kozuki, ‘Türkiye, 85 milyondan fazla nüfusuyla çok yoğun ve genç nüfusuyla coğrafi konumu ve çevresindeki ülkelere erişimiyle malların dolaşım ve lojistik işbirliğiyle Türkiye önemli ve gelecek vadeden bir pazar. Türkiye’de faaliyeti bulunan 300’e yakın Japon firma farklı alanlarda çalışmalarını sürdürüyor. Bu firmaların Türkiye’ye yatırımlarını güçlendirmelerini ve ekonomik gelişme yaratmayı arzu ediyoruz ve Bakanlık olarak bu konuda çalışmalarımız bulunuyor.’ değerlendirmesinde bulundu.
Ekonomik Ortaklık Anlaşmasının hayata geçmesini arzu ettiğine dikkati çeken Kozuki, Ukrayna’nın yeniden inşa sürecinde de işbirliği için fırsatlar gördüklerini kaydetti.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Çonkar da Japon şirketlerin Türkiye’deki enerji sektöründe geçmişten bugüne faaliyetlerini başarıyla sürdürdüğünü hatırlattı.
Çonkar, ‘Oldukça dinamik bir alan olan enerji sektöründe, karşımıza her gün yeni fırsatlar ve birlikte çalışabileceğimiz yeni alanlar çıkıyor. Küresel bir enerji dönüşümü sürecine şahitlik ettiğimiz bu dönemde, hem Türk hem Japon şirketlere her iki ülkedeki enerji yatırımlarını artırmaları için çağrı yapmak istiyorum. Özellikle rüzgar ve güneş odaklı yenilenebilir enerji projeleri için yakın zamanda yeni ihale duyurularına çıkacağız. Japon özel sektörünün bu ihalelere katılımından ve muhtemel projeler kapsamında iki ülke şirketleri arasında gerçekleştirilecek ortaklıklardan memnuniyet duyacağız.’ ifadelerini kullandı.
‘İşbirliğimizi, denizaşırı iş birlikleri ve küresel ortaklıklarla daha da ilerletmeliyiz’
DEİK Başkanı Nail Olpak da Türkiye’nin ‘Yeniden Asya Açılımı’ ve Japonya’nın ‘Serbest ve Açık Indo-Pasifik’ stratejisinin örtüşen vizyonlara sahip olduğunu anlattı.
Olpak, buradan hareketle, işbirliklerinin denizaşırı işbirlikleri ve küresel ortaklıklarla daha da ilerletilmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
‘Müzakereleri devam eden Ekonomik Ortaklık Anlaşmasının, iki ülkenin de faydasına olacak şekilde sonuçlanması önemli. Bu noktada DEİK ve Kaidanren arasında imzalanacak Ortak Bildiri önemli bir adım olacaktır. Tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği günümüz dünyasında Türkiye’nin önemli bir üretim ve ihracat kapasitesine sahip. Japonya, bunun farkında ve İstanbul Boğazı’ndaki ikinci köprü ve Marmaray tüp geçici projeleri dahil, farklı yatırımlara da ev sahipliği yapıyor. Japon iş dünyası ile bu iş birliğimizi üçüncü ülkelerde de kullanabileceğimizi düşünüyorum. Türk ve Japon iş dünyaları olarak, pes etmeyen mücadeleci kimliğimizle ülkelerimiz arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerimizi derinleştirmek için gayreti elden bırakmayacağımıza inanıyorum.’
Keidanren Japonya-Türkiye Ekonomi Komitesi Eş Başkanı Mitsuoka da Japonya’nın ticaretinde pay sahibi olan ülkelerin yüzde 80’iyle serbest ticaret anlaşması bulunduğunu aktararak, ticaretin ve yatırımların gelişmesi, istihdamın gelişmesi için Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nın tamamlanmasını arzu ettiklerini ifade etti.
DEİK/Türkiye-Japonya İş Konseyi Başkanı Çalık da Türk-Japon ilişkilerinin tarihine değinerek, Türkiye’nin güçlü ve kabiliyetli iş gücünü de göz önünde bulundurarak, Japon dostları Türkiye’ye daha fazla yatırıma davet ettiğini belirtti.
Çalık, ‘Yatırımları hızlandırmasını beklediğimiz Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nın iki ülkenin de karşılıklı faydasına olacak şekilde imzalanmasını bekliyoruz.’ açıklamasında bulundu.
Toplantıda ‘Yatırım ve İş Ortamı’ ile ‘Karşılıklı yarar sağlayan ortaklığa vurgu yapan belirli alanlar’ başlıklı paneller düzenlendi.
Türkiye-Japonya Enerji Forumu
Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı (METI) ev sahipliğinde ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı işbirliğiyle ‘1. Japonya-Türkiye Enerji Forumu’ gerçekleştirildi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Ahmet Berat Çonkar, METI Bakan Yardımcısı Ryosuke Kozuki, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Japonya İş Konseyi Başkanı Ahmet Çalık, kamu ve özel sektörden Türk ve Japon iş insanlarının katılımıyla düzenlendi.
Japonya-Türkiye Enerji Forumu kapsamında, ‘Çalık Enerji ve Mitsubishi Corporation’ ve ‘DB Tarımsal Enerji ile Mitsubishi Corporation’ arasında Türkiye ve çevre ülkelerde yeni nesil enerji ve ham madde potansiyellerinin geliştirilmesine yönelik mutabakat anlaşmaları imzalandı.
Sektörel
Enerjide Verimli Büyüme, Türkiye İçin Stratejik Bir Fırsat!
Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Direktörü Bora Şekip Güray, 5–11 Ocak Enerji Verimliliği Haftası kapsamında yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin enerji alanında daha verimli bir büyüme sağlamasının, enerji arz güvenliği, ithalatın azaltılması, rekabetçi bir enerji sistemi ve sürdürülebilir enerji dönüşümü hedefleri için büyük bir stratejik fırsat sunduğunu vurguladı. Güray, artan enerji talebinin daha verimli ve katma değeri yüksek çözümlerle yönetilmesinin kritik önem taşıdığını belirtti.
“Daha Verimli Bir Enerji Sistemi Enerji Arz Güvenliğini Güçlendirecek”
Bora Şekip Güray, 2025 yılında IICEC tarafından yayınlanan “Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü” raporunun bulgularına dikkat çekti. Rapora göre, verimli bir enerji sisteminin gelişimi, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesinde ve emisyonların azaltılmasında önemli rol oynayacak. Güray, “Verimli Büyüme Senaryosu”nda fayda-maliyet oranının dört buçuk gibi çarpıcı bir rakam olduğunu belirtti: her 1 milyar dolarlık enerji verimliliği yatırımı, fosil yakıt ithalatında ve emisyonlarda azalma ile birlikte 4,5 milyar dolarlık tasarruf sağlayabilir.
2053 Yılına Kadar %21 Daha Az Enerji Tüketimi ile Aynı Ekonomik Çıktı Mümkün
“Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü Raporu”ndaki bulgulara göre, 2053 yılına kadar Verimli Büyüme Senaryosu, Baz Senaryo ile aynı ekonomik çıktıyı %21 daha az enerji tüketimiyle sağlayabiliyor. Güray, bu durumun Türkiye’nin kişi başına enerji tüketimi yüksek ve enerji yoğunluğu düşük olan bazı OECD ülkeleriyle arasındaki farkı daha hızlı kapatmasına olanak tanıyacağını belirtti. Ayrıca Verimli Büyüme Senaryosu’nda emisyonların daha erken bir vadede tepe noktasına ulaşması, iklim değişikliği ile mücadele hedeflerine de önemli bir katkı sağlayacak.
Finansmanı Artırmak ve Çeşitlendirmek Önemli
Güray, Türkiye’nin son yıllarda ekonominin enerji yoğunluğunda azaltım performansı ile OECD ülkeleri arasında öne çıktığını, ancak bu olumlu performansın sürdürülebilmesi için gelişim alanlarının bulunduğunu ifade etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve Eylem Planı’nın önemli bir yol haritası sunduğunu belirten Güray, 2030 yılına kadar enerji verimliliğine 20,2 milyar dolar yatırım hedeflendiğini vurguladı. Bu bağlamda, sanayi başta olmak üzere enerji tüketicisi sektörlerde artan farkındalık ile enerji verimliliği yatırımlarına daha fazla ve çeşitli finansman çekebilmek için yeni modeller ve iş birlikleri geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Enerjide En Yüksek Talep Binalarda Isıtma ve Soğutmadan Kaynaklanıyor
Güray, Türkiye’nin enerji talebinin beşte birinin binalarda ısıtma ve soğutma amaçlı kullanımdan kaynaklandığını belirtti. Bunu, %18’er pay ile enerji-yoğun sanayi sektörleri ve karayolu ulaşımı takip ediyor. Karayolu yük taşımacılığı ve binalarda elektrikli ev aletleri ve aydınlatma amaçlı kullanımlar da eklendiğinde talebin yaklaşık %70’i bu beş alandan kaynaklanıyor. Güray, özellikle eski konut binalarında, eski taşıtlarda ve sanayinin yapısında önemli verimlilik potansiyeli olduğunu sözlerine ekledi.
Artan Elektrik Enerjisi Talebinin Verimli Yönetimi Kritik Önem Taşıyor
Enerji sisteminde elektrik enerjisinin payındaki büyümenin çarpıcı trendler arasında yer aldığını vurgulayan Güray, elektrik enerjisinin nihai enerji talebindeki payının önümüzdeki 25-30 yıl içinde %50’ye ulaşabileceğini öngördüklerini belirtti. Artan ve çeşitlenen elektrik talebinin hem güvenli hem de verimli olarak karşılanması gerektiğinin altını çizen Güray, veri analitiği ve dijitalleşmenin sunduğu olanakların enerjide daha verimli büyüme için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.
Sektörel
2025’te petrol ve doğal gaz üretimi arttı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “2025’te yerli petrol ve doğal gaz üretiminde önemli bir hamle yaptık. 2026’da yerli kaynaklarımızı daha etkin kullanacağız” dedi.
2024’te yıllık 38 milyon varil olan yurt içi petrol üretimi, 2025 yılında yüzde 26 artış ile 47,9 milyon varile ulaştı. Doğal gazda da 2024’te yıllık 2,3 milyar metreküplük Türkiye geneli üretim, 2025’te yüzde 39 artarak 3,2 milyar metreküpe çıktı.
ENERJİ FATURASINI DÜŞÜRÜYOR
Enerjide dışa bağımlılığı azaltma noktasında yerli petrol ve doğal gaz üretimi büyük önem taşıyor. Özellikle Gabar’daki petrol, Karadeniz’deki doğal gaz üretimi, Türkiye’nin enerji faturasının azaltılmasında katkı sağlıyor. Bu sahaların yanı sıra yeni keşiflerin de devreye girmesiyle petrol ve doğal gaz üretimi giderek artıyor.
135 BİN VARİLLİK REKOR
2025 yılında yurt içindeki toplam petrol üretimi 47,9 milyon varil olarak gerçekleşti. 2024’te 38 milyon varil olan yurt için petrol üretiminin yüzde 26’lık artışı dikkat çekti. Günlük ham petrol üretimi 135 bin 671 varil ile 25 Nisan 2025’te yıllık bazda rekor seviyeye ulaştı.
10,2 MİLYON METREKÜP İLE ZİRVE
Doğal gazda 2024 yılında yıllık 2,3 milyar metreküp olan toplam yurt içi üretim, 2025’te 3,2 milyar metreküpe çıktı. Doğal gazdaki yıllık artış, yüzde 39 olarak kayıtlara geçti. 21 Nisan 2025’te Türkiye geneli günlük doğal gaz üretimi, 10,2 milyon metreküp ile zirve yaptı.
ENERJİ FATURASI
Petrol ve doğal gaz üretimindeki artış trendini yorumlayan Bakan Bayraktar, ülke olarak her yıl 60-70 milyar dolar enerji faturası ödediklerini söyledi. Bayraktar, Türkiye’nin enerjisinin üçte ikisini ithal ettiğini ifade ederek enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için yerli üretimin önemine dikkat çekti.
YENİ KEŞİFLER
2025 yılında yerli petrol ve doğal gaz üretiminde önemli bir hamle yaptıklarını kaydeden Bayraktar, “Bu yıl ile birlikte arama ve üretim faaliyetlerimize hız vereceğiz. Karadeniz’deki doğal gaz üretimimizi iki katına çıkaracağız. Diyarbakır’da gerçekleştireceğimiz yatay sondaj yönteminin Türkiye petrolcülüğünde oyun değiştirici etkisi olacak. Hem denizlerde hem de kara alanlarından sondaj faaliyetlerimiz artacak. İnşallah 2026 daha büyük keşiflere gideceğimiz bir yıl olacak.” dedi.
Sektörel
Rota Portföy Goldfinch Sanayi ve Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu Kuruldu
Rota Portföy ve Goldfinc Golfinch Global Capital işbirliği ile kurulanRota Portföy Goldfinch Sanayi ve Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, düzenlenen lansman etkinliği ile basına ve etkinliğe yoğun ilgi gösteren iş ve finans dünyası temsilcilerine anlatıldı.
Goldfinch Global Capital Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka ile Rota Portföy Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Eraslan lansman etkinliği öncesinde bir grup gazeteci ile bir araya geldiler.
Burada yaptığı açıklamada, Goldfinch Global Capital’i bir alternatif varlık yönetimi şirketi olarak kurduklarını belirten Dr. Tamer Saka, şirketin resmi kuruluşunun 2025 yılı başı olduğunu söyledi.
Saka şöyle konuştu: “Goldfinch Global Capital olarak hedefimiz 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık bir varlık yönetimi seviyesine çıkmak. Alternatif varlık yönetimi işinin bir parçası olarak da farklı alanlarda fonlar kuracağız. Bunlar vasıtasıyla şirket kendisine bir yatırım portföyü oluşturacak. Bu amaçla ilk fonumuzu biz Rota Portföy şirketi ile beraber bugün lansmanını yaptığımız fonumuzu kurduk. Bu fonun ilk hedefi 100 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmak.”
Dr. Tamer Saka bu fonun, üretim ve üretim teknolojileri alanında yatırımlar yapacağını kaydederek, “Dünyadaki ve ülkemizdeki, sanayi dönüşüm ihtiyacını karşılamak üzere orta büyüklükteki şirketlere global ölçekte büyüme imkanları sağlayacak yatırımlar yapmayı hedefliyoruz” dedi.
Yatırım yapacakları şirketleri “ileri teknoloji kullanan üretim şirketleri ve/veya bu üretim şirketlerine teknoloji sağlayan firmalar” olarak tanımlayan Saka, Fonun yüzde 85’i Türkiye’de yüzde 15’i yurtdışında yatırım yapacak şekilde planlama yaptıklarını vurguladı.
Dr. Tamer Saka şunları söyledi:
“Yatırımlarımızı ileri malzeme üzerinde çalışan, ileri teknoloji sahibi olan, elektronik, sağlık tarım ve teknoloji alanında faaliyet gösteren firmalara odaklamayı düşünüyoruz.
Bu fon ile tabii ki ticari bir faaliyet yürüteceğiz ama aynı zamanda Türkiye’nin sanayi dönüşüm potansiyelinde ortaya çıkacak güzel örneklere yatırım yapmayı planlıyoruz. Türkiye’de özellikle orta pazardaki şirketlerde teknolojiye çok hızlı bir adaptasyon gözlemliyoruz. Ancak bu şirketlerinde yönetim gibi, insan kaynakları gibi, finansmana erişim gibi konularda sıkıntıları oluyor. Belli bir eşiğe geldikten sonra büyümekte zorlanıyorlar. İşte biz bu fonu yönetirken, şirketlerin önünü açacak, onları destekleyecek her türlü yönetsel desteği veren ve gerekli finansal desteği sağlayan bir anlayışla hareket edeceğiz. Amacımız, ileri teknoloji alanında sanayi şirketlerimizin gerçek potansiyelini kamuoyuna göstermek.”
Rota Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Eraslan, girişim sermayesi alanındaki bu ölçeğe dikkat çekerek şunları söyledi: “Rota Portföy olarak girişim sermayesi alanında seçici ve disiplinli bir büyüme stratejisi izliyoruz. Bugün yönettiğimiz 28 girişim sermayesi yatırım fonu ve 14,4 milyar TL’yi aşan büyüklük, bu alandaki kurumsal kapasitemizin somut bir göstergesi. Goldfinch GSYF ile sanayi ve teknoloji ekseninde, uzun vadeli değer yaratma potansiyeli yüksek şirketlere odaklanıyoruz.”
Rakamlarla Girişim Sermayesi Fonları
Küresel ölçekte regüle edilmiş yatırım fonlarının toplam büyüklüğü 73,9 trilyon ABD dolarına, özel sermaye ve girişim sermayesi fonlarının toplam hacmi ise yaklaşık 12 trilyon ABD dolarına ulaşmış durumda. Bu tablo, private equity ve venture capital fonlarının küresel yatırım ekosisteminde artık ana akım bir rol üstlendiğini gösteriyor.
Türkiye’de de girişim sermayesi ekosistemi hızla derinleşiyor. Portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilen toplam varlık büyüklüğü yaklaşık 273 milyar ABD doları seviyesine ulaşırken; 47 portföy yönetim şirketi tarafından yönetilen 388 GSYF’nin toplam büyüklüğü 384 milyar TL’yi aşıyor. Bu fonlara 13.812 yatırımcı ortak olurken, 255 milyar TL doğrudan şirket ortaklıklarına yönlendirilmiş durumda.
-
Yenilenebilir Enerji4 hafta önceBorusan EnBW Enerji’nin, kız öğrencileri yenilenebilir enerji sektörüne hazırladığı Yeşil Yaka projesinde yeni dönem başladı
-
PETROL4 hafta önceShell Türkiye, 16. Yol Emniyeti Konferansı’nda Dijital Dönüşüm ve Artan Riskler Öne Çıktı
-
PETROL6 gün önceShell Gençlik Sosyal Yatırım Programı İLERİDE’ye Başvurular İçin Geri Sayım Başladı
-
Sektörel4 hafta önceRota Portföy Goldfinch Sanayi ve Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu Kuruldu
-
PETROL4 hafta önceShell, Müşteri Memnuniyetinde; Türkiye’nin İlk 3 Şirketinden Biri, Sektörünün Lideri
-
ELEKTRİK4 hafta önceGÜRİŞ’TEN UKRAYNA’NIN GELECEĞİNE YATIRIM
-
Sektörel1 hafta önce2025’te petrol ve doğal gaz üretimi arttı
-
Rüzgar Enerjisi1 hafta önce2035 Hedeflerine ‘Süper İzin’ Desteği: Rüzgar ve Güneşte Hibrit Dönemi Başlıyor!
